beril: Erol.Seni sevdiğimi bir türlü göremedin ya da görmezlikten geldin.Aşkın çok imkansız bir şey ama, ben yine de seni çok seviyorum.Keşke bu yazıyı okuyabilseydin. |  simurg: smnr seni seviyorummmm |  kopamam senden : arkadslar meraba bana yazarsanız sevinirim askımmmm seni seviorummm bidenem |  €-m!n€: aşkım seni çok sewiyorumm!! |  PIN@@R: AŞKIM BITANESI SENI COK SEVIYOUM BEBEK GOZLUM SERKAN NOLUR BIRAKMIYALIM BIRBIRIMIZI |  hicran: seni çok seviyorum hakan sen benim herşeyimsin canım aşkımmmmmmmm |  osman: raife seni cok ama cok seviyorum(l) |  Begüm: Hepinize Slm Ben Sizi Çok Seviyorum Arkadaşlar |  batuhan: gözde seni seviyorum ama hiç inanmadın bana |  yasemin: tolga seni seviyorum! mutlu ol yeter |  veysel: emine seni hala seviyorum |  tarık: seni hala eskisi gibi çok seviyorum |  canan_canom: slm arkadaşlar ben aranız yeni katıldım |  izci: oyun yazcam nası yazabilirim ste söler misiniz |  bushra: bilalmm seniii sevdiqimi biliysn ama ayrılık sart oldu artk..nolur anla beni.. |  gizli: seni çok seviyorum ... |  ela: rıdvan seni her ne pahasına da olsa bırakmayacagım |  sevcan : SENİ SEVİYORUM İSMİ LAZIM DEİL |  sevcan : bir vafasız hayatımı maffetti sevemiyorummmmmmmmmmmmmmm seni |  burcin: seni cok seviyorum askim muratim ara lutfen |  Ask mahkumu: Hayati cok seviyorum cunki karsima onu cikardi.. Tum acilarimi unutdurdu... |  EKİN: SELAMLAR İYİ GECELER |  sevda: canımın ici seni coooooooooooook seviyorum bunu unutma |  yalnızlık: fatma seni seviyorum bunu biğl aşşşşkkkkkkımmmmmmmmmmmmm |  pınar: SERKAN İNAN SENİ ÇOK SEVIYORUM AMA BENI KOYUP GITME NE OLURSUN |  serdar: Eninde sonunda gerçek kişilikler çıkar meydana |  osman daldiran: raife seni cok seviyorum bunu bil ve yakında ordayım |  arif: sevdigim beyza onu canımı vrecekkadarseviyorum hatta daha fazla |  ablaların ablası: Hepinize hayırlı kandiller arkadaşlar |  cem: gökçeadayı çok begendim |  sevgi: içimdeki sevgiyi fışkırmak için daha cok gencim bu yüzden sevgimi bu siteye verdim |  sessiz_kız: :) |  Hatice: Mustafammm Seni seviyorummmm... Bugün 11. Ayimizzz aLLah nice nice ayLar nasip eyLesin bize ve bütün sevgililere .. Seni seviyorum hayatimmm |  kübra: hepimiz öleceğiz kardeşiiiiim şarkılar güzellll |  enestaha: slm millet nasılsınız |  sevda: mrb nbr nsılsınızzzzzzzzz senı sevıyorumaskımmm kenan |  yigit: qüzeL bi OLay mış ozaman bende haykırım senem senden ayrıLdım ama hala seni çok sewiOruum :/ |  zeynep: FERHAT SENİ ÇOK SEWİYORUM BİTANEM |  elif: ağladığım zaman gözyaşım güldüğüm zaman mutluluğum kokladığım zaman çiçeğim öldüğüm zaman SON NEFESİM OLURMUSUN?? |  fatma: hayırlı akşamlar arkdşlr çok güzel bir site ilk girdim çok begendim emegine saglık arkdşın,allah cc yar ve yardımcımız olsun.iyi geceler |  Sweetboy__: uzun zamandır giremiyordum bir ara bu site en ugrak yerimizde gün geçtikçe güzelleşiyor umarım daha iyiye gider... |  Şahin: benimde bi veri tabanım olsaydı bu sistemi kursaydı ne güzel olurdu ya :( güzel olmuş tebriklerr |  yusuf: senı çok sefıorum sarışınım yabancım sevda işte bu |  DUYGU: İBRAHİM KOCACIM SENİ ÇOK SEVİYORUM BİTANEM |  aynur: herkese selamlar.ben azerbaycandan aynur.cok guzel bir site tebrikler |  merve: ay çok da duygulan dım herkes bişe yazıyo ama neden yazdıklarınızı bilmıyorum siz arkadaş lar olarak hiç birinizi tanımıyom |  syste: slm |  aygul: super bır sıte cok begendım |  merve: gidene kal demem seven zaten gitmez....sevgi yürekte bitmez sözde biter sadece... |  omer: herkese selamlar arkadaslar.... |
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Mehmet Akifin 4 Mısralık Vasiyeti  (Okunma Sayısı 1060 defa)
nesli
Global Moderator
*

Rep : +2911/-305
Offline Offline

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 9995



Üyelik Bilgileri
« : 29 Şubat 2008, 19:26:05 Cum »

Edirnekapı Şehitliği'nde medfun İstiklal Marşı Şairimiz M. Akif Ersoy, 'Üçbuçuk nazma gömülmüş koca bir ömr-i heder' dediği hayatı-nda öldükten sonrası için tek arzusu vardı:

'Sessiz yaşadım kim beni nerden bilecektir?' diyerek unutulma kaygısını dile getiren ve 3 gün önce ölümününün 71'inci yılında bir kez daha yad ettiğimiz İstiklal Marşı Şairimiz Mehmet Akif Ersoy'u Sadık Yalsızuçanlar yorumladı.


'Üçbuçuk nazma gömülmüş koca bir ömr-i heder'



'Toprakta gezen gölgeme toprak çekilince,


Günler şu heyulayı da er geç silecektir. Rahmetle anılmak ebediyet budur amma,


Sessiz yaşadım kim beni nerden bilecektir?'



Yetmiş bir yıl önce, 1936'nın 27 Aralık'ında sona eren dünya yaşamını böyle niteliyordu Mehmet Akif. 'Birkaç mısrada yitip gitmiş, heder olmuş bir ömür...' Oysa, her anı bir mücahede ve murakabe ile geçmiş, mustarip ama daima umutlu, huzurlu, ahlakî bir hayattı onunkisi. Cemal'e yürüdükten sonra, aziz bedeninin yattığı toprağa dikilecek olan taşa şu dörtlük kazınsın istemişti:



'Toprakta gezen gölgeme toprak çekilince



Günler şu heyulayı da er geç silecektir



Rahmetle anılmak ebediyet budur amma



Sessiz yaşadım kim beni nerden bilecektir?'

Akif, İmparatorluğun inkırazını ruhunda hissetmekle kalmadı, yeni dönemde uğradığı büyük hayal kırıklığının da yükünü taşıdı. Ziya Paşa, 'izzet ü ikbal ile hükumetten çekilmişti', Akif, hiçbir zaman muktedirlerin safına katılmadı, hep sivil, yoksul ve onurlu kaldı. "Kırılan fakat eğilmeye gelmeyen" bir boynun üzerinde taşıdığı başına, 'ümmet'in ve insanlığın dertlerinden başka bir dert girmedi. 'Yeni hayat'ın getirdiği sorulara Kuran'dan cevaplar üretmekle geçirdi ömrünü. Onun 'heder' olmuş dediği ömre neler sığmadı ki?.. Prof. Dr. Mehmet Kaplan'ın isabetli belirlemesiyle, Safahat, o dönem İstanbul'unun, dolayısıyla İmparatorluk coğrafyasının gerçekçi ve manzum romanıdır. Akif'e şair değildir diyenler, ondaki o muazzam hüznü ve lirizmi, düşünceyle eylem arasındaki bütünlüğü, samimiyeti ve sadeliğin değerini hakkıyla göremeyenlerdir. Onun şairliğine tek başına o yakıcı Muharrem ağıdı yeter:



Yıllar geçiyor ki, yâ Muhammed / Aylar bize hep Muharrem oldu! / Akşam ne güneşli bir geceydi / Eyvah, o da leyl-i mâtem oldu! / Alem bugün üç yüz elli milyon/Mazlûma yaman bir âlem oldu: / Çiğnendi harîm-i pâki şer'in/Nâmûsa yabancı mahrem oldu! / Beyninde öten çanın sesinden/Binlerce minâre ebkem oldu / Allah için, ey Nebiyy-i ma'sum / İslam'ı bırakma böyle bîkes / Ümmeti bırakma böyle mazlum'



Bu yetmezse, yine lirizmin ve samimiyetin doruğa çıktığı 'Leyla'sı cevaplar soruyu:



"Hayır! Şark'ın, o hodgâm olmayan Mecnûn-i nâ-kâmın/Bütün dünyâda bir Leylâ'sı var: Âtîsi İslâm'ın.



Nasıldır mâsivâ, bilmez; onun fânîsidir ancak/Bugün, yâdıyle müstağrak yarın, yâdında müstağrak!



Gel ey Leylâ, gel ey candan yakın cânan, uzaklaşma/Senin derdinle canlardan geçen Mecnun'la uğraşma!"



Kays'ın, yetkinleşme hikâyesinin asıl kişisinin dolayımından geçtiği Leyla'sını yeni bir canla diriltir Akif. Leyla, Yahya Kemal'in 'Mehlika'sı gibi ütopik ve gaipte bir amaç değildir, bugün anarak sırrında kaybolduğumuz, yarın bizi anarak onun kaybolacağı insanlık idealidir. İnsanlığın dirliğini çağıran bu dizeler, ancak, yüreğine İslam-İnsanlık coğrafyası gibi geniş bir alan sığan büyük ruhça söylenebilir. Akif, bu yönüyle daha çok Bülbül ve Leyla'dadır, özellikle de, son şiirlerinde, Gölgeler'dedir.



Fazıl Gökçek'in edisyonuyla yeniden okurla buluşan 'Gölgeler'deki şiirlerin çoğu onun vatanından uzakta olduğu ömrünün son on yılına aittir. Bu şiirlerde o artık bir toplum ve sosyal olaylarla ilgilenen şair olmaktan çok bir "ben" şairidir. Dış dünyadan kendi iç dünyasına yönelen şairin, bu devrenin en önemli ürünleri olan "Gece", "Hicran" ve "Secde" şiirlerinde bu içe dönüş tasavvufî bir boyut da kazanmıştır. Gurbet duygusu ve yalnızlığa yaşlılık ve hastalığın da eklenmesi bu dönemin şiirlerini hem hüzünle gölgelemiş hem de yer yer zehirli serzenişlere yol açmıştır. Pek çok eleştirmen Mehmet Akif'in bu şiirlerini sanatının zirve noktası olarak değerlendirmişlerdir.' İlk kez, 1914 yılında, Abbas Halim Paşa'nın çağrısına uyarak gittiği Kahire'nin Helvan semtindeki evinde de nice dizeler kaleme almış, ömrü boyunca kederli, yalnız ama hep umutlu olan yüreğinin mahrem sırlarını kâğıda dökmüş, sonradan Paşa'ya ithaf edeceği Gölgeler de burada doğmuştu. 'Gölge' metaforunun bizatihi kendisi de gösterir ki, Akif, ömrünün son çeyreğinde, toplumsal ve ahlakî ideallerini yitirmemekle birlikte, Türk modernleşmesinin gelenekten yaşadığı köktenci kopuşun bir iç çözülmeye ve çürümeye maruz kalacağını görmüş, yeniden İlahî merkez olan kalbe dönmüş ve beslendiği irfanî geleneğin batınına yönelmiştir. Leyla şiirinde söylediği gibi, 'yer pek', 'gök yüksek'tir. Kendinden de bunalmıştır, zaman ıssız, mekan ıssızdır. İzleyen mısralarda bizi karşılayan, 'vahşet' ve 'zulmet', zamanın ruhunu nasıl gördüğünü ve tanımladığını yeterince ifade eder. Beyni boşlukta dönerken haykırır, lakin sadece cinler ses verir. Gece bitmek bilmez, ertesindeki nur henüz görünmemektedir. Dörtyüz milyon imanı boğan girdaba bakar ve yüzyıllardır çiğnenen İslam yurdu için bir umut arar. O dönem, irfan semamızın en parlak yıldızı Bediüzzaman'ın da henüz zuhur ettiği bir zamandır. Necip Fazıl'ın, 'aman efendim aman/galiba ahir zaman/manzarası yurdumun/tufan gününden yaman' biçiminde tasvir ettiği dünyanın içinden, bugünü yeniden geleneğin güçlü damarlarına bağlayacak olan mimar çıkar. Akif, bu manevî inşanın hazırlayıcılarındandır.



Her ne kadar, 'dili yok kalbimin ondan ne kadar bizarım' dese de, bize, binlerce mısradan oluşan manzum bir roman bırakır. Birkaç dönemin sadık tanığı olan bu şiirleriyle Akif, bir erdem ve hakikat insanı olduğunu yeterince kanıtlamıştır. İstiklalin şiirini yazma ödevi de ona düşer. Toplumun temel taşlarını bu şiirde buluruz. Özgürlük, iman ve adalet üzerine kurulu bir toplum tahayyülüdür bu.

Akif'in Sultan Abdulhamid'e gönderdiği eleştiri oklarını da içeren bir özür beyanını yine Bediüzzaman'da buluruz: 'İstikbalde gelecek şedid istibdadı yanlış hissederek o sultan-ı mazluma atılan bu oklar' ve yer yer isyan sınırını taşan dizeler, onun şairliğine verilmelidir ve bu taşkınlık, 'İlahî adalet'e gönül vermiş olmanın, ondan asla kuşku duymamanın da belirtisidir. Nitekim, onca itiraz, serzeniş ve sitemden sonra, 'İslam'ın geleceği'nin Mecnun'undan söz ederek, bizi tekrar umuda çağırır. Leyla bu denli içten çağrıya lakayt kalmayacak ve mutlaka gelecektir. Bu 'kahraman ve gürbüz evlat' yeterince acı çekmiştir, bu sancılı süreçten sonra bir huzur, geceden sonra şafak, kıştan sonra bahar gelecektir. 'Bizler acele ettik kışta geldik, sizler cennet gibi bir baharda geleceksiniz' diyen de aynı sırrı söylemektedir. Çünkü bu Mecnun'un gözü Leyla'dan, o temiz amaçtan başka bir şey görmemektedir. 'Bugün yadıyla müstağrak, yarın yadında müstağrak'tır. Şu dizeleri de ancak bu sancıyı bütün varlığıyla hisseden bir ruh söyleyebilir:



'Kimin uğrunda kurbandır ki, doğrandıkça doğrandı/Şu yüz binlerce sönmüş yurda yangınlar veren kimdi?



Şu milyonlarca öksüz, dul kimin boynundadır şimdi/Kimin boynundadır serden geçip berdâr olan canlar?



Kimin uğrundadır, Leylâ, o makteller, o zindanlar/Helâl olsun o kurbanlar, o kanlar, tek sen ey Leylâ/Görün bir kerrecik, ye's etmeden Mecnûn'u istîlâ'



Zaman onu doğrular ve Mecnun'u umutsuzluk kuşatamaz, Leyla, ışıl ışıl belirmeye başlar ufukta. Akif, zemheri soğuğunda,Halkalı'daki Baytar mektebine yürüyerek giderken rastladığı bir yoksula sırtındaki paltoyu armağan eder, soğuktan tir tir titreyerek döner ve kimseye minnet etmeksizin, onurlu, erdemli bir yaşamın içinden geçerek bu şiire ulaşır.



Onun sözleri daima etkilidir, çünkü her kelimenin bedeli ödenmiştir ve tümüyle yaşamından süzülmüştür. Bediüzzaman'ın, Lemaat'ın girişindeki, 'üstadım Kuran'dır, kitabım hayattır' belirlemesi en çok ona yakışır. Aşırı biçimde gerçekçidir, 'sözüm hakikat olsun da odun olsun tek' diyen bir kişilikten gelmektedir. Böylesi mustarip, adanmış, idealist ruhlara artık edebî yaşamımızda rastlanmıyor. Çünkü edebiyat, hayli zamandır, Guenon'un haber verdiği samimiyetsizliğe düçar oldu, kendi derdini, kendi hikâyesini söylemeyen ağızlar çoğaldı, 'divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun' diyen Necip Fazıl'ın açtığı çığırdan yürüyen Sezai Karakoç ve onun beslediği birkaç samimi yazar kaldı.



Akif'in Taceddin Dergahı'nda her yıl toplanan bir avuç insan, onun hatırasını yadetmeye çalışıyor. Her ne kadar Akif, gönüllerde ışıl ışıl geziniyorsa da, bu hatıraların özenle korunması da ödevimiz olmalı. 'Kıyametler koparan bülbül'ün derdine aşina yeni kuşaklar, umutlarımızı diri tutmalı. Dünya bir köprüdür, oraya yerleşilmez, hepimiz, herkes gelip geçiciyiz... Aslolan, insanın hakikatle arasındaki perdelerin saydamlaşması ve kendine, ötekine acı vermeden yaşayabilmesidir. Merhum Akif, bunun için, yani insanın kendine ve ötekine acı vermeden yaşayabilmesi için toplumsal ahlakî idealleri olması gerektiğini bize en çok hatırlatan kişiliklerdendi.

Logged


ya sus
yada susmaktan daha büyük bişey yap
zira konuşmak yaratılıştan
susmak efendilikten gelir....[/b][/i]
Robot Moderatör
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 127284


View Profile
Re: Mehmet Akifin 4 Mısralık Vasiyeti
« Posted on: 22 Ağustos 2008, 02:24:49 Cum »

 
      uyari
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Mehmet Akifin 4 Mısralık Vasiyeti oyunları, Mehmet Akifin 4 Mısralık Vasiyeti programı, Mehmet Akifin 4 Mısralık Vasiyeti oyunu indir, Mehmet Akifin 4 Mısralık Vasiyeti program yükle, Mehmet Akifin 4 Mısralık Vasiyeti download, Mehmet Akifin 4 Mısralık Vasiyeti hikayeleri, Mehmet Akifin 4 Mısralık Vasiyeti resimleri, Mehmet Akifin 4 Mısralık Vasiyeti haber, Mehmet Akifin 4 Mısralık Vasiyeti yükle, Mehmet Akifin 4 Mısralık Vasiyeti videosu, Mehmet Akifin 4 Mısralık Vasiyeti msn eklentisi, şarkı sözleri
Logged
regor_mortis
2 Kalp
*

Rep : +101/-6
Online Online

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 3734


ScH- Hep sonbahar...


Üyelik Bilgileri E-Posta
« Yanıtla #1 : 01 Mart 2008, 02:44:56 Cts »

''Sessiz yaşadım kim beni nerden bilecektir?''


''Kimin uğrundadır, Leylâ, o makteller, o zindanlar/Helâl olsun o kurbanlar, o kanlar, tek sen ey Leylâ/Görün bir kerrecik, ye's etmeden Mecnûn'u istîlâ''

emeğine sağlık.ellerin dert görmesin.
Logged

'Karlar altında kalan bir mücevher kadar soğuk belki kalbin.
Rüzgarlara ve acıya hükümlüsün.
Ama biliyorsun. Acısız ve sevdasız gidilecek bir yol yok.
Saat kaç olursa olsun. Umut vardır.
Dikkat! Hazin bir aşkın başlangıcıdır belki de bugün.'
KaJuu
1 Kalp
*

Rep : +424/-16
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 668


wんノイ乇 wノ乙ム尺d ツ

arslan__57@hotmail.com
Üyelik Bilgileri
« Yanıtla #2 : 01 Mart 2008, 04:13:17 Cts »

PayLaşım için Teşşekürler...
Logged

ॐ   †ऎ ग ऋ ऒ†  ॐ
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: