Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Seyduna & Şahrud_tunay Bozyiğit  (Okunma Sayısı 331 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
berkamnt
4 Kalp
*

Offline
  Mesaj Sayısı: 9327
  Üye No: 12758
  Cinsiyet: Bay
  Rep : +1091/-63

Üyelik Bilgileri E-Posta
« : 05 Eylül 2008, 11:28:44 Cum »



1

biliyorum sen yine parmak uclarında üşüyorsun.
Aramızda kıvrılıp yatan uzaklığa inat
ayaklarınla kasıklarımın kasırgasını
ellerinle yüreğimde yaktığın ateşi düşlüyorsun.
Sularımız sızıp karışıyor ay karanlıkta
ve cırılcıplak bir ırmağa dönüşüyoruz yatağımızda..
Apansız pencerende gülümsüyor güneş ne güzel.
Bütün parmakların tıkır tıkır işliyor
iştahla gülüyorsun yaşamaktır aşk
geceyle gündüzün sesziz gecişimidir bir uyku boyunda.
Delice bir yangın parmaklarının buzulunda
ah şahrut her yerimiz nasıl da şaşırıp kalmaya istekli
   


2

kaçağım
eşkiya aşklar yaşarım durmadan
kaşla göz dağla uçurum arası arası konar göçerim
sürgünlüğümü yurtlanmaz yerleşil sevdalar
sığsın istetrler defnelere küçücük saksılarına
yetmezdağ başlarının teslimiyeti istenir
ya katlim ya ihanetim
bilmezler başka yol olduğunu
ben eşkiya yani her yanı pusu
gözlerindeki dumanlı dağlara sığınmam bundandır
o zaman keyif çatarım silah diye sevdanın doruğuna
buzullar erir nehirler yatak değiştirir
sevdalarımı ışıklarında yıkarlar
sonrada yürekleri seslerinde gürülgürül akarlar
çıplak suretleri dağ başlarını resmeder
işte o dem iklim değişir hüzün olur
yüreğimden gayrısına sır vermediğim doğrudur
kaçaklık bu
hadi gel şahrudum
dağlara gövde verelim
göğsüm tahtasının altı o
yoksa vuracak hasretin beni bi tenhada
yakışırmı bi kaçağa ecel eliyle ölmek...

3

ah koruyabilseydim böylesi zamanlar için eşkiyalığımı
çapraz fişekliklere mermi diye sürerdim yalnızlığımı
sonrada bir dağ başının pusatında
sisin gümüşten yatağına çekerdim, geri kalanımı..

meğer teslim etmişim dürbünlerin uzağı yüreğimi
iki çıplak silah gibi üzerime çevrilen
bakışını azına sürmüş gözlerini

şimdi böyle çaresiz lall
bilmediğim bir dille nasıl konuşur
nasıl korurum kendimi
yolu yokkk serde eşkiyalık var
gelir en yanında kendimi öldürtürüm

deli gönül ahmak gönül bıkmadınmı boşluktan
o yar seni terkeyledi uyan deli gönül uyan
seni seven terkeyledi nedir kapanmayan yaran

umut bazen işkencedir bitmeyen zalım gecedir
yüz çevirmek bitti demek bilemezsin yar nicedir
bitti deyip çekip gitmek bilemzsin ne acıdır

susuz güllerin kederiyim bu gece
o kadar..
gerisi masal, gerisi leyli lal...
dikenleri budanan güllerin kederi...

görecek günlerinmi var ömür dediğin kaç bahar
her hayat özgünün sayar uyan deli gönül uyan
her hayat özgünün yaşar nedir kapanmayan yaran

umut bazen işkencedir bitmeyen zalım gecedir
yüz çevirmek bitti demek bilemezsin yar nicedir
bitti deyip çekip gitmek bilemezsin ne acıdır

4

İki ayrı baharın dalıydılar; biri ilk, diğeri sondu ve kan ter içinde bir yaz aralarında
duruyordu. Bahara yenildiler.
Şahrud taptazeydi. Filizdi. Yüreği güneşi içec irsin rengarenk gülümseyen yeryüzüydü...
Seyduna ölüme ölümüne yakındı. Çınardı. Şahrud`un giyindiğini soyunuyordu ve
gelinsi dalları soyundukça çıplaklığından utanıyordu.
Solan yüreğiyle her seher güne biraz daha sarı duruyor ve biliyordu: ten soğuması
çoğu kez elinde ak keteniyle vaktinden önce geliyordu.
Seyduna`yla Şahrud`un tek ve bütün bağları ayrılıkları da olan mevsimin en uzak
uçlarına tutunmalarıydı. Mevsim haziran sonunda kendini yakınca koptular.
Artık birbirlerinin kışında bile yoktular...



5

bi kez kınından çekilmişti ayrılık
yanacaktı ten, yanacaktı su, yanacaktı dil
bu ağulu hançerin önüne geçilemez di, geçileme di
yinelendi acı,
seydunanın bir avuç kalan, ufalanan bedeninde
ardından gidemedi, çöldü geçitsizdi ayrılık
o çölü geçemedi, kaldı
artık içine gömdüğü,
gün yüzü göstermediği sözlerdi şahrud
başladı upuzun susmalar, bakışlarında
aldı çölü, bastı sustuğu yerine
kaç sevda çadır kurup sökmüştü teninden
yüreğinin ufalması birazda bu göçerlerden
adının anlamını aramadın akarsu yazgılım
adınla kalsaydın, belki de benim olurdun
öyle bakma gözlerinin şafağı iniyor, yüzümün alacasına
tılsımdım her dem, yüreğimin pususunda yitip giden
bense korku hançerimi suyunda biliyem
susalım ayrılıklar uyuyor sinemde, uyarmayalım
yüreğimiz sıyırmaz

azını verenle yola çıkılmazdı , ay'dın
sende yiğit hançelerce akan gözyaşları
benimle saklımda saklı
git, bırak bakışlarım şaşkın ve rehin kalsın
akıp gidişinde
görünce seydunanın gözlerini
sıra dağlar çözdü kollarını
öptü şahrud'un yaralı bakışlarından
dudakları seyirip çürüdü
içine ağlamaktı, içinde ölene ağlamaktı
şahrud bu son öpüşle tamamlandı
seyduna'nın yüzüne başını kaldırıp bakmadı
seyduna bir yerlerde kalan bir sır arar gibi bakındı
ya da ruhunu, yoktu
ikisinden yapılma zaman bile yok olmuş
yetim öykü tamamlanmıştı
izler silindi destandan, kendini mühürledi
ve destan bir daha yitik öykü satmayacaktı



6

bozkır suları gibi yoksul; ancak bahtlı doğdum,
özge sularla karıştım, araz oldum
vermenin yurduydum, yeşildim, ığdır'dım....
karışan yanlarımı gurbet yüzlerde çiçeğe durmuş buldum. koklaştık; el verdik, türkülendik, yola çıktık. meğer ne de güzel insanlardık.
yaşamları türkülerimize öyküleyip kardık ve hep güzeli aradık. yine de her birimiz acılar, ayrılıklar önünde sınanan sabırdık. bu hayat ırmağında yola çıktığımız yoldaşlardan kimilerini yolumuzdan ayırdık, meğer içi çürük cevizlermiş.
su yüzüne, sonra da kıyıya vurdular. türkülerce arındık. çünkü artık sarihtik; parmak uçlarımızla hayatı görecek denli mahir....
su damlası sesleriyle yürekleri getiren yeni nefes ustaları katıldılar kervanımıza. bir olduk! harlı türkülerimizi üfleyerek söyledik.
yalundan şaşmayan bir karınca ordusu gibi.......


7

Ey göç kız git !
Toprağının buğday yüzüyle tanış,tanısına kulak ver.
O toprakta masal uyur,
Destan yaratanda büyür.
Çürümesede civan ölenler ,her çocuk yazgılıdır,
Erken büyür,ecelsiz ölür.
Fırat neden asidir,anla.
Küskün Dicle'de yüreğini yıka ,yüzü gülsün.
Dağlarında soluklan.
İnceden bir tütün sar çaya sevdalı ,
Kaçak olsun.
Hudut boylarını sarhoş otlarla çiğne,
Kekik kokulu eşkiya yele sırdaş ol.
Sonra da,Harranda da yüzünü güneşe dön!
Yazgını ağartan ışıkla yükle heybeni ,
Newroz la gel.
Heybendeki ışık bahtın olsun.
Mevsim kışa dönende ,göçler yola düşende ,
Kirpik göze süzende gözleri göç alırım,
Göç gözlü göçer kız
Bakışları hançer kız
Yurdu yuvası yasaklım,
Sürgünlükten naçar kız,
Çadır kurarod yakarım
Külümden karlar saklarım,
Göğsümde uçları açık yaralar bırakırım,
Göçgözlü göçer kız
Sürgün bölük börçük kız
Yurdu yüreği talanlım,
Sürgünlükten beter kız..


8

seni görmeye geldim
çocukluyum, korkum, arsız sevincim
utangaç küfrüm, arızalı sevişmelerim
neredeysen çık ortaya
kara yeller eser olmuş yerinde
talan bağdaş kurmuş esmer derinde
nerede sarkık bıyıkları tütün nakışlı oğulların
can havlinin yangını lice`m
muska diye boynumda taşıdığım inancım
seni böyle lâl, mühürlenmiş mi görecektim
a diyarbakır`ımın zindanına gün düşürenim
zılgıtını üç ocak gibi anlında yakan
tütün yüzlü kızların nerede
kırık yıkık dönüyorum utanarak yanarak
ve
acısını getirdi lice`sinden
sapsarı acısını
redifim, ustam, ortağım, çırağım
gümüşî bir tabakada saklayarak
bense kurt kızlarının parmaklarını sarıyorum ipince
dumanını ciğerime bırakarak
yakılan lice`nin küllerini yüreğime damıtarak


9

yitik öyküdür
tarihten iki ayri cografyaya damlayan
ıki ayri yürekte durmadan kanayan
seyduna’yla sahrud
yüreklerin akarken biraktigi izi
birbirlerinin gözlerinde aradilar.
yoktu.
ıki iklim farkiydilar
ne zaman göz göze degseler
yangin çikmayacak denli uzaktilar.
yalnizca aynalarin dökülen sirrina yansirdi
üçüncü bir kente düsmüs suretleri

sahrud gökyüzü geliniydi.
yüzüne bulut inse dolardi masal gözleri.
bir solukluk rüzgarda bile
usul usul kanardi gelincik bedeni.

seyduna yeryüzü cehennemi.
ölüm, çagrili uçurumlarda sinardi sevdasini
yalniz ufuk çizgisinde bulusurlardi,
onu da günes günde iki kez atese verirdi.

ıki iklim ayrildilar.
“ya sahrud!” dedi seyduna
“gözlerime mermi diye sevdani sürdüm.
ardina bakma, gözyasimla vurulursun.
su gibi git.”

sahrud’un yüzüne keder mayin gibi durdu.
ve zaman gözlerinin su yesilinde kuruldu.
hüzün bir buda heykeli gibi çirilçiplak,
yüzlerine oturdu.

rivayet odur ki,
sahrud vardigi denizlerde hala
seyduna türküleriyle uyanmakta,
seyduna, sahrud’un gözlerinden kalan
masalla yaslanmakta.)


10

'nasıl da inceden işleyen bir sızıdır
bu zulümlü gece
oysa daha dün
simsiyah bir gül görkemiydi yüzün
seher sabahını sırtlardı dağ başı omuzların
bakışların süzülürdü gözlerinin buğulu şafağında
ne de alazdı çiğ düşmüş dudaklarının açılışı
çatılan gövdelerimiz tutuşur, karanlığı yakardık
neylersem rakının dünkü tadı yok
mumla dudanın kızılı yanmıyor
unutulmak en büyük kötülüktür
hunharca öldürüyor adamı
ahhh!..yıldızlarda orda kaldı
gözlerinde doğan yıldızlar
düşlerimin gök mavisi karardı
körüm kör gelde senden kalanları gör
yapraklarını bile tutamayan güz dalları ellerim''

yağmurun sesi kırılır etimde
canımın yangını sönmez içinde
acılardan geriye neyim kaldıysa
yüklendim gidiyorum bir bilinmeyene

vurmuşum sokaklara
çırılçıplak sulara
alaz dilli rüzgarlara
karanlık kanlı uykulara

ellerim diyorum,
temmuz ayı üşürse böyle
kalırsa karanlıkta bir başına
sarılırsa birbirine korkudan
senin eserindir
zaman sakalını uzatıyor yüzünde, kırlaşarak
iştahını etinde biliyor yalnızlık
karanlık üstüme üstüme geliyor
yüreğinde göç sesleri
bir göç niye kabuk bağlamaz
kanar ha kanar
ahhh!..gövdemde biriken yağmurlar
vaktidir, serseri sular gibi yalın ayak
sokaklara düşmenin vakti'

serserinin biriyim
ne ölü ne diriyim
bir yarada sen yükle
öyle çekip gideyim

benden sana yar olmaz
acıdan diyar olmaz
yüreği göç verende
sevdalara yar kalmaz


11

seyduna dağlar hanı
gönüllerde kelamı
cenneti yer yüzüne
indirmektir muradı

dosluklar yeter bana
hasretim ben insana
dünya malına tokum
açım güzel insana

ey sahrud ey hayat veren ırmak
sen ki bir mene akmayı bitmedin
ey yarı ömrümde açan ilkbahar
sen ki bir gülümü mene dermedin
ölümüm olur salınıp da gidişin
kirpiğin gazar kabrimi ay sahrud
ellerin diker ellerin son söküğüm
susuşum olursun susarım da ay şahrud
kederim şahrud hederim şahrud doymadan sene giderim şahrud
kederim sahrud
hederim şahrud
doymadan acına
giderim şahrud
ey dağa taşa ses veren ya şahrud bir men miyim yadlara düşmeyen can
hani sendin aşklara nefes şahrud men değil sen ol odlara düşmeyen can
avuç avuç bakışlarınla ya şahrud
kapanır ömrüm üzeri kapanır
gözlerin gömer sesimi nefesimi
susuşum olursun susarım da ay şahrud


12

yangın yangın bakışların
saçların rüzgar rüzgar
savur alevini yansın
gözlerine konan turnalar
savur alevini yansın,
gözlerine düşen damlalar

sen hiç mi bahar görmedin
yüreğin aşka sermedin
beni kovsan gitmem derdin
yaban kokusuz yalancı...

şehirde eskimiz yandı, gittin
deva bulmam gözlerime ,değdin
şimdi kup kuru çöl gibi sözlerin
yaban kokusuz yalancı

'sana geldim sana
sende yeryüzüdür gövde bulan
ey suların sonsuzluğu
bakışlarım demir atsın
gözlerinin limanına
fırtınalar yorgun yüreğim; sana
bütün sabahlarım sesinde ağarsın
keder tırmanmasın yüzüme bir daha
sarmaşık gibi..
öpüşlerin damlasın, çöl dudaklarıma
biliyorum yüreğin, durgun sudur dindiğim
korku kıyılarımı sildiğim
sana geldim, sustum ve yumdum
iki damla ateş düşürdüğün gözlerime
al uslandır korsan bedenimi
gece kanat çırpsın parmaklarında
birbirimizden kaçıracak yerimiz kalamasın
birleşsin yağmur soyunuğu ellerimiz
bırak öpüşlerim ağzını kapatsın
uzun uzadıya susarak kalalım birbirimizde,
sabaha söyleyecek söz bırakmayalım
köpekler gibi havlayan acılarımız sussun
sevda çözmesin kendini bizden
sularca gülüşelim
yüreğin alıkoysun gitmelerimi
sana geldim sana'

en kaynar su bile olsan
ateşimi söndürürdün
yüreğine bir sorabilseydin
bu zulumü bitirirdin...

yangına el konanın
umutları fot olur
bir ömür yangınsızda
yanar yanar kül olur

    Tunay Bozyiğit
« Son Düzenleme: 05 Eylül 2008, 11:39:07 Cum Gönderen: berkamnt » Logged

Şizofren deliler kurmuş hamağını beynimin çınarına .
Bir yanımda inancım,bir yanımda isyanım iki tezat…
Son perdesini oynuyorum saçmalamanın…Yatacak yerim yok..
Uykusuzum…Ben iflah olmam…
Etiketler : Seyduna & Şahrud_tunay Bozyiğit, Paylaşım, Oyun, Seyduna & Şahrud_tunay Bozyiğit, Film, Eğlence, Seyduna & Şahrud_tunay Bozyiğit, Dizi, komik, Seyduna & Şahrud_tunay Bozyiğit
« : 05 Eylül 2008, 11:28:44 Cum »
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  

 
Gitmek istediğiniz yer: