prensesss: sermetden nefret ediyorummmmmmmmmmmmmmmmmm.......................................... |  sibel: ismail askimmmm seni cooook seviyorummmmm kimse bizi ayiramazz |  tutsakkelebek: bana bu küçük yaşımda ne kadar acı çektirdiğinin farkındamısın ?? peki şimdi mutlumusun ?? |  sinem: kimi sevdiğimi bilmiyorum kafam çok karışık |  completikis: kimilerine göre yalanlar gerçek olmuş...doğru konuşuyorum diyene güvenmiyorum artık |  GİZEM.: SENİ NE ÇOK SEVDİĞİMİ BİR BEN BİR ALLAH BİLİR |  dolunay: seni seviyorum askım hicret |  ugureisenheimege: uzun zamandır yoktum ama gerçekten bazen çok doğru konuşmak yanlışmış... Özür dilerim hayat... |  completikis:): Seni Seviyorum demeyi özlüyor insan... |  karanlık ufuk: kimse yok mu??** |  ablalarınablası: Kelimelerin gücünü anlamadan,insanların gücünü anlayamazsın |  Sedef: Seni seviyorum aliiiiiiiii |
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Habeş Ülkesine Hicret  (Okunma Sayısı 294 defa)
ekox
multihunter
4 Kalp
*

Rep : +3106/-228
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 12370


ekox_@hotmail.com
Üyelik Bilgileri WWW
« : 24 Temmuz 2007, 16:17:10 Sal »

Habeş Ülkesine Hicret


Hicretin Sebebi


Peygamberimiz Aleyhiselam; Kureyş müşriklerinin, kendi kabilelerinden iman edenleri dinlerinden döndürmek için[1] hapsettiklerini,[2] işkencelere uğrattıklarını,[3] işkencelerini şiddetlendirdiklerini[4] görünce[5], Müslümanlara:

"Siz şimdi yeryüzüne dağılın[6]

Yüce Allah sizi yine biraraya toplar!" buyurdu.

Müslümanlar

"Yâ Rasûlallan! Nereye gidelim?" diye sordular.

Peygamberimiz (a.s.), Habeş ülkesinin bulunduğu yana eliyle işaret ederek:

"İşte, oraya![7] Habeş toprağına giderseniz iyi olur![8]

Çünkü orada yanındakilerin hiçbirine zulmetmeyen bir kral vardır.[9] Hem, orası bir doğruluk ülkesidir.[10]

Yüce Allah içinde bulunduğunuz sıkıntılardan bir çıkış ve kurtuluş yolu açıncaya kadar, siz orada bulunun!" buyurdu.[11]

Habeş ülkesi, hicret için, Peygamberimiz (a.s.)ın en hoşuna giden yerdi.[12]

Zaten, Kureyşlilerin Habeşlilerle ticaret anlaşmaları vardı.[13]

Habeş ülkesi, öteden beri, Kureyşlilerin ticaret için[14] kışın gidip geldikleri,[15] geçimlerini bol bol sağladıkları emniyetli bir yerdi.[16]

Bunun için, Peygamberimiz (a.s.), Habeş ülkesine gitmelerini Müslümanlara emretti.[17]



Habeş Ülkesine İlk Hicretin Tarihi ve İlk Hicrete Katılanlar


Habeş ülkesine ilk hicret, nübüvvetin beşinci yılında ve Recep ayında idi.[18]

Dinlerinden döndürülmekten korkup, dinî bir vazife olarak[19] Allah´a doğru kaçmak üzere;[20] kimi

yalnız başına, kimi zevcesiyle birlikte,[21] kimi binitli, kimisi de yaya olarak[22] Habeş ülkesine hicret etmek

için Mekke´den gizlice yola çıkanlar:

1- Hz. Osman b. Affan,

2- Hz. Osman´ın zevcesi Hz. Rukayye,

3- Ebu Huzeyfe b. Utbe,

4- Ebu Huzeyfe´nin zevcesi Sehle Hatun,

5- Zübeyr b. Avvam,

6- Mus´ab b. Umeyr,

7- Abdurrahman b. Avf,

8- Ebu Seleme b. Abdulesed,

9- Ebu Seleme´nin zevcesi Hz. Ümmü Seleme,

10- Osman b. Maz´un,

11- Âmir b. Rebia,

12- Âmir b. Rebia´nın zevcesi Leyla Hatun,

13- Ebu Sebre b. Ebi Rühm,[23]

14- Ebu Sebre´nin zevcesi Ümmü Külsûm Hatun,[24]

15- Hâtıb b. Amr,

16- Süheyl b. Beyzâ,[25]

17- Abdullah b. Mes´ud[26] olup, oniki erkek ile beş kadından oluşan onyedi kişilik bu hicret, İslâm´­ da Habeş ülkesine yapılan ilk hicret idi.[27]

Hz. Osman´la Hz. Rukayye´nin yolculukları hakkındaki haberleri, Peygamberimiz (a.s.)a ulaşmakta biraz gecikmişti.

O sırada, Kureyşîlerden bir kadın, Habeş ülkesinden gelmişti.

Ona sorulunca:

"Yâ Muhammedi Damadını, yanında zevcesi olduğu halde gördüm!" dedi.

Peygamberimiz (a.s.):

"Kendilerini ne halde gördün?" diye sordu.

Kadın:

"Damadın, zevcesini şu hayvanlardan bir merkebin üzerine bindimnişti. Kendisi de onu sürüp gidiy­ordu" dedi.

Peygamberimiz (a.s.):

"Onların sahipleri Allah olsun!

Şüphesiz ki, Osman; Lut ((a.s.))´dan sonra, zevcesiyle birlikte hicret eden ilk kişidir!" buyurdu.[28]



Muhacirlerin Şuaybe´den[29] Vapurla Habeş Ülkesine Gidişleri


Mekke´den gizlice ayrılmış olan ilk Muhacir kafilesi Şuaybeye vanp kavuştukları sırada, Yüce Allah´ın lutfundan olmalı ki, iki tüccar vapuru gelivermiş; Muhacirleri, Habeş ülkesine götürmek üzere, yanm altına bindirmişti.[30]



Müşriklerin Muhacirleri Yakalamaya Gitmeleri


Kureyş müşrikleri, yakalamak için Muhacirlerin arkalarına c!üştüler.[31] Onları denize kadartakip ettil­erse de,[32] kaybettiler;[33] onlara yetişemedier.[34]

Deniz sahiline vardıkları sırada vapurlar Muhacirleri bindirip denize açılmış bulunduğu için, onlar­dan hiçbirini yakalayamadılar.[35] Muhacirler, Necaşî´nin ülkesine selametle varıp kavuştular.[36]



Garanik Hadisesi ve Bu Hadisenin İçyüzü


Kureyş müşrikleri Kabe´yi tavaf ederlerken:

"Lât ve Uzzâ ve diğer üçüncü olarak Menat hürmetine!

Çünkü, onlar, o yüce ak kuğulardır ve her halde, kendilerinin şefaati umulur.

Onlar Allah´ın kızlarıdır! O´nun katında şefaat ederlerse!" derlerdi.[37]

Peygamberimiz (a.s.); nübüvvetin beşinci yılında, Ramazan ayında,[38] Necm sûresini Kabe´de, müşriklerden bazılarının da hazır bulunduğu sırada, açıktan okumaya başlamıştı.

Sûrenin:

"Gördünüz mü Lât ve Uzzâ´yı ve, diğer üçüncü olarak da, Menafi?" mealindeki 19. ve 20. âyetleri­ni okuyup:

"Erkek sizin de, dişi O´nun mu?!

O takdirde, bu, insafsızca bir taksim!

Bunlar [bu putlar], sizin ve atalarınızın taktığınız adlardan başka birşey değildir! Allah, onlara hiçbir hüccet (delil) indirmedi.

Onlar, kuruntulardan ve nefislerinin arzuladığı heva ve hevesten başkasına uymuyorlar!

Halbuki, andolsun, kendilerine Rablerinden o hidayet rehberi de gelmiştir.

Yoksa, insana her umduğu mu var?

Ahi ret de, dünya da Allah´ındır!

Göklerde nice melek vardır ki, onların şefaatleri bile hiçbir şeye yaramaz!

Meğer ki (o şefaat), Allah´ın dileyeceği ve razı olacağı kimseler için izin vermesinden sonra ola!

Hakikat, ahirete inanmaz olanlar, meleklere, alabildiğine dişi adı takarlar.

Halbuki, onların buna dair de hiçbir bilgisi yoktur. Onlar, kuruntudan başkasına uymazlar.

Kuruntu ise, hiç şüphesiz, haktan hiçbir şeyi ifade etmez.

Onun için, sen, bizim Zikr´imize arka çeviren, dünya hayatından başkasını arzulamayan kimseler­den yüz çevir!

Onların, ilimden erebildikleri, işte budur!

Şüphesiz ki, Rabbin, yolundan sapan kimseleri çok iyi bilendir. Hidayet bulan kimseleri de çok iyi bilen O´dur"[39]

mealli âyetleri okurken, Kureyş müşrikleri, putlarının zemmedileceğinden korkarak, öteden beri put­ları hakkında söyleyegeldikleri:

"Onlar, o yüce ak kuğulardır. Her halde, onların şefaati umulur" sözünü, aralıkta söyleyiverdiler.[40]

Zaten, böyle yapmak, onların âdetleri idi.[41] Çünkü, onlar:

"Kur´ân´ı dinlemeyiniz! Onun hakkında mânâsız yaygaralar, gürültüler yapınız! Belki galebe çalar, susturursunuz!" derlerdi.[42]

Garanik hadisesinin, sahih hadislerde açıklanan tarzına gelince:

Resûlullah (a.s.), bir gün, Mekke´de, Kabe´de, Necm sûresini açıktan okumaya başlayıp,[43] sûrenin son âyeti ve de secde âyeti olan 62. âyetini okuduktan sonra orada secde etmiş;[44] orada bulunan,[45] yanındaki,[46] arkasındaki[47] herkes,[48] Müslümanlar, Peygamberimiz (a.s.)a uyarak[49] secde etmiş;[50] cemaattan, secde etmeyen kimse kalmamıştır.[51]

Müşriklerde, putlarının adını işittikleri için,[52] putlarını tazim maksadıyla secde etmişlerdir.[53]

Hatta, Kureyş[54] kavminden[55] yaşlı, eğilmeyen[56] bir adam da, bir avuç[57] toprak[58] veya çakıl taşı[59] alıp[60] alnına.[61] yüzüne[62] kaldırarak[63] onun üzerine secde etmiş[64] ve "Bana bu kadarı yeter!"[65] demiştir.

Abdullah b. Mes´ud: "Andolsun ki, bundan sonra, ben onun kâfir olarak öldürüldüğünü gördüm."[66]

"O, Ümeyye b. Halef idi" demiştir.[67]


Kur´an-ı Kerîm´deki Secde Âyetleri ve Hükümleri


Kur´ân-ı Kerîm´deki secde âyetleri okununca, Kıbleye dönülüp "Allahuekber" denilerek bir kere secde edilir ve "Allahuekber" denilerek, baş secdeden kaldırılır.

Teşehhüdsüz ve selamsız böylece tilavet yapmak, okuyana ve dinleyene vâcibdir.[68] Secde âyetleri:

1- A´râf sûresinin 206.,

2- Ra´d sûresinin 15.,

3- Nahl sûresinin 49.,

5- Meryem sûresinin 58.,

6- Hacc sûresinin 18.,

7- Furkan sûresinin 60.,

8- Nemi sûresinin 25.,

9- Secde sûresinin 15.,

10- Sâd sûresinin 24.,

11- Fussilet sûresinin 37.,

12- Necm sûresinin 62.,

13- İnşikak sûresinin 21.,

14- Alâk sûresinin 19. âyetleridir.[69]


Gerekli Bir Açıklama


Garanik hadisesi konusunda, herşeyden önce, bilmek gerekir ki: Peygamberi m iz (a.s.) Kureyş müşriklerinin evvel ve âhir yaptıkları anlaşma tekliflerini, Yüce Allah´ın kendisine indirdiği şu âyetlerle reddetmiş bulunuyordu:

"De ki: ´Gökleri ve yeri, yoktan var Eden-ki, O yedirir, besler; Kendisi ise yedirilmez, beslenmez-böyle şeyden münezzehtir.

Ben Allah´tan başkasını mı tanrı edinecekmişim?!´

De ki: ´Bana, hakikaten, Müslüman olanların birincisi olmaklığım emredildi.

´Sakın Allah´a eş tutanlardan olma!´ denildi."[70]

"De ki:

´Siz ey câhiller! Bana, Allah´tan başkasına mı tapmamı emrediyorsunuz?´

Andolsun ki, sana da, senden öncekilere de, şu vahyolunmuştur:

´Eğer Allah´a şerik tanırsan, (bütün) amel(ler)in boşa gider ve muhakkak, hüsrana düşenlerden olur­sun!´

Hayır! Onun için, sen ancak Allah´a kulluk et! Şükredenlerden ol!"[71]

"De ki:

´Ey kâfirler! Ben, sizin tapmakta olduklarınıza tapmam!

Benim (Kendisine) ibadete devam edeceğime de, siz ibadet ediciler değilsiniz.

Ben, (zaten) sizin taptıklarınıza (hiçbir zaman) tapmış değilim.

Siz de, benim ibadet etmekte olduğuma ibadet edecek değilsiniz!

Sizin dininiz size, benim dinim de bana!´"[72]

Kur´ân-ı Kerîm´deki bu kadar açık ve kesin beyanlara rağmen, Garanik hadisesini Peygamberimiz (a.s.)ın güya müşrikleri yumuşatmak, aradaki düşmanlığı kaldırmak için duyduğu samimi bir temayülün neticesi imiş gibi kabul etmek; ve hatta müşriklerin uydurup tavaf sırasında okuyageldikleri sözlerin[73] de, şeytan tarafından Peygamberimiz (a.s.)ın diline getirilmiş ve Kur´ân-ı Kerîm âyet­leri arasında yanlışlıkla okunmuş olduğunu sanmak ne kadar yanlışsa, o sözlerin Necm sûresinin 21-30. âyetleri ile ortadan kaldırılmış ve düzeltilmiş olduğunu sanmak da o kadar yanlıştır. Kur´ân-ı Kerîm hakkındaki ilâhî te´minatla da bağdaşır değildir.[74]

Kadı Iyaz, Fahru´r-Râzî, Kurtubî ve Bedrüddin Aynî... gibi birçok büyük ilim adamları, Garanik hadis­esinin dayanağı olmak üzere ileri sürülen rivayetleri ilim süzgecinden geçirerek, hiçbirinin sabit ve delil edinilmeye elverişli olmadıklarını ispatlamışlardır.[75]

Fahru´r-Râzî, Beyhakî´nin de bu hadisenin nakil cihetinden sabit bulunmadığını ve ravileri arasında ta´n olunanlar bulunduğunu bildirdiğini açıkladığı gibi; ayrıca, Muhammed b. İshak b. Huzeyme´ye (223-311 Hicrî) Garanik hadisesi sorulunca, onun bunun zındıkların uydurması olduğunu söylediğinin ve ken­disinin bu hususta bir de kitap yazdığının da rivayet edildiğini bildirir.[76]

Mîzânü´l-itidâl müellifi Zehebî´ye göre; Ebu Bekr Muhammed b. İshak b. Huzeyme hadis ve sünnet hafızlarının büyüklerinden, imamlar imamı ve şeyhülislam idi.[77]



Muhacirlerin Habeş Ülkesinden Mekke´ye Dönüşleri


Nübüvvetin beşinci yılında Recep ayında Habeş ülkesine sığınmış olan Müslümanlar.[78] Şaban ve Ramazan ayında orada oturdular.[79]

Mekkelilerin[80] Peygamberimiz (a.s.)la birlikte[81] secde ettiklerini,[82] Müslüman olduk­larını,[83] Mekke´deki Müslümanların güvenliğe kavuştuklarını,[84] Velid b. Mugîre ve Ebu Uhayha´nın, Peygamberimiz (a.s.)ın arkasında secde ettiklerini işitince:

"Bunlar Müslüman olduktan sonra, Mekke´de Müslüman olmayan kim kalır?

Bize, kendi kavim ve kabilemiz daha sevgilidir![85]

Onlar iman etmiş olunca, dönelim yanlarına!" dediler.[86]

Bunun üzerine:

1- Hz. Osman,

2- Hz. Osman´ın zevcesi Hz. Rukayye,

3- Ebu Huzeyfe,

4- Ebu Huzeyfe´nin zevcesi Senle Hatun,

5- Abdullah b. Cahş,

6- Utbe b. Gazvan,

7- Zübeyr b. Avvam,

8- Mus´ab b. Umeyr,

9- Suveybıtb. Sa´d,

10- Tuleyb b. Umeyr,

11- Abdurrahman b. Avf,

12- Mikdad b. Amr,

13- Abdullah b. Mes´ud,

14- Ebu Seleme b. Abdulesed,

15- Ebu Seleme´nin zevcesi Hz. Ümmü Seleme,

16- Şemmas b. Osman,

17- Ayyaş b. Ebi Rebia,

18- Seleme b. Hişam,

19- Ammarb. Yâsir,

20- Muattib b. Avf,

21- Osman b. Maz´un,

22- Sâib b. Osman,

23- Kudame b. Maz´un,

24- Abdullah b. Maz´un,

25- Huneys b. Huzafe,

26- Hişam b.Âs,

27- Âmir b. Rebia,

28- Âmir b. Rebia´nın zevcesi Leylâ Hatun,

29- Abdullah b. Mahreme,

30- Abdullah b. Süheyl,

31- Ebu Sebre b. Ebi Rühm,

32- Ebu Sebre´nin zevcesi Ümmü Külsûm Hatun,

33- Sekran b. Amr,

34- ekran b. Amfin zevcesi Hz. Şevde,

35- Sa´d b. Havle,

36- Ebu Ubeyde b. Cerrah,

37- Amr b. Haris,

38- Süheyl b. Beyzâ,

39- Amr b. Ebi Serh´ten oluşan, otuzüçü erkek, altısı kadın otuzdokuz kişilik bir kafile[87] nübüvvetin beşinci yılında Şevval ayında[88] Mekke´ye yaklaşıp da müşriklerin Müslümanlığı kabul ettiklerine dair işittikleri haberin asılsız olduğunu öğrendikleri zaman.[89] H abes ülkesine geri dönüp gitmek kendilerine çok ağır geldi. [90]

Himayesiz olarak Mekke´ye girmekten de korktular.[91]

Aralarında uzun uzadıya konuştuktan sonra;

"Mekke´ye girelim, Kureyşlilerin ne durum ve tutumda olduklarına bakalım, sonra da Habeş ülke­sine tekrar dönüp gidelim!" dediler.[92]

Bunun üzerine, içlerinden her biri, Mekkelilerden birisinin himayesine girinceye kadar beklediler.[93]

Ancak müşrik olan akraba veya dostlarından birisinin himayesinde, ya da müşriklere hiç görün­meden, gizlice, Mekke´ye girebildiler.[94]

Nitekim, Hz. Osman, akrabasından Ebu Uhayha Saîd b. Âs´ın himayesine girdi.

O da:

"Ey Kureyş cemaatı! Ebu Uhayha, Osman b. Affan´ı himayesine aldı! Ona dokunmayınız!" diyerek Mekke´de nida ettirdi.

Hz. Osman, bu suretle, güvenliğe ve sabah akşam Resûlullah (a.s.)ın yanına gitme imkânı­na kavuşmuş oldu.

Ebu Huzeyfe b. Utbe, Ümeyye b. Halefin himayesine girdi.

Mus´ab b. Umeyr, Nadr b. Hâris´in veya Ebu Aziz b. Umeyr´in himayesine girdi.

Zübeyr b. Avvam, Zem´a b. Esved´in himayesine girdi.

Abdurrahman b. Avf, Esved b. Abdi Yağus´un himayesine girdi.

Kendisinin hiç kimsenin himayesine girmediği de rivayet edilir.[95]

Osman b. Maz´un, Velid b. MugiYe´nin himayesine girdi.[96]

Ebu Seleme b. Abdulesed, dayısı olan Ebu Talib´in himayesine girdi.[97]

Âmir b. Rebia, Âs b. Vâil´in himayesine girdi.

Ebu Sebre b. Ebi Rühm, Ahnes b. Şerik´in veya Süheyl b. Amfin himayesine girdi.

Hâtıb b. Amr, Huvaytıb b. Abduluzzâ´nın himayesine girdi.

Süheyl b. Beyzâ, mensup bulunduğu Benî Fihrierden bir adamın himayesine girdi.

Abdullah b. Mes´ud ise, hiç kimseye sığınmadan, Mekke´ye gizlice girdi.[98]

Ebu Talib Ebu Seleme b. Abdulesed´i himayesine aldığı zaman, Mahzum oğullarından bazı adamlar ona gittiler ve:

"Ey Ebu Talib! Haydi, kardeşinin oğlu Muhammedi bize karşı koruyup durdun!

Bizim adamımızı [Ebu Seleme´yi] bizden koruman, seni ne ilgilendirir?!" dediler. Ebu Talib:

"Onu himayeme aldımsa, kendisi kızkardeşimin oğludur. Ben kızkardeşimin oğlunu korumayacak mıyım?!" dedi.

Ebu Leheb kalkıp:

"Ey Kureyş cemaatı! Vallahi, siz şu şeyhe karşı çok oldunuz (ileri gittiniz)!

Kavmi arasında himayesine aldığı kimseler hakkında ayaklanmaktan geri durmuyorsunuz!?

Vallahi ya onunla uğraşmaya son verirsiniz, ya da onun üzerinde durduğu herşeyde istediği yerini buluncaya kadar kendisiyle birlikte ayaklanırız!" dedi.

Bunun üzerine, Manzum oğulları:

"Hayır! Ey Ebu Utbe! Biz senin hoş görmediğin şeyden vazgeçeriz!" dediler.[99]



Osman b. Maz´un´un Kul Himayesini Bırakışı


Osman b. Maz´un, Velid b. Mugîre´nin himayesi altında yiyip içip rahatça yaşarken, Resûlullah (a.s.) ve ashabının ibtilâya uğradıklarını (belâlara maruz kaldıklarını)[100] ve bazılarının ateşle dağlandıklarını, kırbaçla dövüldüklerini görünce, düşünceye daldı. Kendisi için de, afiyette bulunma yer­ine, ibtilâya uğramayı istedi:[101]

"Vallahi, arkadaşlarımın ve ev halkının Allah yolunda uğradıkları türlü belâ ve işkencelere, bir müşrikin himayesi altında bulunarak benim uğramayışım, emniyet içinde bulunuşum, benim için büyük bir noksandır![102]

Şaşılacak şey! Bir müşrikin himayesi altında nasıl bulunabilirim?!

Allah´ın himayesi, daha şerefli, daha emniyetlidir!"[103] diyerek Velid b. Mugîre´nin yanına gitti.

Velid b. Mugîre, o sırada, Mescid-i Haram´da bulunuyordu.[104] Osman b. Maz´un ona:

"Ey Abduşşems´in babası![105] Ey amca![106] Ey amcamın oğlu![107]

Sen beni himayene aldın![108] Güzelce de himaye ettin![109] Taahhüdünü yerine getirdin!

Şu ana kadar senin himayen altında idim.

Şimdi senin himayenden çıkıp Resûlullah (a.s.)ın yanına gitmek istiyorum ki, o ve ashabı, benim için örnektir![110]

Artık, üzerimdeki himayeni sana iade ediyorum![111]

Beni Kureyşlilerin içine götürüp üzerimdeki himayenden vazgeçtiğini bildirmeni istiyorum!" dedi.[112] Velid b. Mugîre:

"Ey kardeşimin oğlu![113] Ne için himayemden çıkmak istiyorsun?[114]

Yoksa, kavmimden[115] bir kimse sana işkence mi yaptı?[116] Veya küfür mü etti?[117] e Sana bir kimseden kötülük mü erişti"? [118]

Yoksa, benim himayem sana yeterli olmadı mı?" diye sordu.[119]

Osman b. Maz´un:

"Hayır! Vallahi, bana ne bir kimse çatmış, ne de işkence yapmıştır.[120] Fakat, ben Yüce Allah´ın himayesinde bulunmaya razı oluyor, O´ndan başkasının himayesinde bulunmayı istemiyorum!"[121] diy­erek ısrar edince,[122] Velid b. Mugîre:

"Öyleyse, Mescid´deki toplantı yerine gidelim de, senin üzerinde bulunan himaye taahhüdümü orada bana açıktan iade ve red et-benim seni himaye edişimi orada açıklamış olduğum gibi!" dedi.

Kalkıp Mescid´deki toplantı yerine gittiler.[123]

O sırada Kureyşliler, her zaman olduğu gibi, toplu bir halde bulunuyorlar; ünlü şairLebid de onlara şiir okuyordu.

Velid b. Mugîre, Osman b. Maz´un´un elinden tutup, Kureyşlilerin yanına vardı:[124]

"Bu Osman b. Maz´un,[125] üzerinde bulunan himaye taahhüdümden vazgeçmem için ısrar edip bana galebe çaldı.[126] Himaye taahhüdümü bana red ve iade etmek üzere buraya geldi.[127]

Sizi şahit tutarım ki, ben onu himaye etmekten vazgeçtim;[128] kendisi himayem altına girmeyi tekrar isteyinceye kadar!" dedi.[129]

Osman b. Maz´un da:

"Kendisine, üzerimdeki himaye taahhüdünü red ve iade ettiğim doğrudur.

Gerçekten, ben onu ahdine vefakâr, himayesini de çok iyi buldum.

Fakat, ben istedim ki, Allah´tan başkasının himayesinde bulunmayayım. Bunun için, onun üzer­imdeki himayesini kendisine red ve iade ettim!" dedi ve oradan ayrıldı.[130]

Kureyşlilerin oradaki meclislerine varıp oturdu.

Şair Lebid, o sırada, Kureyşlilere şiir okuyordu ve:

"İyi biliniz ki, Allah´tan başka, herşey bâtıldır" deyince, Osman b. Maz´un:

"Doğru söyledin!" dedi.

Lebid:

"Her nimet de zaildir" deyince, Osman b. Maz´un:

"Yalan söyledin! Cennet nimeti zevale ermez!" dedi.[131]

Halk, Lebid´e yöneldiler ve:

"Okuduğunu tekrarla!" dediler.

Lebid ilk mısraı tekrar okuyunca, Osman b. Maz´un onu tekrar doğruladı.

Lebid ikinci mısraı okuyunca da, Osman b. Maz´un onu tekrar yalanladı[132]. Bunun üzerine, Lebid:

"Vallahi, ey Kureyş cemaatı! Sizin meclislerinizdekine böyle şeyler yapılmaz,[133] sövülmezdi.[134]

Sizin meclisinizdeki,[135] hiç üzülmezdi.[136]

Akılsızlık, sizin hal ve sânınızdan değildi.[137]

Meclisinizdekini böyle üzmek âdeti, içinizde ne zaman çıktı?!" dedi.[138]

Mecliste kiler

"Bu, beyinsiz bir gençtir. Kavminin dinine aykırı tutum ve davranıştadır" dediler.[139]

Mecliste bulunan asıl beyinsizlerden[140] bir adam,[141] Abdullah b. Ebi Mugîre,[142] Osman b. Maz´un hakkında, Lebid´e:

"Bu, onun yanındaki beyinsizler içinde bir beyinsizdir!

Kendisi bizim dinimizden ayrılmıştır.

Sen, onun sözünden, kendine üzüntü verme!" dedi.

Osman b. Maz´un onun akılsızlık isnadını kendisine red ve iade edince, iş büyüdü. O adam kalkıp[143] Osman b. Maz´un´un gözüne şiddetli bir şamar attı, onun gözünü gövertti.[144]

Sa´d b. Ebi Vakkas da, sıçrayıp indirdiği bir yumrukla, Abdullah b. Ebi Mugîre´nin bumunu kırdı.[145]

Velid b. Mugîre o sırada Osman b. Maz´un´un yakınında bulunuyor, yeğenine yapılanı görüyor,[146] hatta gülüyordu![147]

Osman b. Maz´un´un çevresindekiler

"Vallahi, ey Osman! Sen o koruyucu himayede kalsaydın, ondan istiğna göstermeşeydin, gözün bu musibete uğramazdı!" dediler.

Osman b. Maz´un ise:

"Allah´ın himayesi daha emin, daha şereflidir!

Sağlam kalan gözüm de öbür kardeşinin uğradığı şeye uğramaya muhtaçtır.

Bana, Resûlullah (a.s.) bir örnektir! Onun yanında bulunanlar da bir örnektir!" dedi .[148]

Velid b. Mugîre:

"Vallahi, ey kardeşimin oğlu! Eğer sen benim koruyucu himayemden müstağni davranmamış, himayemde kalmış olsaydın, gözün bu musibete uğramazdı!" dedi.

Osman b. Maz´un:

"Hayır! Vallahi, ey Abduşşems´in babası! Sağlam kalan şu gözüm de, Allah yolunda öbür kardeşinin uğradığı musibet gibi bir musibete uğramaya muhtaçtır!

Ben senden daha aziz ve daha güçlü bir Zâtın himayesindeyim!" dedi.

Velid b. Mugîre:

"Gel, kardeşimin oğlu![149] İstersen ben seni tekrar himayeme alayım" dedi.

Osman b. Maz´un:

"Hayır!" dedi.[150]



Dinlerinden Döndürülmek İçin Mekke´de İşkencelere Uğratılan Sahabilerden Bazıları


Dinlerinden döndürülmek için Kureyş müşrikleri tarafından türlü işkencelere uğratılan; ateşle dağlanan, kırbaçla dövülen sahabiler vardı.[151]

Osman b. Maz´un´un Müslüman arkadaşları ve ev halkı da, dinlerinden döndürülmek için türlü işkencelere uğratılmakta idiler.[152]

Habeş ülkesinden Mekke´ye döndüğü zaman, Seleme b. Hişam.[153] amcası[154] ve kardeşi tarafından[155] hapsedildi.[156]

Kardeşi Ebu Cehil onu dövdü, aç ve susuz bıraktı.[157]

Abdullah b. Süheyl; Habeş ülkesinden Mekke´ye dönünce, babası Süheyl b. Amr, onu Müslümanlıktan döndürmek için sımsıkı bağlayıp yanında tuttu,[158] hapsetti.

Hişam b.Âs da, Habeş ülkesinden dönünce, yakalanıp Mekke´de hapsedildi.[159]

Müslümanlardan yedisinin Mekke´de tutuklulukları, uzun müddet devam etti.[160]



Habeş Ülkesine İkinci Hicret


Kureyş müşrikleri Habeş ülkesinden Mekke´ye dönen Muhacir Müslümanların Habeş Necaşî´si tarafından çok iyi korunduğunu işitip,[161] onlardan yakaladıklarını en ağır işkencelere uğratmaya başladıkları zaman, Peygamberimiz (a.s.) onların Habeş ülkesine ikinci kez hicret etmelerine, gitmelerine izin verdi.[162]

Hz. Cafer b. Ebi Talib de, Peygamberimiz (a.s.)a başvurup "Hiç kimseden korkmaksızın Allah´a ibadet edebileceğim bir yere gitmeme izin ver" dedi, ve kendisine izin verildi.[163]

Bunun üzerine, içlerinde Hz. Cafer´in de bulunduğu bir Müslüman topluluğu; dinlerinden döndürülmek tehlikesinden korunmak için, Habeş ülkesine firar ve hicret ettiler.[164]

Habeş ülkesine yapılan bu ikinci hicret de, yine, nübüvvetin beşinci yılında idi.[165]

Habeş ülkesinden Mekke´ye gelip de müşriklerin işkencelerine uğrayınca geri dönen Muhacirlerin yanına, Mekke´deki Müslümanlardan katılanlar olduğu gibi; sonradan, fırsat buldukça, kafile kafile Habeş yolunu tutanlar da olmuş ve orada toplanmışlardır.

Bu ikinci hicrete katılmış olanların isimleri gruplar halinde şöyle sıralanmıştır:

1- Hz. Cafer b. Ebi Talib,

2- Hz. Cafer´in zevcesi Esma binti Umeys Hatun,

3- Hz. Osman b. Affan,

4- Hz. Osman´ın zevcesi Hz. Rukayye,

5- Amr b. Saîd,

6- Amr b. Saîd´in zevcesi Hz. Fâtıma Hatun,

7- Halidb.Saîd,

8- Halid b. Saîd´in zevcesi Ümeyne (Hümeyne) Hatun,

9- Abdullah b. Cahş,

10- Ubeydullah b. Cahş,

11- Ubeydullah b. Cahş´ın zevcesi Hz. Ümmü Habibe,

12- Kaysb. Abdullah,

13- Kays b. Abdullah´ın zevcesi Bereke Hatun,

14- Muaykıb b. Ebi Fâtıma,

15- Ebu Huzeyfe b. Utbe,

16- Ebu Mûse´l-Eş´arî*

17- Utbe b. Gazvan,

18- Zübeyr b. Avvam,

19- Esved b. Nevfel,

20- Yezid b.Zem´a,

21- Amr b. Ümeyye,

22- Tuleyb b. Umeyr,

23- Mus´ab b. Umeyr,

24- Suveybıt b. Sa´d,

25- Cehm b. Kays,

26- Amr b. Cehm,

27- Huzeyme b. Cehm,

28- Ebu´r-Rûm b. Umeyr,

29- Firas b. Nadr,

30- Abdurrahman b. Avf,

31- Âmir b. Ebi Vakkas,

32- Muttalibb.Ezher,

33- Muttalib b. Ezher´in zevcesi Remle Hatun,

34- Abdullah b. Mes´ud,

35- Utbe b. Mes´ud,

36- Mikdad b. Amr,

37- Haris b. Halid,

38- Haris b. Halid´in zevcesi Reyta Hatun,

39- Amr b. Osman,

40- Ebu Seleme Abdullah b. Abdulesed,

41- Ebu Seleme´nin zevcesi Hz. Ümmü Seleme,

42- Şemmas b. Osman,

43- Hebbarb. Süfyan,

44- Abdullah b. Süfyan,

45- Hişam (Hâşim) b. Ebu Huzeyfe,

46- Seleme b. Hişam,

47- Ayyaş b. Ebi Rebia,

48- Muattib b. Avf,

49- Osman b. Maz´un,

50- Sâib b. Osman,

51- Kudâme b. Maz´un,

52- Abdullah b. Maz´un

53- Hâtıb b. Haris,

54- Hâtıb b. Hâris´in zevcesi Fatma Hatun,

55- Muhammed b. Hâtıb,

56- Haris b. Hâtıb,

57- Hattabb. Haris,

58- Hattab b. Hâris´in zevcesi Fükeyhe Hatun,

59- Süfyan b. Ma´mer,

60- Süfyan b. Ma´mer´in zevcesi Hasene Hatun,

61- Câbir b. Süfyan,

62- Cünâde b. Süfyan,

63- Şurahbil b. Hasene,

64- Osman b. Rebia,

65- Huneys b. Huzafe,

66- Abdullah b. Haris,

67- Hişam b.Âs,

68- Kays b. Huzâfe,

69- Ebu Kays b. Haris,

70- Abdullah b. Huzâfe,

71- Haris b. Haris,

72- Ma´mer b. Haris,

73- Bişrb. Haris,

74- Saîd b. Haris,

75- Sâib b. Haris,

76- Umeyr (İmran) b. Riab,

77- Mahmiyye b. Cez´,

78- Ma´mer b. Abdullah,

79- Urve b. Ebi Üsâse,

80- Adiyy b. Nadle,

81- Numan b. Adiyy,

82- Âmir b. Rebia,

83- Âmir b. Rebia´nın zevcesi Leylâ Hatun,

84- Ebu Sebre b. Ebi Rühm,

85- Ebu Sebre´nin zevcesi Ümmü Külsûm Hatun,

86- Abdullah b. Mahreme,

87- Abdullah b. Süheyl,

88- Salîtb. Amr,

89- Sekran b. Amr,

90- Sekran b. Amfin zevcesi Hz. Şevde,

91- Malik b.Zem´a,

92- Malik b. Zem´a´nın zevcesi Âmire Hatun,

93- Hâtıb b. Amr,

94- Sa´d b. Havle,

95- Ebu Ubeyde b. Cerrah,

96- Süheyl b. Beyzâ,

97- Amr b. Ebi Şerh,

98- lyaz b. Züheyr,

99- Osman b. Abdi Ganm,

100- Saîd b. Abdi Kays,

101- Haris b. Abdi Kays.[166]


 
Logged

єℓєşтιямє вєηι,вєğєη∂ιуѕєη тαк∂ιя єт...нσşυηα gιтмιуσямυуυм кαƒαηα тαкмα ѕιктιя єт...

sende üye ol sende kazan

http://www.superteklif.com/SuperUye/SuperUyeFormu.aspx?bid=74fd8283-d36c-4331-b290-ce0369e03b5a
Robot Moderatör
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 127388


View Profile
Re: Habeş Ülkesine Hicret
« Posted on: 29 Ağustos 2008, 22:10:40 Cum »

 
      uyari
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Habeş Ülkesine Hicret oyunları, Habeş Ülkesine Hicret programı, Habeş Ülkesine Hicret oyunu indir, Habeş Ülkesine Hicret program yükle, Habeş Ülkesine Hicret download, Habeş Ülkesine Hicret hikayeleri, Habeş Ülkesine Hicret resimleri, Habeş Ülkesine Hicret haber, Habeş Ülkesine Hicret yükle, Habeş Ülkesine Hicret videosu, Habeş Ülkesine Hicret msn eklentisi, şarkı sözleri
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: