
Mesaj Sayısı: 771
Üye No: 2761
Cinsiyet:
Rep : +6/-5
Pano: KaRaNLıKTaN SoNSuZ aYDıNLıĞa
|
 |
« : 06 Temmuz 2006, 21:14:42 Prş » |
|
Bâb-ı Âli Osmanlı hükümeti, Osmanlılar zamânında İstanbul'da bakanlıkalrın ve devlet dâirelerinin bulunduğu binâ.
Bâb-ı hümâyûn Topkapı sarayı'nın birinci kapısı.
Bâdiye Sahra, kır, ova, çöl, köylü.
Bâgi Âsi,serkeşlik eden, haksızlık yapan. Hükümete isyân eden.
Bahr Deniz, umman, çok bilen, âlim.
Bahşetmek İhsân etmek, vermek.
Baht Kısmet, tâlih, ikbâl, saâdet.
Bâki Cenâb-ı Hak, ebedi, dâimi, sonu gelmez, sonsuz, ölmez.
Bâni Kurucu, binâ eden, yapan.
Bâr Yük, zahmet, defâ, yemiş, meyve, kale duvarı.
Ba's Gönderme, gönderilme. Diriliş, ihyâ uykudan uyandırma.
Basir Görücü, müdrik olan. Anlayışlı. Hakikatları anlayan. Kalb gözü ile gören.
Basiret Hakikatı kalbiyle hissetme, anlama.
Bast ve kabz Allahü teâlânın cemâl tecellisi ile kalbin sükûn ve huzûr bulması ferahlaması. (Mukâbili ise, kabz hâlidir.)
Batman Eski ağırlık ölçülerinden (7.692)
Bedâyi Eşi, benzeri olmayan güzel mükemmel ve yeni şeyler.
Bedevi Çölde yaşayan, göçebe. Medeni olmayan.
Bediat Tabii güzellikler, hayret verici güzellikte olan.
Bedihi Akla kendiliğinden gelen. Delilsiz, açık olan, belli.
Beis Zarar, kuvvet ve şiddet, zahmet.
Bekâ Bâki olma, devamlılık, sebat evvelki hâl üzere kalma, evliyâlıkta makamların sonu.Hakikatte; bekâ makâmına kavuşanın nefsi emmârelikten kurtulmuştur. Rabbinden râzı olmuştur. Kelâmda; varlığının aslâ sonu olmayan Cenâb-ı Hakkın bir sıfatıdır.
Bekâbillah Tasavvufta evliyânın kalbinde yanlız Allahü teâlâyı bulundurmak. Vilâyet makamlarının en sonu.
Belâ Musibet, âfet, gam, keder.
Belâdet Akılsızlık, budalalık, sersemlik, iz'ansızlık.
Belâgat Düzgün ve yerinde konuşma, güzel söz söyleme san'atı.
Bende Köle, hizmetçi, bağlanmış olan.
Berâet Temize çıkma, bir da'vânın neticesinde suçsuzluğu anlaşılma.
Berâhime Hind ve mecûsilerin din adamları, reisleri, başkanları.
Berât Rütbe, nişan, imtiyaz verildiğini gösteren ferman.
Berberi Afrika'nın kuzeyinde oturan halk (Mısır hâriç). Berber kavmine mensup olan.
Bereket Bolluk, çokluk, feyz, cenâb-ı Hakkın lütfu, ihsânı.
Beri Kurtulmuş, temiz sâlim kusur ve noksanı olmayan.
Berid Haberci, sürücü, dört fersah mesâfe.
Berzah âlemi Kabir hayâtı, dünyâ ile âhiret arası, iki âlem arası.
Beşâret Müjde, sevindirici haber.
Beşâet Güleryüzlülük, güleryüz.
Beşer İnsanoğlu, âdemoğlu.
Bevâtın Gizli kapalı şeyler, açık olmayan.
Beyân İzâh etme, açıklama, anlatma.
Beylerbeyi Osmanlı eyâlet umûmi vâlisi. Sancak beylerinin başı.
Beyt Ev, hâne. İki satırlık manzum yazı. Geceyi bir işle geçirme.
Beyt-i makdis Mukaddes ev, Kudüs'deki Mescid-i Aksâ.
Beyt'ül-mâl İslâm devletinde mâliye hazinesi.
Beyyine Şâhid, delil.
Bezm-i Elest Cenâb-ı Hak, rûhları yarattığında: ''Ben Rabbiniz değil miyim?''diye sorduğunda rûhlar; ''Evet''diye cevap verdiler.
Bu âna ''Elest meclisi'' veya ''Bezm-i Elest'' denir.
Bezzâz Kumaş satan tüccâr, manifaturacı.
Biat Bağlı olduğunu, i'timâdını bildirmek. Birisinin hükümdarlığını kabûl etmek.
Bid'at ehli Peygamber efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) ve Hulefâ-i Râşidin (dört halife) zamânında olmayıp, dinde sonradan uydurulan şeyleri yapanlar.
Bidâyet İlk olarak, başlangıç.
Bi'set Peygamberlerin ve peygamber efendimizin (sallallâhü aleyhi ve sellem) nübüvvetinin bildirilme zamânı.
Buğd-i fillah Allahi teâlânın düşmanlarına düşman olmak.
Buhl Cimrilik, pintilik.
Buğzetmek Sevmemek, bir kimse hakkında gizli, kalbi düşmanlık beslemek.
Büdelâ.. Ebdâl, evliyâ zümresinde bir cemâat.
Bühtan İftirâ.
Bürde Hırka, palto, üstten giyilen elbise.
Bürhân Delil, hüccet,inkârı mümkün olmıyacak şekilde isbat vâsıtası.
Büzürgân Büyükler, veliler.
|