
Mesaj Sayısı: 2315
Üye No: 15509
Cinsiyet:
Rep : +140/-8
Pano: ͇̿ ͇̿ ͇̿ |͇̿ ͇̿ ͇̿ ͇̿| |̿ ̿ V ̿ ̿| |̶͇̿ ̶͇̿ ͇̿
|
 |
« : 21 Eylül 2007, 00:24:33 Cum » |
|
Beykoz’un manevi önderlerinden Medineli Hacı Osman Efendi düzenlenen bir programla yad edildi. Beykoz Tarih-Çevre-Kültür Mirasını Koruma Derneğince Beykoz Belediyesi Nikah salonunda tertiplenen programa Beykozlularınyoğun ilgisi dikkatlerden kaçmadı. Hacı Osman Efendinin aynızamanda yeğeni olan Prof.Dr.Ali Murad Daryal ile Ali Yalçın Hoca efendi ve Cemil Yıldız rahmetli Hacı Osman Efendi ile olan anılarından kesitler sunarken 5 yaşındaki Beyzanur Aksu’nun okuduğu esma-ül hüsna heyecanla takip edildi. Erol Aydoğan Grubunun ilahilerle renk kattığı programda katılımcılar huzur içerisinde bir program takip etmenin heyecanı ile evlerine döndü.Beykoz Belediyesi Nikah salonundaki program saygı duruşu ve ardından okunan istiklal marşı ile başladı. Daha sonra Tarih-Çevre-Kültür Mirasını Koruma Derneği Başkanı Abdurrahman Kürşat Katlan bir konuşma yaptı. Ardından Hacı Osman Efendinin kendi sesinden bir bant kaydı salondakilere dinletildi. “ Komşuluk ilişkileriniz iyi ise cennetlik kötü ise cehennemlik olursunuz. Kesinlikle kavga edilmemeli. En evvel akrabalara ve komşulara sonrasında yabancılara iyilik edilmeli. Akraba ve komşuluk hakkı ne kadar da büyüktür...40 kapıya kadar herkesi Allah komşu saymakta. Yabancı bir yere gittiğiniz zaman sizleri görseler hemen halinizi hatırınızı sorarlar. Belki de sizi tanıyıp Beykoz’da yolda rastladığınızda selam vermeyen insanların başka bir şehirde karşılaştığınızda selam verdiğine şahit olursunuz” diye konuşmada bulunan Rahmetli Hacı Osman Efendi dinleyenleri duygulandırdı.
Medineli Hacı Osman Akfırat Hocaefendinin aynı zamanda akrabası da olan Prof. Dr. Ali Murad Daryal rahmetlinin kendisi ile üzüntü ve kederlerini paylaşan bir insan olduğunu ifade ederek, “ Ben kendisinin çok özel taraflarını bilirdim. Bu dertleşme ve söylemleri benim bu mesleğe gönül vermeme neden oldu. İlahiyatçı olmak aklımda olan bir konu değildi. Öyle bir nur ışık saçardı ki halen daha o ışıkla ayakta durmaktayım. –Hayatını Allah’a ver kaybetmezsin, ben böyle yaptım-dedi. Yine birgün –Allah senden razı olsun ister misin ? o halde öleceğin zaman kendin gibi arkanda en az 10 tane Müslüman bırak- dedi.. - Bu dünyada rahat yok, bunun için gelmedik huzur Ahıretde.. Allah’ımıza, vatana, millete, hizmet etmek için , geride Müslüman insanlar bırakmak için geldik- derdi. İnandığı gibi yaşardı, bütün ömründe hiçbir zaman zengin olmayı düşünmedi, çünkü inancını ve imanını ne sattı, ne de değiştirdi, ne de taviz verdi. Hiç zik zağı olmadı. Hacı Osman Efendinin bir başka özelliği olarak yetimlere sahip çıkın çağrısını hatırlatan Prof.Dr. Daryal bu konuda peygamberimizden –Yetimlere sahip çıkan, büyüten, yetiştiren ahirette bana komşu olur-hadisini nakledip bunu unutmayın derdi. Ben de bu sebeple 2 yetim yetiştirmeye çalışıyorum. Bir başka anıma gelince.... hatırlayanlar, ya da işitenler olacaktır uzun yıllar önce Yalıköy açıklarında bir petrol tankeri ateş topu gibi yanmakta ve hatta Yalıköy sahiline 40-50 metre kadar da sürüklenmekte idi. Yangından gelen alevlerin sıcaklığı yola vurmakta ve hatta kavurucu bir hal almış iken Hacı Osman Efendinin ailesini bizim eve aldık, kendisi –Ben gelmem, Beykozlu Müslümanları bu halde bırakamam, yanarsam da onlarla beraber yanarım , Ölümümde kalmamda Beykozlularla birlikte olacak-cümlesini sarfetti. O zaman deniz kenarında toplanan cemaat bu durum karşısında dua etmeye başlar, hiç rüzgar yokken aniden esmeye başladı ve gemi kıyıdan uzaklaşmaya başladı. İşte Liderlik ve de Önderlik bu olsa gerek. Hacı Osman Efendi herkesi yüceltirdi, alay etmezdi. Etrafındakileri büyülterek büyürdü. 13-14 yaşındaki çocuklarla 70 yaşındakilerle ediyormuşçasına muhabbet ederdi.Önce Överdi...
Hacı Osman Efendi bir kusurunu gördüğü insanı, o kişiyi methederdi. Mesela namaz kılarken sünnette yüksek sesle dua mı okudunuz, ona bunu hatırlatmak için- Ne kadar da huşu içinde güzel namaz kılıyorsunuz...bir de sureleri yavaş okursanız- diyerek anlatmak istediğini bu şekilde izaha çalışırdı. Bu şekilde ifade edince karşısındakinin de gönlü kırılmamış olurdu. Önce methedeceksiniz, methetmek İslam’ın esası, temelidir.Peygamberimiz yüzlerine karşı Hz.Ebu Bekri, Hz. Ömer’i, Hz. Ali’yi methetmedi mi ? derdi. Hz.Ömer’e-Benden sonra peygamber gelse idi bu sen olurdun, Hz.Ali için beni seven Hz.Ali’yi sevsin demiştir. İşte Hacı Osman Efendi de bu yolda giderdi. 12-13 yaşlarında çocuğa namazdaki hatasını ifade etmek için işte methetme yolunu takip etmeyi salık vererek çocukları sevindirmeyi, mutlu etmeyi başarırdı.. Ben namaza başladığım zaman benim için –Bu çocuk nur yüzlü oldu- deyince saatlerce aynanın karşısından ayrılmamış, o nuru yakalamaya çalışmıştım. Benim adımı –Küçük Evliya- diye seslenirdi, çocuk gönlüm ne kadar da hoşnut olurdu, ve de daha çok çalışırdım. “ Evlat dünyada herkesin methedilecek tarafı vardır “ derdi. Adam çok fazla içki içer ancak çoluk çocuğuna gider çok iyi davranır. İşte sen de insanların iyi taraflarını görmeye gayret et, öyle yaklaş dedi. Kesinlikle dedikodu yapmazdı. Bir Müslüman’ın günahına katlanmak bile ibadettir derdi. Kızdığına hiç rast gelmedim.Selam verip ikramda bulunurdu....Hacı Osman Efendinin bir diğer özelliği olarak çocuklara karşı şefkatli tutumunu hatırlatan, Prof. Dr. Daryal, küçüklere selam verir ardından şeker ikramında bulunurdu. Ben onlara bu şekilde davranmakla elam alıp vermeyi öğretiyorum derdi. Her yerde niyetlerini söylerdi. Bir selam , bir Selamun Aleyküm cümlesi onları İslam ve İmana hazırlar dedi. Kendisi Medineliydi ancak Ankara’nın Kızılcahamam ilçesindendi. Ailece Medine’ye Hicret edip 19-20 sene orada kalmıştı. İyi derecede Arapça bilirdi, bir senede okunacak bir kitabı iki günde okurdu.Medine’ye dönecekken gördüğü rüya...Ülkede dinsizlik furyası eserken, bana bu konudaki rahatsızlığını ifade edip,” Çok rahatsız oldum, artık Medine’ye döneceğim” dedi.Cenabı Peygamberi o sıralar rüyasında görür, Medine’ye döneceğini söyleyince-orada ne yapacaksın, sana ihtiyaç yok, burada Müslümanların sana çok ihtiyacı olacak- cevabını alınca İstanbul’da kalmaya karar verir. Kendisine verilen sorumlulukların bilincindeydi.Bu sebeple hiçbir zaman vaazını kaçırmadı. Vapur ile karşıya gidip vaaz mı verecek, hava şartlarından gidemezse mutlaka bir motor bulur ve vaazına giderdi, sorunca da- cemaat bekler, beni göremeyince meyyus olur, kırılırlar- der gönüllerini hoş tutardı. Çok yaşamak istiyorsanız evlendiğiniz zaman eşinizle, çocuğunuzla kavga etmeyin. Bunu yaparsanız ömrünüz kısalır. Ben hiç etmedim ancak adım kılıbığa çıktı. Eğer kavga ederseniz Allah ömrünüzden bereketi alır. Müslüman olmak demek mükemmel olmak demektir-cümlesini sarfederdi.Programda daha sonra 5 yaşındaki Beyzanur Aksu Esma-Ül Hüsnayı ezbere okuyarak gönülleri fethetti. Okyanusta kayaya çarpmış gibi oldum...Yüşa Camii Emekli İmam-Hatibi Ali Yalçın Hoca’da Hacı Osman Efendi ile yaşadıkları anılardan nakilde bulundu. 1957 yılında Ortaçeşme Camiinde göreve başladığını hatırlatan Yalçın Hoca, bir gün Hacı Osman Efendi Camiine davet edildim. Okumam bittikten sonra bana döndü- Nereden geldin-deyip iltifatta bulundu. Beni Müftü Bekir Efendiye gönderdi ve “ Hafızların cennetteki makamları, melekler tarafından süslenmekte “ dedi. Arife günü bir hocaya dua okuma teklifinde bulunurmuş. O arife günü de beni işaret etti, -Duayı sen oku- dedi. Bana o gün bir gurur geldi. Beni ilk okuttuğunda da iltifat etmişti, bana daha çok takdir etsinler diye kafamdan o an geçti. Kendisi duayı bitirdiğimde- Böyle dua olmaz- deyince sarsıldım, sırılsıklam terle doldum, okyanusta büyük bir kayaya çarpmış gibi oldum, günah işledim O anda hafızamdan her şey uçup gitti. Bu zatın himmeti ile bana ne söylemek istersen söylet diye Allah’a yalvardım. O an dua aklıma yeniden geldi, okuyup özetledim, - işte dua böyle olur. Radyolardaki o gevezelerin duaları gibi yapmak istedin, dua kısa ve öz olmalı-dedi. Bir gün –Çocuklar Beykoz semalarında bir musibet dolaşıyor, sadaka verip bol bol istiğfar çekin. Bu belaları def eder, ömrünüzün uzamasına rızkınızın bollaşmasına neden olur.-dedi. 3 gün sonra daha öncede konusu geçtiği gibi Yalıköy önlerinde o tanker faciası meydana geldi.. Kendisine –Hocam musibet bu mu idi ?- dedim. O da kendi kendine yanıp buradan uzaklaşacak. Yangında tekbir ve Ayet El Kürsü okunursa bu yangın biter dedi. Birçok sırları vardı, hatta bunlardan bazılarını Televizyon ekranlarında izlediğimiz –Sır Kapısı- programında yayınlatma düşüncesindeyim.Çok kerametlerine şahit oldum... Bir diğer konuşmacı olan Cemil Yıldız kendisini 9 yaşında tanıdığını ve onu tanımakla çok büyük bir nimete kavuştuğunu söyleyerek babası ile birçok kez vaazlarına gittiğini anlattı. Elini öptüğünde her çocuk gibi 25 kuruş verir, ardından da şeker ikram ederdi. Her zaman 15-20 çocuk elini öpmek için hazır beklerdik. Sonraları her sohbetine gitmeye başladım. İstanbul’a vaazına beni götürürken elimi tutar öyle giderdik. Bu esnada çok kerametlerini görüp şahit oldum. Hastalara şifa dertlilere deva borçlulara edalar dilerdi. Bu arada rüya tabirlerini de çok iyi yapardı. Hasta olanların şifalı ilacı olurdu. Bahçedeki sinir otlarını toplatarak yıkar, çay gibi yapıp içerdi. Hacı Osman Efendi bir yerden geçeceği zaman mesela bir kahvehane önünden geçecekken, herkes oyunu bırakır saygı ile ayağa kalkardı. Yine bir gün Yüşa Camiinin çatısını onarma amacı ile Hacı Osman Efendi ile oradaydık. Bir grup geldi, arabalarını çekip eğlenmeye başladılar. O anda arabaları takla atıp devrildi, aşağıda bulunan kuyuların orada kalakaldılar. Hacı Osman Efendi- Orada öyle şeyler yaparsanız, Allah buna müsaade etmez. Bir gün yatakta uyurken gördüm, bana sen benim çok yaşamamı mı istiyorsun dedi. Merhumun cenazesi de görülmemiş bir kalabalıklan Eyüp Sultan’a uğurlandı. Bugün Beykoz Spor Kulübünün bulunduğu yerden itibaren Yalıköy’e kadar yollar kalabalıktan kapandı.
Allah rahmet eylesin .
|