tutkal: boş verin kızlar yapısmayın sevmeyin aşık olmayın baglanmayın gerçekten seveni sevin ama şunu bilinki gerçekten seven yok |  completikis: söyle kim sahte kim vefalı.... |  ablaların_ablası: Hayat ne kadar zor olursa olsun güzel...Güzellikler elbet bizide görür... |  tete: salam bütün azərbaycanlilar mən sizi sevirəm |  avcıay: iyi ramazanlar |  Furkan : yelda i love you |  eser: seni çok sewiyorum galatasaray |  ahmet : tüm müslüman aleminin cuması mübarek olsun |  japon: aşşşşşşşşşkıııııııııııımmmmmmmmm bitanem senin gibisi yok bu dünyada beeeaaa (aşkoon) |  avrilm: biricik aşkooommmmmmmmm seni çokkkk özleeddddddddiiiiiiiiiimmmmmmmm bebeğiiim |  feyzullah: seni seviyorum okan |  feyzullah: seher seni hiç sevmiyorum |  SAHAMARAL: bidenem seni çokkkk seviyorum iyiki doğdun iyiki varsın sen benim kalbimde ben ancak sen olursan yaşarım nice yıllara |  karaca: tüm müslüman aleminin ramazanı hayırlı ve mübarek olsun |  turkuazmaden: merhabalar ben geldim. |  karaca: bi bi bidenem seni çokkkkkkkkkk seviyorum iyiki doğdun iyiki varsın sen kalbimde benle bende yalnız senle yaşarım |  Cadıı: Ayşegül Rüstemiii Çoooooooooooook Seviyoooooooooooooooooooo |  büşra: ben emre aydını çok seviyorum eminim onu en çok ben eseverim gerçekten onun gibi biri görmdedim ben onu çok amaçok seviyorummmmmmmm |  aslan: slm |  ibrahim: ibrahim seni cok seviyorum |  azra: aşkım seni çok özledimmmmmmmmmmm |  sıla: seni seviyorum aşkım gökhannnnnnnnnnnn |  sıla: selam arkadaşlar |  Cetrik: Gerçek sevgi istiyorsan onu yaşamalısın!Her seviyorum diyene inan ma.Her sözü üstüne alınma.Var mı bu dünyada gerçek sevdiğini düşünen?Seviyorum demekle sevgi olmuyo!)))) |  Cetrik: Herkese merhaba.))Mübarek ramazan ayının hepinize ve bütün Müslüman alemine hayırlara vesile olmasını yüce Allah tan diliyorum. |  HEKTA: SELAM HERKESE - BIRI BANA SU PROGRAMLARI NASIL INDIRILIR SOYLESIN |  Albatros: Bu site nekine böyle ¿? insan vaamı insan :D |  Senem: Ömerimm Bitanemmmm seniii ölümüne seviormmm nişanlıımm :) |  ercns: hrkese slmlar |  tutsak_07: slm herkese mübarek razan ayınız hayırlara vesile olu inşallah |  tutsakkelebek: Herkezin Ramazan ayını en içten dileklerimle kutlarım... |  ablaların_ablası: Canlarım kardeşlerim hepinizin Ramazanı Mübarek olsun Rabbim Hayırlı Bir Ramazan geçirmeyi nasip eylesin inşallah |  yağmur: slm arkadaşlar konuşmak isyene varsa ben burdayım |  OSMAN: MERHABAAAAA |  ÖsLem: bugün Çok SıkıCı Bi Gün Yaaa....:( |  kaansedat: seni çok seviyorum samsunlu begüm sen herşeyimsin seni kimseye yar etmem benim ilk ve son aşkımsın |  arzu: Selam |  DeathLess: Merhaba Arkadaşlar |  ÖsLem: slmmm herkese.... |  aslı: sen benim herşeyimsin bülent seviyorum seniii |  EBRU: kimler sewmeye aç.... |  Ahmet: NE OLUYOOO NİYE BAĞIRIYONUZ |  yakup: slm arkadaslarrr |  tutsakkelebek: seni seviyorum aşkımm |  ÖsLem: Canımmm seni coook seviyorummmm |  prensesss: sermetden nefret ediyorummmmmmmmmmmmmmmmmm.......................................... |  sibel: ismail askimmmm seni cooook seviyorummmmm kimse bizi ayiramazz |  tutsakkelebek: bana bu küçük yaşımda ne kadar acı çektirdiğinin farkındamısın ?? peki şimdi mutlumusun ?? |  sinem: kimi sevdiğimi bilmiyorum kafam çok karışık |  completikis: kimilerine göre yalanlar gerçek olmuş...doğru konuşuyorum diyene güvenmiyorum artık |  GİZEM.: SENİ NE ÇOK SEVDİĞİMİ BİR BEN BİR ALLAH BİLİR |  dolunay: seni seviyorum askım hicret |  ugureisenheimege: uzun zamandır yoktum ama gerçekten bazen çok doğru konuşmak yanlışmış... Özür dilerim hayat... |  completikis:): Seni Seviyorum demeyi özlüyor insan... |  karanlık ufuk: kimse yok mu??** |  ablalarınablası: Kelimelerin gücünü anlamadan,insanların gücünü anlayamazsın |  Sedef: Seni seviyorum aliiiiiiiii |
Sayfa: 1 [2]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Osmanlı Imparatorluğu Önemli Olaylar  (Okunma Sayısı 5389 defa)
Fox
Successfull
1 Kalp
*

Rep : +1616/-122
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1851


?+! = ½


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #15 : 29 Mayıs 2006, 18:52:57 Pzt »

3 - Osman Paşa'nın Zayçar'ı
Zaptetmesi



Osman Paşa ,bu gelişmeler üzerine
Zayçar'ı zapta karar vererek Timok Nehri'nin sağ sahilindeki istihkamlar üzerine
hücum etmiştir.Leşayanin ise,ric'at hattının kesileceğinden korkarak
,nehrin sağ sahilindeki istihkamların boşaltılmasını ve sol sahile ric'at
edilmesi emrini vermiş,fakat neticede perişan bir vaziyette ric'at olunmuş ve
birçok top ve bir sancak Osman Paşa ordusu eline geçmiştir.



Osman Paşa ,Leşayanin'i Timok
Nehri'nin diğer sahilinde rahat bırakmayarak,ayın 5.ve 7.günlerinde nehri geçmek
istiyormuş gibi nümayişler icra etmiştir.Timok havzasının kuzey tarafındaki
Sırp mevzilerini de rahatsız etmişse de,asıl ordu o tarihte henüz Sırbistan
içerisine pek ilerlememiş olduğundan ve yalnız başına da bu tür bir
harekette bulunmayı tehlikeli bulduğundan 3 Temuz 'daki başarısından
gerektiği şekilde faydalanamamıştır.



Leşayanin,aldığı emir üzerine,12
Temuz'da Zayçar'dan Veliki Izvor üzerine saldırmışsa da bu defa da başarılı
olamamıştır.



Osman Paşa,Leşayanini ric'ate mecbur
kılınca,ertesi günü kendisi taarruza geçmiş,fakat havanın pek müsait
olmaması nedeni ile başarı gösterememiştir....



Osman Paşa 28 Temuz'da ,Leşayanin'in
Veliki Izvor'daki ileri karakollarını tamamen Zayçar'a ric'ate mecbur etmiş,Laşayanin'in
Zayçar'daki askerleri tekrar Timok Nehri'nin sol sahiline çekilmeye mecbur
kalmışlardı.Osman Paşa ,4 Ağustos günü büyük bir kuvvetle nehre yaklaşmış
ve yerleştirmiş olduğu toplarla o gece şehri top ateşine tutmuş,ertesi gün
daha yakından devam edilmiştir.



Osman Paşa ,Sırpların hiç
beklemediği bir sırada ,yaptığı ani bir hücumla hem stratejik önem taşıyan
Izvor Tepelerini almış ve hem de Rus generallerinin komuta ettiği Sırp
ordusunu perişan etmiş ve bu başarısı ile Sırpların üç kıt'a toplarını
ve çok miktarda da silahlarını ele geçirmişti.Her hücumunda galibiyet elde
eden Osman Paşa,iki ay kadar bu cephede Sırplarla çarpışmış ve Timok
Nehri'ni de,nehrin sularının çekildiği bir sırada ani olarak geçmişti.



Bu başarıdan sonra artık hedef Zayçar
kasabasıydı.Osman Paşa şehri kuşatmaya almış,fakat Timok Nehri'ni geçebimek
için,gerekli edevatın olmaması nedeni ile,harcadığı zaman zarfında Sırplar
Zayçar mevkii ve istihkamlarını bırakmış ve kasabayı tahliye etmişlerdi.Dolayısı
ile Osman Paşa Zayçar'ı hiçbir mukavemet görmeden zaptetmişti.



Osman Paşa 6 Ağustos günü Zayçar'a
girdi.7 Ağustos'da ise Sırbistan'ın doğu sınırı ve Timok havzasında Zayçar
ve Kinzavaç noktalarını tamamen Osmanlı ordusunun eline geçti.Osman Paşa,burada
hazırlattırmış olduğu istihkamlardan hareketle düşmana karsşı yaptığı
iki saldırıda büyük başarılar alde etmiştir.Osman Paşa'nın asıl şöhreti,işte
burada elde etmiş olduğu zaferlerle başlamıştır.Göstermiş olduğu bu başarı
üzerine kendisine ikinci rütbe Mecidiye nişanı ile 1876 yılında Mareşallik
rütbesi verilmiştir.Müşırlik rütbesinin verildiğini bildiren telgraf şöyledir:



"-Vidin Kumandanı Osman Paşa
Hazretlerine Tahrirat-i Müşiri (suret)



"Uhde-i irtihal-i devletlerine
ihsan buyurulan müşirlik manşur-ı alisi ma'iyyet-i seniyye-i şahane
yaverlerinden miralay izzetlu Hüseyin Bey'e tevdi'an savb-ı valay-ı düstur
ile imtisal kılınmış ve menşur-ı ali-i mezkurun aidat-ı resmiyye-i teşrifatiyyesi
olan üç yüz altunun zat-ı alilerine mahsus olmak üzere yüz elli altuna
tanzili dahi muktezay-ı irade-i seniyye-i padişahiden olup başka bir şey
verilmesi marzı olmayacağı derkar bulunmuş olmaklar olbabda. 25 Zilhicce
93/29 Aralık 1876 Mahmud Celaleddin"



Terfisi geldiği zaman Osman paşa ağlamış
ve kolordunun Kurmay Başkanı Tahir Paşa'ya,"Tahir,bizi müşir yaptılar,fakat
ben bir şey yapmadım",deyince Tahir Paşa,"Öyle demeyin Paşa
hazretleri,yarın tarih isminizi iftiharlayazacaktır", cevabını vermiştir.



Yukarıda,çeşitli kaynaklardan
faydalanarak sunmaya çalıştığımız Sırp harbini Osman Paşa ise şu şekilde
anltmaktadır:



"Vidin'e gidince tümenin zapt u
raptı,eğitimi,eksikliklrinin tamamlanması ile uğraştım,birliği seferber
hale getirdim ve 1292/1876 Sırbistan sınırına bir buçuk saat uzaklıkta ılan
Adliye kasabası sahrasında yığınağımı yaparak,sınırı geçmek üzere
planlarımı yaptım ve savaş emrini bekledim."



"Bir gün öğleden bir buçuk
saat sonra,savaşın ilan olunduğuna dair almış olduğum telgraf üzerine
sesi işitilen ve kendisi görülmeyen şimşek gibi,sınır aşıp,savaşa atıldım
ve Izovuz Tepeleri'ni zaptettim.Gereken yerlere karakollar koydum,avcı
siperleri kazdırdım.Şafakla hücuma kalkmak için kolları düzenldim,sabahı
bekledim,zamanı gelince Izovuz kasabasına üç koldan saldırdım.Düşman birçok
telefat verdi ve Timok Suyu'nun öbür tarafına geçerek önceden hazırladığı
istihkamlara çekildi;bir kısmı da Zayçar'daki ordularına katıldı.



"Biz de ,Izovuz Tepeleri'ne
ordugahımızı kurduk,istihkamlar ve avcı siperleri kazdık;keşiflerimize
devam ettik.Timok Suyu üzerine köprü kurmak için hazırlanırken,hergün
ufak tefek çarpışmalar olmakla kalmamış,iki defa da gayet kanlı savaşlar
olmuştu.Bu çatışmalarda Sırplar birçok telefat,üç top,külliyrtli tüfek
bırakıp bozularak dönmüşlerdi;galibiyet her seferinde bizde kalıyordu.



"Biz iki ay Izovuz Tepeleri'nde
kalıp kuvvetimize daha da kuvvet ekledik.Timok Suyu'nun da suları çekilmiş
olduğundan,hücuma kalkmadan bir gün önce,Sırplar köprü takımlarını
Timok Suyu'nun kenarına götürdüğümüzü gördüler,savaştan gözleri yıldı
ve bu korku ile Zayçarı bırakarak kaçtılar;Zayçar'ı savaşsız ele geçirdik.Derhal
gereken yerleri tahkim ettik ,ara sıra keşif taaruzları yaptık,bir iki defa
da kanlı çarpışmalara tutuştuğumuz Sırplar,külliyetli telefat verdiler
ve bozularak döndüler.Bu savaşların mükafaatı olarak ikinci rütbe Mecid
Nişan'ı aldım ve rütbem 1292/1876 yılında Müşirliğe/Mareşalliğe yükseltildi.Sırplarla
barış yapıldıktan sonra,maiyyetimle Vidin'e döndüm,askerlerimin
eksikliklerini tamamlamak,eğitimi ve disiplini ile uğraşmaya başladım"

4 - Sırplarla Geçici Bir Mütareke
Akdolunması ve Sonrası



Osman Paşa'nın hedefi Belgrad şehrini
zaptetmekti.Fakat ordusu ile büyük bir hücuma kalkacağı sırada muharebenin
durdurulması için İstanbul'dan emir gelmiştir.



Rus generalleri tarafından komuta
edilen Sırp ordusu yenilince,Rusların müdahalesi ve Avrupa Devletler'nin
araya girmeleri ile,Osmanlı ordusu Sırp sınırları dahilinde daha fazla
ilerleyememiş ,ateş kesmek zorunda kalmıştır.Avrupa devletleri Balkan
problemini konferanslar yolu ile halle gayret etmişlerse de başarılı olamamışlardır.Balkan
devletlerinin ağır şartlar ileri sürmeleri üzerine Osmanlı Devleti bunları
reddetmiştir.



Çar'ın müsaadesi ile ,Sırbistan
ordusunda görev yapan Rus Generali Çernayef'in de mağlubiyete uğraması üzerine,Prens
Milan'ın müracaatı ile üç haftalık bir mütakere sonucu Osman Paşa
Vidin'e dönmüş,eksikliklerini tamamlamaya ,askerlerinin eğitim ve disiplini
ile uğraşmaya başlamıştır.Bu sırada Osman Paşa 'nın komutası altındaki
kuvvet kolordu derecesine çıkarılmıştır.Osman Paşa bazı mühim gelişmeler
ve bir Rus müdahelesini umduğundan,Vidin kalesinin istihkamlarını tamir
ettirip 500 top alabilecek bir duruma sokmuştur.



Osmanlı Devleti,Avrupa Devletleri'nin
Şark meselesi karşısında tam bir fikir birlği halinde olmamalarından ve özellikle
İngiltere'nin,Balkanlar'daki etkinliklerini artımak ve boğazların kullanılmasında
kendilerine kolaylık sağlamak şeklindeki politikasından ve Rusya'ya karşı
duyduğu nefret ve düşmanlıktan da faydalanarak,3 Ekim'de Sırbistan ile
tekrar harbe başlamıştır.29 Ekim'de ise,Çernayef'in tamamen mağlup
edilmesi ile Sırp ordusu perişan olmuş ve Belgrad yolu açılmıştır.
Logged

!!!Hatıraların Sitesi!!!


Ayrıcalıktır.



Robot Moderatör
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 127462


View Profile
Re: Osmanlı Imparatorluğu Önemli Olaylar
« Posted on: 08 Eylül 2008, 02:17:44 Pzt »

 
      uyari
Merhaba ziyaretçi. Öncelikle sitemize hoşgeldiniz. Ben robot moderatör olarak siteden daha fazla yararlanmanız için sitemize üye olmanızı öneririm. iyi eğlenceler.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Osmanlı Imparatorluğu Önemli Olaylar oyunları, Osmanlı Imparatorluğu Önemli Olaylar programı, Osmanlı Imparatorluğu Önemli Olaylar oyunu indir, Osmanlı Imparatorluğu Önemli Olaylar program yükle, Osmanlı Imparatorluğu Önemli Olaylar download, Osmanlı Imparatorluğu Önemli Olaylar hikayeleri, Osmanlı Imparatorluğu Önemli Olaylar resimleri, Osmanlı Imparatorluğu Önemli Olaylar haber, Osmanlı Imparatorluğu Önemli Olaylar yükle, Osmanlı Imparatorluğu Önemli Olaylar videosu, Osmanlı Imparatorluğu Önemli Olaylar msn eklentisi, şarkı sözleri
Logged
Fox
Successfull
1 Kalp
*

Rep : +1616/-122
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1851


?+! = ½


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #16 : 29 Mayıs 2006, 18:53:21 Pzt »

5 - Rusların Savaşa Müdahelesi



29 Ekim 'deki büyük maülübiyet üzerine
Prens Milan,Çar'a bir telgraf çekerek,"Sırbistan'ı bir Allah,bir de siz
kurtarabilirsiniz",diyerek Rusya'dan askeri yardım talebinde bulunmuştur.



Çar'dan gelen talimat üzerine Rus elçisi
Ignatiev,Babiali'ye bir ultimatom vererek ,Sırbistan ile kırk sekiz saat içerisinde
kayıtsız şartsız bir mütareke akd olunmasını ve Osmanlı kuvvetlerine
askeri hareketlerini hemen durdurmaları emri verilmesini,aksi halde Rusya'nın
Osmanlı Devleti ile siyasi münasebetlerini keseceğini bidirmiş ve harp hazırlıklarına
başlamıştır.


6 - İstanbul'da Sulh
Konferansının Toplanması



Müttefiksiz bir durumda olan Osmanlı
Devleti ,çaresiz bu ültimatomu kabul etmiştir.Bunun üzerine İstanbul'da bir
sulh konferansının toplanması karara bağlanmıştır.



Türk temsilcileri ile büyük Avrupa
Devletleri'nin katıldığı bu konferansta Osmanlı Devleti'ne harbin mağlubuymuş
gibi benimsetilmeye çalışılan ağır şartlar reddolunmuş,şartlar bir parça
yumuşatılmışsa da,Türk tarafları bunları kabule selahitleri olmadığını
belirtmişlerdir.Neticede konferans bir sonuca varmadan dağılmış.



7 - Müzakerelerin Sona Ermesi
ve Rusların Harb Hazırlığı


Rusya ,Barış Konferansı'nın dağılması
üzerine süratle harb hazırlığına çalışırken.İngiltere,Şark
meselesini son bir defa görüşmek üzere,Londra'da bir konferans toplanmasına
Rusya'yı ve diğer Avrupa devletlerini ikna etmiş,toplanan bu konferansta,3
Mart 1877 tarihinde meşhur Londra Protokolü imzalanarak Osmanlı Devleti'ne
tebliği olunmuştur.İmzalanan bu protokol ,İstanbul Konferansı kararlarını
bir nebze hafifletmekle birlikte,Osmanlı Devletinin hükümranlık haklarını
ihlal eder mahiyette oması,yabancı elçilere iç işlerine karışma hakkı
tanuması ve Paris Muahedesi'ne tamamen aykırı bulunması dolayısı ile
tekrar reddolunmuştur.



Bu gelişmeler,Rusların 24 Nisan 1877
yılında Osmanlı Devleti'ne harb ilan etmesine sebep sayılmıştır.
Logged

!!!Hatıraların Sitesi!!!


Ayrıcalıktır.



Fox
Successfull
1 Kalp
*

Rep : +1616/-122
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1851


?+! = ½


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #17 : 29 Mayıs 2006, 18:53:44 Pzt »

Preveze Deniz Savaşı 1538


Kaptan-ı Derya Barbaros Hayreddin Paşa, 1538 yılının kış ve bahar aylarını, Kanuni'nin emriyle İstanbul'da kalarak yeni bir donanmanın inşası hazırlıklarıyla geçirmişti.

O sırada Almanya imparatorluğu İspanya krallığı ile Papa ve Venedik hükümetleri, harp halinde bulundukları Osmanlı devletine karşı bir antlaşma yapmış bulunuyorlardı.

7 haziran 1538'de Barbaros, kırk parça kadırga ile 2. Adalar seferine çıkmak zorunda kalmıştı. Sefer zamanı geldiğinde; padişah emriyle vezirlerin kendi keselerinden inşa ettirmekte oldukları 100 gemiden sadece onu tamamlanmış geri kalan doksan tanesi henüz bitirilememişti. Barbaros bu gemiler bitirilmedikçe denize çıkmak niyetinde değildi. Fakat Salih Reis komutasındaki 20 geminin muhafazasında Mısır'dan getirilmekte olan Hint hazinesini ele geçirmek isteyen Andrea Doria'nın 40 kadırga ile Girit sularına geldiği haber alınmıştı.

Bunun üzerine Hayreddin Paşa, kırk gemilik filosuna üç bin tüfek endaz yeniçeri ile ümeradan Kocaeli Sancakbeyi Ali, Teke Sancakbeyi Hürrem, Sayda Sancakbeyi Ali ve Alaiye Sancakbeyi Mustafa beyleri, cümle askerleriyle beraber alarak İstanbul'dan ayrıldı. Barbaros'un denize açıldığını haber alan Andrea Doria, derhal o sulardan ayrılarak İtalya sahillerine gitmişti.

Türk gemileri evvela İmroz adasına gitmiş ve evvelce orada batmış olan bir gemiden çıkarılan on yedi topla gemiler takviye edilmişti. Buradan Sporad adalarına yelken açılmış ve ilk olarak Avrupa korsanlarına yataklık eden Skiatos adası zapt olunmuştu. İstanbul'da inşası biten 90 gemi ile Hint hazinesini İstanbul'a teslim eden Salih Reis komutasındaki yirmi kadırga bu adaya gelerek Barbaros'a katıldılar.

Bu sulardaki diğer adalar da teker teker düşmandan temizlendi ve yedi gemi dolusu ganimet ve esir İstanbul'a gönderildi.

Daha sonra Girit adası, yedi gün süreyle her tarafından vurulmuş, karaya çıkan Türk denizcileri adanın içlerine kadar sarkarak bir kısım kaleleri zaptetmişti. Bu harekat sonunda alınan çok miktardaki ganimet ve on beş bin esir de İstanbul'a yollandı.

Buradan Rodos istikametinde bulunan Kerpe adasına gidilerek bu ada ve Kaşot adacığı zapt edildi. Daha sonra İstanköy adasına gelindi, oradan Eğriboz'a gidilerek adaların korunmasına memur edilen Salih bey komutasındaki filo ile birleşildi.

Beş ay içinde yirmi beş ada zapt eden ve Venedik'in Ege deniziyle alakasını tamamen kesen Barbaros'un bu son seferi üzerine; Papa III.Paul'ün teşvikiyle uzun zamandan beri hazırlanmakta olan Haçlılar donanmasının teşkili ve Türk donanmasına karşı çıkarılması işi çabuklaştırıldı.

Barbaros, İstanköy adasındayken, Haçlıların hazırlıklarını tamamladıklarına dair bazı haberler almış ve Eğriboz adasına geldiği zaman Andrea Doria komutasındaki muazzam bir Haçlılar donanmasının 22 eylülde Korfu adasında toplandığını ve oradan Preveze'ye taarruz ederek kaleyi kuşattığını öğrenmişti.

Bunun üzerine bir gönüllü filosunu Turgut Reis'in komutasında keşif için öncü göndererek kendisi de donanmasıyla arkadan yola çıktı.

Türk donanması 23 eylülde Preveze'ye gelerek Arta körfezine girmiş ve harekete hazır bir durumda demirlemiş bulunuyordu. Barbaros kaleyi hemen tamir ve tahkim ettirmeye başladı. 25 eylülde Andrea Doria komutasındaki haçlı donanması da Preveze önlerine gelmiş ve körfez ağzının iki mil kadar açığında mevki almıştı.

Haçlı donanması her bakımdan çok üstün durumda bulunuyordu. İspanya - Portekiz krallıkları 80 kalyon, Venedik cumhuriyeti 10 kalyon ve 70 kadırga, Papalık hükümeti 36 kadırga, Saint-Jean şövalyeleri 10 kadırga, Cenova hükümeti 1 kalyon, 52 kadırga ve diğer bazı Hıristiyan hükümetleri 49 kalyon vermişti ki hepsi 308 gemi tutuyor, bu miktar 300 parça yük ve taşıt gemisiyle 608'i buluyordu. Bu gemilerden 15-20 kadarı karaka denilen çok büyük tekneler olup, 2000 personeli bulunmaktaydı. Düşmanın 2500-2594 topu ve 60.000 kadar askeri vardı.

Buna karşılık Türk donanması 122 parça kadırga ve firkate sınıfı gemilerden kurulmuştu. 366 top ve 3.000 yeniçeri ile beraber 8.000 cenkçi taşıyordu.

Ne tuhaf bir tesadüftür ki; aynı sularda M.Ö. 2 eylül 31'de, o çağların en büyük deniz savaşı olan Actium cengi yapılmış ve 32 yaşındaki müstakbel imparator Octavianus, Antonius'la Kleopatra'nın donanmasını yenmişti.

Barbaros donanmasının ileri gelen komutanlarıyla kendi gemisinde bir harp meclisi kurdu. Bu toplantıda, komutanlarının karaya asker ve top çıkarılması hususundaki isteklerini önce uygun bulmadı, fakat düşmanın gece preveze boğazından içeri girmek istediğini haber alınca, sahile bazı toplar koydurttu. Ayrıca gönüllü alayından Murat, Turgut, Güzelce Mehmet, Sadık ve bazı reisler birkaç parça gemiyle körfez dışına çıkarak düşmanı ürkütmüşlerdi.

27 eylülde birkaç yürük düşman kadırgası Preveze boğazına gelip donanmamız cihetine toplar atarak nümayişte bulununca, Barbaros, Preveze boğazından çıkıp, Haçlı donanmasına meydan okumuştu. Donanmamız, tabıl ve nakkareler çalınarak dışarı çıkıp, altı mil açıldıktan sonra savaş nizamına girmiş ve hilal şeklinde bir dizi teşkil eden bütün gemiler, başlarında bulunan üçer topu ateşleyerek düşmana saldırmıştı. Saldırının şaşkınlığıyla Andrea Doria yanlış manevra yapmış ve donanmasını pek müşkül bir duruma sokmuştu. Barbaros, bundan hemen faydalanarak 40 gemilik bir filoyu ileri sürüp, Haçlı donanmasını ikiye bölmek istemiş, bu pek tehlikeli durum üzerine, Doria donanmasına ricat emri vermiş ve düşman Korfu istikametine çekilmişti. Karanlık bastığı cihetle düşman izlenememiş, Türk donanması da Arta körfezi dışarısında ve Preveze önlerinde mevki almıştı.

O gece Barbaros'un başkanlığında toplanan harp meclisi, düşmanın ezici üstünlüğüne rağmen, savaşa zorlanıp, kesin bir sonucun alınmasına kara veriyordu.

Türk donanması gece yarısından sonra hareket ederek, Paksos adası önlerine geldiği zaman, keşif gemileri Aya Mavri adasının güneyindeki incir limanında (Porto Figo) düşman donanmasının direklerinin görüldüğünü bildirdi.

Günün ilk ışıkları etrafı aydınlatırken, Haçlı donanması, Türklerin gelmekte olduğunu görmüş, Hayreddin Paşa'nın üstün cüret ve cesareti Doria'yı şaşırtmıştı. Derhal kurulan harp meclisinde, Doria bir hücuma taraf olmadığı halde, filo komutanlarının söz dinlememeleri üzerine harbi kabule mecbur kalarak, donanmasını Preveze üzerine harekete geçirdi.

Bu sırada Türk donanması sahil tarafında bir dizi halinde ilerliyor ve gittikçe düşman donanmasına doğru gelmeye başlayarak bir gün evvelki gibi hilal şeklindeki savaş nizamına girmiş bulunuyordu. Donanmamızın savaş hattı üç filodan meydana gelmişti. Ortadaki filoya Barbaros komuta ediyor, öz oğlu Hasan ve manevi evladı diğer Hasan Reisler bu filoda bulunuyordu. Sağdaki filo, Kazdağlı Salih Reis'in, soldaki ise devrin büyük coğrafya ve matematik bilginlerinden Seydi Ali Reis'in komutasındaydı. Hilal şeklindeki savaş nizamının arka tarafında bulunan gönüllü filosuna Turgut Reis komuta ediyor, Murat, Güzelce Mehmet ve Sadık Reis'ler de bu filoda bulunuyordu.

Düşman donanması borda nizamında olup, gemiler büyüklüklerine göre birbirinin arkasında üç kat halinde yer almışlardı. Bu hattın ilki kalyonlarla karakalardan, ikincisi kadırgalardan ve üçüncüsü de küçük gemilerden meydana geliyordu. Bu duruma nazaran öndeki kalyon ve karakalardan kurulu ağır filo,bir nevi siper görevi görüyor, Doria ikinci hattı teşkil eden kadırgalar filosunun başında bulunuyordu.

Haçlı donanmasındaki İspanya - Portekiz kalyonlarına Franco Doria, Venedik kalyonlarına Alessandro Condalmiero, Venedik kadırgalarına Vincenzo Capello ve Papalık filosuna Aquilea Patriği Marco Grimani komuta ediyordu. Amiral gemisinde kara kuvvetleri komutanı general Fernando de Gonzaga da bulunmaktaydı.

Preveze açıklarında iki taraf donanması kendi savaş nizamları içinde birbirlerine yaklaşırken, cenuptan esen çok sert rüzgar, aleyhimize idi. Bu sebeple donanmamızın moralinin sarsıldığını gören Barbaros iki ayet yazdırıp gemisinin iki tarafına bıraktırmış ve az sonra rüzgarın dindiği görülmüştü. Katip Çelebi Barbaros'un bu davranışını şöyle anlatmaktadır: "...Derhal Paşayı gazi iki ayet yazıp gemisinin iki tarafına bırakdıkda, rüzgar sakin olup barçalar hareketten kaldı. Kıssadan hisse budur ki, serdar olan namdarlar yalnız esbab-ı cismaniyyeye itimad itmeyüp kaadir oldukları kadar esbab-ı ruhaniyyeye dahi riayet ve itibar eylemek lazımdır."

Rüzgarın kesilmesi düşmanın ağır gemilerini hareketsiz bırakınca Doria, öndeki büyük gemilerden şiddetli bir top ateşi açtırmıştı. Fakat kalyonlardaki büyük topların menzili kısa olduğundan, bütün mermiler denize düşüyordu. Barbaros da hücum emri vermiş, Türk gemileri, boru, nakkare ve nefir sedaları ve askerin "Allah Allah" avazeleri arasında heybetle ilerlemeye başlamıştı. Hafif gemilerimizdeki top menzilleri daha uzun olduğundan, bu menzil mesafesine varılıp ateş açılacağı sırada ileri çıkan bir düşman kalyonu püskürtülmüş ve Türk toplarının menzil üstünlüğünden istifade edilerek düşmanın ön hattaki ağır gemileri tahrip edilmeye başlanmıştı. Bu durum üzerine, Doria ile Venedik amirali Capello ikinci hattaki kadırgalarını harekete geçirerek Türk donanmasını iki ateş arasına almak istemişler, fakat şiddetli ateşimiz ve bu esnada Turgut Reis'in bir çevirme hareketi karşısında ricata mecbur olmuşlardı.

Savaşın bu en şiddetli anında ortalığın duman ve ateşle görünmez hale gelmesinden faydalanmak isteyen Doria, birkaç defa Türk donanmasına iki ateş arasın almak için manevralar yapmaya çalışmış, fakat her seferinde Barbaros'un pek mahirane mukabil manevraları ile karşılaşmıştı. Birkaç saat süren şiddetli bir savaştan sonra düşmanın ön hattaki kalyon ve karakaları tamamen tahrip edilmiş ve Barbaros meşhur yarma hareketi için emir vermişti.

Askerin tekbir sesleriyle yapılan şiddetli bir hücum sonunda düşmanın ön hattaki gemileri ikiye ayrıldı ve Türk donanması arka taraftaki kadırgalar filosunun üzerine yürüdü. Bu sırada Turgut Reis emrindeki gönüllü filosuyla düşmanın arkalarına saldırmıştı. Haçlı donanması bir taraftan yarılırken, bir taraftan da müthiş bir Türk çemberi içine düşecek duruma gelmişti. Andrea Doria, büyük bir ümitsizlik içinde iki eline iki gülle almış dövünüyor ve donanmasına ricat emri veriyordu.

Artık denizde yüzen o muhteşem Haçlı donanmasından sadece bütün aksamı harap olmuş, mağlup ve perişan gemiler vardı. Bunlardan bir kısmı dağınık ve perişan bir halde, gecenin karanlığından faydalanarak, muzaffer Türk donanmasının önünden kaçıyordu. Bu sırada şimşek ve yağmurla karışık bir fırtına çıkmış ve donanmamız, savaş sahasına dönerek demirlemişti. Burada pek harap durumdaki düşman gemilerine Barbaros'un emriyle ateş verilmiş ve sabaha kadar savaş alanı aydınlıklar içinde kalarak, sanki büyük zafer kutlanmıştı.

Doria bu savaşta yalnız kalyon ve karaka olmak üzere 128 büyük savaş gemisi kaybetmişti ki, bu miktar Türk donanmasının bütün mevcudundan fazlaydı. Ayrıca orta ve küçük gemilerden kayıpları da bulunuyordu. Türkler ise hiç gemi kaybetmemişler sadece birkaç yüz şehit ve yaralı vermişlerdi.

Barbaros, Boğdan Seferi'nden dönmekte olan Kanuni'ye öz oğlu Hasan Bey'le, Preveze zafernamesini göndermiş ve Yanbolu'da ordugahını kurmuş bulunan padişah, divanı toplayıp, zafernameyi komutanlarıyla beraber ayakta dinlemişti. Katip Çelebi bu töreni şöyle anlatıyor:

"...Divan kurulup fetihname ayağ üzere okundu, Hakk'a hamd-ü şükr-i firavan ettiler."
Logged

!!!Hatıraların Sitesi!!!


Ayrıcalıktır.



Fox
Successfull
1 Kalp
*

Rep : +1616/-122
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1851


?+! = ½


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #18 : 29 Mayıs 2006, 18:54:00 Pzt »

Paris Barış Konferansı


İtilaf Devletleri, 1. Dünya Savaşı'ndan yenik ayrılan devletlerle yapacakları antlaşmaların esaslarını saptamak amacıyla 18 Ocak 1919'da toplanmışlardır. 32 devletin temsilcileri katılmıştır. Almanya, Avusturya-Macaristan ve Bulgaristan'la imzalanacak barış antlaşmaları hazırlanmıştır.

Konferans sürerken İngiltere, Batı Anadolu'daki Müslümanların, Hıristiyanları katletmek üzere olduklarını ileri sürmüş ve Rumların sayıca fazla olduklarını bahane ederek Amerikan delegelerini etkilemiş, Anadolu'nun paylaşılmasına Yunanistan'ı da ortak etmiştir. Bunun nedenleri:

İngiltere'nin Doğu Akdeniz'deki çıkarlarını sürdürmek istemesi.

Batı Anadolu'da çıkarları bulunan İngilizlerin İtalya'ya güvenememesi; İtalya gibi güçlü bir devlet yerine kukla Yunanistan'ı tercih etmesi.

Yunanlıların, Ege Bölgesi'nin kendilerine ait olduğu ve bu bölgede nüfus yoğunluğuna sahip oldukları şeklinde propaganda yapmaları.

Yukarıda sıralanan nedenler, İtalya'nın İtilaf Devletleri'nden kopma sürecini başlatmıştır.

_______________________
PLEVNE MUHAREBELERİ



1 - Plevne Kasabası ve Önemi



Plevne savaşlarına geçmeden evvel
bu savaşların cereyan ettiği yer hakkında bilgi vermekte fayda mülahaza
ediyoruz.Zira kısa bir tanıtımdan sonra,burada yapılan muharebelerin azameti
ve askerlik kabiliyeti ve kuvveti daha iyi anlaşılacaktır.



Plevne(Pleven/Plevna),Orhaniye,Sofya
ve Bulgarani'den gelen ana yolların kavşağında Sofya'nın 138 km.Kuzey-doğusunda
, Vid Irmağı'nın kolu Tuçençe Çayı'nın kenarında küçük bir kasaba
olup,savaş sırasında tüm halkı Türklerden oluşmaktaydı.



Bazı kimseler Plevne şehrinin
kendisince fevkalade bir önemi olduğunu düşünebilirler.Oysa Plevne denilen
yer küçük bir kasabadan ibaret olup,bir tarafı dağılık,bir tarafı ova,biçimsiz
bir toprak birikiminin arasında sıkışmış kalmış bir Türk kalesidir.
Kale deyince insanın hatırına adam boyu kalınlığında duvarlarla,dört
tarafı çepçevre kuşatılmış heybetli ve dişmana meydan okuyan bir
istihkam gelir.Fakat Plevne böyle değildir.O sadece ismi ile bir kaledir.Yoksa
toprak tümseklerinin gelişigüzel oraya buraya serpilmiş yığınları,düşmanın
ateş ve ölüm kusan hesabsız toplarına karşı tahta perdeden yapılmış
siperler ile,Plevne değil bir kale,asker barındıracak bir kışla bile
olamaz...



Plevne, 7 Temmuz 1877'de hiçbir
istihkamı olmayan açık bir şehir halinde bulunmaktadıydı.Alman,Fransız ve
Rus muharrirlerinin bahsettikleri mustahkem kargir manastır,cephanelik,tahkim
edilmiş Vid Köprüsü hattı tamamen uydurmadır.



Böyle olmasına rağmen Osman Paşa'nın
son ana kadar savunmaktan vazgeçmediği,Rusların her fırsatta hücuma kalktıkları,bütün
dünyanın dikkatini kendisine çeken ve günlerce tüm basına ve insanlara
kendisinden bahsettiren tarihin şanlı sayfalarına geçmiş bu yerin önemi,Osman
Paşa ile alakası neydi?



Plevne,bazı mühim yolların kavşağında
bulunmasından dolayı,çok önemli stratejik bir mevkiye haizdi.Fevkalade
askeri ehemmiyete sahip oluşundan dolayı Bulgaristan'da dahi hayatı bir nokta
sayılmaktaydı.



Türklerin Vidin,Rusçuk,Silistre,Varna
ve Şumnu'daki ordularını bir araya toplayabilmeleri için Plevne'yi ellerinde
tutmaları gerekmekteydi.Şıpka'nın elden çıkması buranın ehemmiyetini
daha da artıracaktı.Rusların Plevne'yi almaları,Edirne'ye kadar uzanmaları
demekti.Ruslar için ise Plevne iki ayrı noktadan önem taşımaktaydı:



1-Rusların sağ kanat olarak tutmak
istedikleri Vid Suyu'na Plevne'nin bir kama gibi girmiş olması,



2-Güney-batıdaki Sofya'ya,oradan da
boğazlara doğru ilerlemek,ancak Plevne'ye sahip olmakla mümkündü.Ruslar,Balkanlar
üzerinden güneye,Edirne'ye yürürken,Osman Paşa ve kuvvetli ordusunu sağ
kanatlarında başıboş bırakamazlardı.



Stratejik önemini kısaca belirtmeye
çalıştığımız Plevne'nin bazı önemli mevkilere ve köylere olan uzaklığı
ise şöyledir:

Şehirler: KM: Yönler: Köyler:

Lofça 32 Kuzeyde Opaneç 6 Km

Orhaniye 88 --------- Bukova 3 Km

Bulgarani 37 G.Doğu Radişevo 5 Km

Rusçuk 177 --------- Porodin 14 Km

Niğbolu 37 Güneyde Brestoviç 8 Km

Sofya 133 Doğuda Grivitça 6 Km

Logged

!!!Hatıraların Sitesi!!!


Ayrıcalıktır.



Fox
Successfull
1 Kalp
*

Rep : +1616/-122
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1851


?+! = ½


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #19 : 29 Mayıs 2006, 18:54:22 Pzt »

2 - Rusların Faaliyeti



Ruslar,Niğbolu'yu muhasara ettikleri
zaman,batıdan gelecek tehlikeyi gidermek için 8-10 süvari bölüğünü ve
birkaç toptan mürekkep bir fırkayı Niğbolu ile Plevne arasındaki yola
sevketmişlerdi.Bu fırkanın birkaç kolu Haziran sonlarında ve daha sonra
Plevne etrafında dolaşmıştı.Bu sırada Plevne ,Miralay Atıf Paşa kumandasında
üç piyade taburu,9 top ve birkaç Çerkes süvarisinden oluşan bir kuvvetle işgal
olunmuştu.Atıf Paşa ,Osman Paşa gelinceye kadar etrafı bu süvarilerle keşifte
bulunmuş ve Plevne çevresinde bulunan mevkileri tahkimle meşgul olmuştu.



Grandük Nikola bir kez daha Plevne ve
etrafını keşif için garb ordusuna emir vermişti.Bu kollar, keşif sonucu
Plevne'de birkaç tabur piyadeden ibaret Osmanlı askeri bulunduğunu ve
Vidin'den Osman Paşa ordusunun yakında gelmesi muhtemel olduğunu haber vermişlerdir.Grandük,Osmanlı
kuvvetlerinin günden güne o havalide toplanmakta olduğu haberini alınca,
ordusunun sağ tarafında böyle bir kuvvetin toplanmasına imkan vermemek için
alelacele hücum etmesi için batı ordusu kumandanı General Krudner'e emir
vermiş,o da ,o tarafların muhafazasına memur General Şuldner'e emri tebliğ
etmişti. Şuldner 7 Temmuz'da ordusunu toplayarak o gün Osmanlı askeri ile çarpışmışsa
da, asıl hücumu ikinci güne ,yani 8 Temmuz tarihine bırakmıştır.



3 - Savaşın Başlaması ve
Seyri



8 Temmuz 1877 Cumartesi günü,sabahın
erken saatlerinde Alman asıllı General Schilder(Şuldenr),henüz takviye almamış
yorgun Osmanlı birliklerini,tahkimsiz durumda bulunan bu önemli stratejik
mevkiden atmak kastıile taaruzda bulunmuştu.



Sabahla birlikte başlayan Rus toplarına
Plevne ordusu da karşılık vermiş,iki saat süren top düelosundan sonra
Osman Paşa ateşi kestirmişti.Ruslar,ateşin kesilmesi üzerine piyade ile
taaruzda bulununca,kesilen top atışlarının yerini piyade hücumları almıştı.Osman
Paşa top atışlarının kesilmesi ve askerin toplu tutulması sureti ile mümkün
mertebe tasarrufa riayet olunmasına çalışmıştı.



Griviçe köyünün kuzey-batısından
ilerleyen düşman,Yanıkbayır'ın doğusunda bulunan Osman Paşa'nın ileri
karakolları tarafından top ateşi ile karşılanmış ve bu noktaya derhal
Ahmet Hıfzı Paşa komutasında bulunan 1.livadan 3 tabur ve 2 top sevk olunmuştu.Daha
sonra düşmanın Yanıkbayır denilen 5 numaralı nokta mukabilinden geçmesi
üzarine,Osman Paşa bu cihete de Mirliva Hasan Sabri Paşa kumandası ile 3
tabur ve 2 top sevketmişti.Osman Paşa tarafından sevk olunan taburların
mukabil taaruzları üzerine Rusların da taaruza devamı sonucu iki taraf süngü
süngüye gelerek birbirlerine karışmışlardı.



Bu savaş esnasında düşmanın sağ
tarafı da şiddetli top ateşine tutulunca,arazinin de durumu neticesi,ric'at
husule gelmişti.Ahmet Hıfzı Paşa ve Miralay Hilmi Bey hafif bir sürette
yaralanmışlardı.Taburların ric'at ettiğini gören Osman Paşa karargahının
bulunduğu 9 numaralı noktadan düşman üzerine şiddetli batarya ateşi icrası
ve imdad olarak Miralay Said Bey kumandası ile birçok tabur Griviçe
Deresi'nden sevk edilmişse de ric'at önlenememişti.Bunun üzerine taaruzda
bulunan düşmana,Osman Paşa ordugahından şiddetli top ateşi açılmıştı.Osman
Paşa yaveri Talat Bey ile Mirliva Tahir paşa'ya ve o cihet taburlarına
:"Şimdi üç hatt-ı harbde bulunan taburlar amirlerine git!Taburlarını
düşmana çevirmeye ve eski mevzilerini tutarak sebat ettirmeğe gayret
etsinler!Ric'at edenleri vursunlar!Aksi halde buradan kendilerinin topa
tutularak iki ateş arasında kalacaklarını söyleé"emrini vermişti.



Bu emir üzerine taburlar ileri
hareketle hücuma gayret ve galebeye nail olmuşlardı.Daha sonra Osman Paşa
,iki subayı korkaklıkla itham ederek azarlamış ve kendilerini Divan-ı
Harb'e vermeyerek tokatlamıştır.Bu hadise onun itidalini kaybettiği tek
hadise olmuştur.Sağ tarafta durum bu merkezde iken;merkezden yetişen imdat
kuvvetleri ile geçilen süngü hücumunda düşman mağlup bir şekilde sol
taraftan çekilmek zorunda kalmıştır.



Osman Paşa meydan muharebesinin hemen
her noktasında bulunmuş,her tarafa ve bulunulması en fazla ihtiyaç olan
noktalara bindiği Arab atı ile yetişerek askerleri teşvik ve teşci' etmiştir.Subay
ve erler,kendisini düşmana pek göstermemesi için çok rica etmişlerse de o
yine muharebenin nihayetine kadar ateşin en şiddetli yerlerinde bulunmaktan kaçınmamıştır.Yani
başında bir hayli subay yaralandığı halde kendisine bir şey olmamıştır.



Ruslar bir netice elde edemeyince
muharebeyi birkaç gün durdurması üzerine,Osman Paşa derhal bundan
faydalanarak,hala Griviçe'de bulunan Ruslar üzerine bu sefer de kendisi taaruz
etmek için kuzey ve güneye doğru yayılmış olan müfrezeleri toplamış ve
Plevne gerisinde kalmış ihtiyarları celb etmiştir.Kanatlardan nümayiş
icrası için birer müfreze tertip ve sevk ettikten sonra kendisi de cepheden
taaruza girişmiştir.Neticede,Griviçe Köyü'nün ele geçirilmesi üzerine
Ruslar firar etmiş ve Osman Paşa askeri onları takibe koyulmuştur.On iki
saat süren bu muharebeye akşam üzeri ara verilmiştir.



4 - Düşmanın Ric'ati



Osman Paşa yorgun durumda bulunan
askerine bir süre istirahat verdikten sonra,ortalık kararır kararmaz tekrar düşmanı
takibe başlamıştır.Gece takibe ara verilerek ertesi gün sabah yine devam
edilmiştir.Nihayet Ruslar,Osma Suyu'nun sağ sahiline geçerek geçici olarak
takipten kurtulmuşlardır.



Osman Paşa,yemeden içmeden 36 saat
muharebe etmiş olan askerine istirahat vererek kendisi de karargahını Vina'ya
naklettirmiştir.Askerler yedi gün süren cebri bir yürüyüşten sonra,ancak
altı saat dinlenerek harbe girmişler ve 18 saat içinde bir iki peksimetten başka
bir şey ağızlarına koymamışlardır.



Osman Paşa, cereyan eden bu harb sırasında,
Dersaadet'e şu telgrafı çekmiştir:



"Demincek taktim kılınan
telgrafda sabahleyin saat 5 sularında başladığı arz olunan muharebe, akşamın
12'ye kadar imtidad etmiş ve tarafyenden gayet şedid ateş edilerek'asakir-i
nusret müessir padişahının gösterdikleri sebat ve şeceat düşmana
telefat-ı kesire verdirerek bulunduğu mevkiğiden bir hayli ric'at eylemiştir".



Osman Paşa Rusları takip etmemiştir.O'nu
bu işte mazur gösterecek bir şey varsa o da,askerin yorgunluğu ve düşmanın
Osman Paşa'nın kuvvetli askeri olup olmadığını bilmemesidir.Zaten düşman
hakkında kafi bir malumat alabilmek için keşif yapmak için zaman ve fırsat
da bulamamıştır.Kolordunun ,cebri yürüyüşün verdiği yorgunluğa rağmen
büyük bir azim ve metanetle düşmanı ağır zararlara uğratarak bozgun ve
bitkin bir halde yüzgeri etmesindeki başarısının sırrı,Osman Paşa'nın süratle
karar vermek ve yeni şekil ta'biyeler icat ederek,düşmanın ta'biyesini
bozmak olmuştur.



5 - Karşılıklı Kuvvet
Dengesi ve Savaşın Neticesi



Birinci Plevne çarpışması diye anılan
bu muharebede,aşağı yukarı,kuvvetlerinin 1/3'ü ateş altında bulunan ve
1/4'ü de harbe iştirak eden düşman,bu muharebede 3.000 kadar ölü ve yaralı
vermiştir.Bir Rus erkan-ı harb subayının hesabına göre Rusların I.Plevne
Muharebesi'ndeki zayiatı altı,yedi bin kişiye varmıştır.



I.Plevne muzafferiyeti üzerine
General Gurko,Balkanlar'dan tekrar kuzeye çekilmek zorunda kalmıştır.



Bu savaşta Osman Paşa'nın
kuvvetlerinin yekunu 33 tabur,57 top , 6 süvari bölüğü,2 bölük Osmanlı
Kazağı ,400 gönüllü, yani toplam 20.000 askerden ibaretti.Verilen şehitlerin
ve harb saffı dışında kalanların yekunu ise 2.000 kişiyi bulmaktaydı.
Muharebenin sonunda ganimet olarak 17 adet 3 atlı mühimmat arabası,bir
bozulmuş top ,birçok sayıda tüfenk/tüfek,içinde 300 tane de çadır plmak
üzare,bir alayın bütün ağırlığı Osman Paşa Ordusu eline geçmiştir.



8 Temmuz Cuma günü sabahtan akşama
kadar süren bu kanlı çarpışma,"93 Seferi'nde"Rusların Rumeli
cephesinde Osmanlılar'dan yedikleri ilk şiddetli darbe olmuştur.Bu kazanç ve
bozgunluk,iki tarafta da , böyle bir olayı beklemediklerinden,madden olduğu
kadar manen de derin izler bırakmıştır.Çok mağrur ve kendilerine pek fazla
güvenen Rusların,kolayca zafere ulaşmak kanaati sarsılmış; Osmanlılarda
ise ,eski kahramanlık duyguları tazelenmiştir.Kendilerine, silahlarına
itimat ve güvenleri artmıştır.Ruslar,hiç beklenmedik bir surette uğradıkları
yenilginin acısını çıkarmak ve intikam almak hırsı ile,buradaki taaruz
kuvvetini az zamanda 50.000 askere ve 208 adet topa çıkarmışlardır.Buna karşın
Osman Paşa'nın Plevne Ordusu 20.000 er ve 58 toptan oluşmaktaydı.



6 - Neticenin İstanbul'a
Bildirilmesi



Muharebenin nihayete ermesi üzerine
Osman Paşa çarpışmanın neticesini Bab-i Seraskeri'ye bizzat çektiği şu
telgrafla bildirmiştir:



"İşbu Cuma günü saat 9'da düşman
miktar-ı ta'dad ve tahmin edilmez derecede bir kuvve-i külliyye ile üç dört
koldan üzerimize hücum etmesi ile nusret-i ilahiyye'ye ve muavenat-ı
ruhaniyet-i peygamberi'ye müsteniden müdafaa ve mukabeleye bi'l-ibtidar saat
yediye kadar gayet şiddetli ve kan akıtıcı bir muharebe edilmiş ve asakir-i
nusret müessir-i cenabı-ı padişahı'nın gösterdikleri sebat ve mukavemet
ve ettikleri ateşin şiddetine düşman tahammül edemeyüp her kangı cihetten
hücum etmiş ise la yu'ad vela yuhsa/sayılıp hesaba gelmeyecek/telefat
virerek ric'at-ı kahkariyye ile münhezimen firar eylemiş ve'asakir-i nusret-i
müessir-i mülukane tarafından dane-i memlu bir aded top kapaklusu ile külliyetli
esliha ve cephane iğtinam edilmiş ve cünud-ı mülukaneden vuku'bulan şüheda
ve mecruhun miktarının kaffesi henüz bilinememiş ise de cüz'i olduğu icra
olunan tahkikattan anlaşılmıştır.Böyle bir kuvve-i ' kesirenin busuretle
perişan edilmesi padişah-ı 'asker-perver ve şehişaha ma'delet-i kister
efendimiz hazretlerinin cunud-ı nusret-i mev'ud -ı hazret-i mülükaneleri
hakkında şayan buyurula gelen teveccuhat-ı kudsiyyet-ayat cenab-ı mülküdarileri
semere-i bahiresi olmağa cümle tarafından duay-ı temadi-i eyyam ve afiyet ve
her umurda hüsnü muvaffakiyet ve mazhariyet-i tacidari tekrar ve tezkar kılındığı
'arz ve tebşir olur ferman 8 Temmuz 93 Kulları OSMAN"



9 Temmuz tarihli telgrafında ise ele
geçirilen ganimetler hususunda şu malumatı vermiştir:



"Dünkü gün vuku'bulan
muharebede düşmandan üç aded kapaklı iğtinam adildiği ba telgraf'arz
olunmuşdu.Bu sabah ileriye gönderilen keşif kolları düşman ordusunun
bulunduğu mahalde bir hayli kapaklu kaldığı görüldüğünü haber
vermeleri ile derhal süvari askeri gönderilerek içerileri piyade cephanesi
ile memlu olarak orada bulunan 14 aded kapaklu dahi bilahz ordugaha celb olunmuş
ve şu halde düşmandan iğtinam olunan kapaklunun miktarı 17 adede baliğ
olmuş'arz olunur"



Osman Paşa'nın bir diğer bir
telgrafı ise şöyledir:



"Dane memlu olarak düşmandan iğtinam
edildiği diğer telgrafname-i Acizide muharrer olan bir aded kapakludan başka
olarak şimdi dahi dane tolu iki aded kapaklu ile birer ra's beygir ve hayluca eşya
dahi ahz ve iğtinam edildiği arz olunur."



7 - Sultan II.Abdülhamid'in
Osman Paşa'ya Tebrik Telgrafı
Logged

!!!Hatıraların Sitesi!!!


Ayrıcalıktır.



Fox
Successfull
1 Kalp
*

Rep : +1616/-122
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1851


?+! = ½


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #20 : 29 Mayıs 2006, 18:54:41 Pzt »

Sultan II.Abdülhamid I.Plevne
galibiyetinde dolayı Osman Paşa'ya bir tebrik telgrafnamesi yollayarak tebrik
etmiştir.Osmanlı askerinin bu başarısından dolayı Cenab-ı Hakk'a hamd ü
sena için İstanbul camilerinde dua edilmesini irade buyurmuştur.



8 - Yıldız Tarafından I.Plevne
Zaferinin Diğer Komutanlara Bidirilmesi



"Balkan Umum Kumandanlığına,



"Plevne'de Osman Paşa Ordusu üzerine
geçen Pazartesi günü hücum eden 60-70.000 kadar düşmanı telefat-ı külliyye
ile ric'at ettirdiği gibi düşmanın bugün tekessür eden hücumlarında dahi
8.000 telefat bırakarak münhezim ve perişan olmuş ve ric'at ettirilmiş olduğu
ve memlu kapaklu ve bir miktar hayvanat ve hesapsız esliha ve eşya iğtinam
edildiği şimdi müşarun ileyhden alınan zafernameden istbşar olunmakla tebşir-i
keyfiyete müracaat olundu efendimiz. 19/31 Temmuz 93/77 MAHMUD"



9 - Birinci Plevne Savaşı Sonrası
Osman Paşa'nın Faaliyetleri



Osman Paşa,I.Plevne muzafferiyetini müteakiben
Rusların kısa bir süre sonra tekrar ,hatta daha kalabalık olarak
geleceklerini düşünmüş,birliklerine Plevne'nin çevresindw tabyalar ve
toprak istihkamlar yaptırmaya başlamış,Sofya ile Vidin yollarını kontrol
altında tutacak tedbirler almıştır...



Osman Paşa bir taraftan bu tedbirleri
alırken diğer yandan da Plevne'ye imdad kuvvetleri tedarikine çalışmıştır.Tuna
Orduları Başkumandanı'na,Rauf Paşa Kuvvetleri ile hareket birliği yapmak üzere
Balkan Dağları'na doğru çekilmesine müsaade edilmesini teklif etmişse de
bu teklif kabul edilmeyerek Plevne'nin tahkimi emredilmiştir.Bunun üzerine
Osman Paşa takviye kuvvetleri gönderilmesi talebinde bulunmuştur.



Bu sırada Süleyman Paşa'nın Rusları
Trakya'dan Şıpka'ya doğru tard ettiğini ve Kafkaslara gitmek üzere İstanbul'dan
bir sevkiyatın başlamak üzere bulunduğu haberlerini öğrenen Osman Paşa,Harb
Nazareti'ne müracaatla,bu seferden vazgeçilerek,tam aksine Sofya'da geniş bir
birlik oluşturulması ve bu noktada sadece İstanbul'da bulunan düzenli
askerlerin değil,fakat aynı zamanda başkentin çevresinde bulunan çeşitli
vilayetlerinin garnizonlarını oluşturan tüm Nazamiyelerin de toplanması
arzetmeye çalışmıştır.



Böyle bir düzenlemeye gidildiği
takdirde Sofya tüm ihtiyaçlar için sadece bir depo olmayacak ,fakat ayrıca
Plevne'nin muhasarasını imkansız kılacak 120.000 ile 150.000 arasında bir
kuvvet ihtiva edecekti.



Osman Paşa aynı zamanda Şıpka'ya
saldırıda bulunulmasına şiddetle karşıydı.Buna rağmen Osman Paşa'nın
sunduğu planın tam tersi bir karar uygulamaya konmuştur.



10 - İstanbul'daki Askeri
Meclisin Almış Olduğu Kararlar ve Durumun Osman Paşa'ya Tebliğ Olunması







Osman Paşa'nın Plevne'de göstermiş
olduğu bu başarı üzerine,bundan sonra Plevne'nin elden çıkarılmaması
kararlaştırılarak askeri meclisce şu kararlar alınmıştır:



1-Berkofça ve Şehirköy'de bulunan
taburların icabında Osman Paşa tümenine sevk ve ilavesi,



2-Niş'den Sofya'ya gitmekte olan
Salih Paşa'nın bir an önce Sofya'ya gelmesi ve oradan Osman Paşa tümenine
iltihak etmesi;



3-Sofya'da 4-5 tabur bırakılarak
geri kalan kısmının Osman Paşa tümenine gönderilmesi,



4-Sofya ile Niş taraflarında bulunan
taburların istediği yere hareket ettirilmesine dair Osman Paşa'ya mezuniyet
verilmesi.



Alınan kararlar yukarıda zikrolunan
taburlar komutanlıklarına yazılarak durumun aynı zamanda Osman Paşa'ya da
tebliğ olunması kararlaştırılmış ve durumun tebliği için Osman Paşa'ya
daha sonra şu telgraf çekilmiştir:



"Osman Paşa Hazretleri,



"Niş ve Sofya Fırka-i
Askeriyyeleri amr ü müşirileri tahtında bulunduğundan askerce ve mühimatca
onlardan dahi icab ettikçe istianeye mezuniyeti müşirileri ba irade-i seniyye
beyan olunur. 19/31 Temmuz 1877 SAID"



Bu karar neticesi Plevne'de az zamanda
40 tabura yakın bir kuvvet toplanmıştır.
Logged

!!!Hatıraların Sitesi!!!


Ayrıcalıktır.



Fox
Successfull
1 Kalp
*

Rep : +1616/-122
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1851


?+! = ½


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #21 : 29 Mayıs 2006, 18:55:23 Pzt »

PLEVNE'NİN DÜŞÜŞÜ
10 Aralık 1877 tarihini taşıyan fotoğrafta, Plevne Kahramanı Gazi Osman Paşanın
iki kişinin kolunda, Rus Çarı Aleksandr ve üst düzey Rus komutanlar tarafından
kabul edilişi görüntüleniyor.

RUSLARIN MUHASARA FAALİYETİ VE
GAZİ OSMAN PAŞA



1 - Muhasara Hazırlığı



Ruslar üçüncü Plevne mağlubiyetinden
sonra burasının harp yolu ile zapt olunamayacağını anlamışlardı. Zira
Eylül ortalarında yalnız Plevne önlerindeki zayiatları , ölü ve yaralı
olarak 50.000 i bulmuştu. Bu kadar ağır kaybı başka hiç bir kesimde
vermemişlerdi. Bu nedenle, daha fazla vakit kaybetmeden muhasara faaliyetine geçilmesine
ittifakla karar verilmişti. Plevne önündeki muhasara ordusu komutanlığını
ise, Kırım seferi sırasında Sivastopol kalesini müdafaa etmiş olan,
General Totleben deruhte edecekti.



Muhasara için Harbiye Nezareti ne verilen
emir neticesi istihkam ve hendek kazmak için lazım olan alet ve edevat
getirilmiş, celb olunan ağır ve büyük toplar münasip yerlere yerrleştirilmiş
ve Plevne nin etrafı askeri kısımlara taksim olunmuştu.



3 Eylül de Plevne nin güney-doğsunda ,
Osma Suyu nun doğu kıyısı üzerindeki Lofça nın işgal edilmesi ve Osmanlı
doğu ve güney ordu gruplarının taarruz ve faaliyetleri akim kalınca, Rus
ordusu karargahında geniş bir nefes alınmıştı.



2 - Gazi Osman Paşa 'nın Durumu



Plevne 'nin Ruslar tarafından muhasaraya
alındığı sıralarda Gazi Osman Paşa 'nın elinde çok az miktarda cephane
bulunmaktaydı. Oldukça büyük bir muharebeyi devam ettirmek, hemen hemen
imkansız gibiydi. Çünkü bu sıralarda yalnız güney-batıda Sofya 'dan
cephane ve mühimmat alınabilmekteydi. Bunların çoğunu da Ruslar daha yolda
ele geçirmekteydiler. Şıpka'dan gelen General Gurko 28 Ekim de 35 bin kişilik
bir kuvvetle , Sofya -Plevne yolunu da kapatınca, Plevne tam manasıyla dört
taraftan kuşatılmış, tüm cihetlerle bağlantısı kesilmiş, mühimmat ve
muhabere hatları kapanmıştı.



32.000 'i Rumen askerlerinden oluşan
Rus-Rumen ortak kuvveti takriben 90.000 piyadeye varmıştı. Rumen kuvetleri
General Cernat tarafından, Rus kuvetleri ise Baron Krüdner General Krilof
Prens Meretinski ve General Skobelef tarafından kumanda edilmekteydi. Bu
kuvvetler ayrıca 250 sahra ve 20 muhasara topu ile desteklenmekteydi. Gazi
Osman Paşa 'nın emri altındaki kuvetlerinin sayısı ise 70.000 olarak tahmin
olunmaktaydı.



Gazi Osman Paşa , Rusların kesin olarak
Plevne yi muhasara altına alacaklarını anlayınca , henüz daha imkan
dahilindeyken, Plevne den yeni bir mukavemet noktası olarak orhaniye yahut
Sofya ya çekilebilmek için ısrarlı taleplerde bulunmuş , önerdiği
teklifler Mehmet Ali Paşa tarafından da desteklenmişti. Fakat Şevket Paşa nın
Plevne muhabere hattını açık tutacağına dair İstanbul 'a sunmuş olduğu
gayet iddialı raporu üzerine Seraskerlik makamı kendisine inanmış ve Osman
Paşa'ya sonuna kadar Plevne'de kalması emrini vererek yardım kuvvetleri gönderileceği
vadinde bulunmuştu.



Plevne muhasarası uzayıp düşmanın hücumları
şiddetlenince heyet-i devleti hayret ve şaşkınlık kaplamıştı. Dublini'de
Ahmet Hıfzı Paşa, Teliş'de Hakkı Paşa müfrezeleri esir düşmüş ,
Rodomirçe'de şevket Paşa bozulmuş ve Plevne tamamen muhasara altına alınmıştı.



Bu gelişmeler karşısında Gazi Osman Paşa
'nın Plevne'de kalarak dayanması taraftarı olanlar onun Orhaniye'ye çekilmesine
ve ricat hattının Şevket Paşa tarafından korunmasına karar vermişlerdi.
Bu husus erkan-ı harbce karar altına alınarak keyfiyetin Osman Paşa 'ya
tebliği olunması vazifesi de Şevket Paşa'ya teklgrafla emrolunmuştu. Çünkü
Şevket Paşa Rodomirce hezimetini, Orhaniye'ye dönüşünde tam bir zafer
kazanmış gibi Dersaadet'e arz ederek, Dersaadeti ve Başkumandan Süleyman Paşa'yı
aldatmak istemişti. Fakat gördüğü hezimetin tesirine mağlub olarak
kendisini yılgınlık kaplamıştı. Bu nedenle, emri bildiren telgraf
kendisine geldiğinde:



"Osman Paşa'nın Plevne'den çekilmesi,
hal ve mevkie nazaran pek ggüç ve müşkil olacaktır. Bu sırada Balkan
ordusu Troyan geçidinden Lofça ya doğru sahte bir tehdit manevrası icra eder
ve Tuna şark ordusu tarafından şiddetli taaruz ve hücum olunursa bu müşkilat
hafifler".



diye Serasker Kaymakamı Mustafa Paşa'ya
birr taraftan telgraf çekerken , başka bir telgrafname ile de keyfiyetsizliğinden
bahsederek, Dersaadet 'e dönmek için izin istemiş, tehlikeli bulduğu bu işte
bulunmamak için hasta gibi davranmıştı.



Gazi Osman Paşa 'ya varması gereken
ricat emri için o sırada Orhaniye 'de bulunan Yeni Zağra Kaymakamı Mehmed
Efendi ve yerli Pomaklardan ve Çerkeslerden birkaç kişi gönderilmişse de
muhasaranın imkan vermemesinden dolayı hiç ilerlenemeyerek çaresiz geri dönülmüştü.



İşin gittikçe sarpa sardığı ve yedi
sekiz gün uraşıldığı halde Plevne ye haber göndermeye bile ikidar
bulunmadığı ve Rusların Balkanları geçmeye hazırlandığı anlaşılınca
Süleyman Paşa'ya:



"Plevne ordusunun düşman muhasarasından
kurtulmasına tesirli bir yardımda bulunmak ve düşmanı Balkan'dan geçirmemek
ve geçmesi halinde ilerletmemek husularına dair olan askeri tedbir ve harekatıü
zamaniyle tatbik etmek ve kumandaca birlik hasıl olmak için askeri harekat ve
tertibat hakkında bundan böyle İstanbul'a müracaat eylememelerinin Osman ve
Rauf Paşalara tebliğine ve bir de, askeri tertibat olarak taaruz veya müdafaa
hareketinde sizin her bakımdan muhtar ve mezun bulunduğunuzun ve plevne ve
Balkan ordularının halen ve istikbalen hareketlerini tayin ve tadilinin münhasıran
sizin mesuliyet-i umumiyeniz altında cereyan edeceğini dahi size tebliğine,
meclis-i askeri karariyle irade-i seniyye şeref-müteallik buyurulmuştur. Artık
iktiza eden faydalı askeri tertibat ve hareketin ifasına müsaraat ediniz....



diye seraskerlik makamından bir
telgrafname gelmişti. Fakat bir netice alınamayınca Plevne'nin kurtarılması
işi Süleyman Paşa'dan alınarak Mehmet Ali Paşa' ya havale olunmuştu... Doğrudan
doğruya Plevne 'nin kurtarılmasına memur edilmiş bulunan Mehmet Ali Paşa
harp etmeden ricat etmekten başka bir iş görmemişti. Plevne 'den ise hiçbir
haber alınamamkta , durumu meraka sebeb olmaktaydı.



29 Ekim 'de Gazi osman Paşa 'ya ulaşan
emirde kuvvetlerini ve halkı Plevne'den tahliye ederek Orhaniye'ye çekilmesi
ve şehri de yakması emredilmekteydi. Gazi Osman Paşa bu emreee verdiği
cevapta , kendisinin 14 Eylül'de Plevne'den çekilmek için müracaatta bulunduğunu,
fakat orada kalmakla emrolunduğunu, artık tahliye için çok geç kalınmış
olduğunu belirtmişti.



Bu cevap üzerine Plevne'nin Gazi Osman Paşa
tarafından 25 Kasım 'da tahliye olunabileceği görüşü de hayalle
neticelenmişti.



Osmanlı ordusundaki bu tutarsızlık ve
keşmekeşliğin ve dolayısıyla Gazi Osman Paşa'ya diğer komutanlarca
gerekli yardımın yapılmamasının nedenleri arasında, onun üst üste kazanmış
olduğu zaferler ve gösterdiği kahramanlıklar neticesi kendisine gazilik ünvanının
verilmesi ve dolayısıyla itibarının bir kat daha artmasının intaç ettirdiği
kıskançlık yatmaktaydı. Bu kıskançlıktan dolayıdır ki, birtakım
bahaneler ileri sürülüp ataletle davranılarak Plevne'yi kurtarmak için hiçbir
teşebüstte bulunulmamıştı. Süleyman Paşa, eski Başkumandan Müşir
Mehmet Ali Paşa ve Müşir Rauf Paşa 'ya Plevne yolunu açmalarını emretmişse
de, ellerindeki kuvvetleri tehlikeye atarak mağlub olabilecekleri korkusuna da
kapılarak , böyle bir şeye teşebüs dahi etmemişlerdi. Aynı kıskançlıktan
Süleyman Paşa da payını almıştı. Komutanlardan sadece Ferik Deli Fuat Paşa,
4 Aralık 'ta Rusları Elana meydan muharebesinde yenerek 11 top ve bir hayli
Rus ağırlığını zaptetmiş, fakat bu zafer d neticesiz kalmıştı.



Süleyman Paşa'nın Maçka meydan
muharebesinde yenilmesi üzerine Şıpka'nın kuzeyine hakim olan Tırnova 'nın
geri alınması ümidi de kalmamıştı. Dolayısyla ne Süleyman paşa'dan ve
ne de Edirne'de yeni ordu teşkiline memur edilen Mehmet Ali Paşa'dan hiçbir
yardım görme ihtimali kalmayan Gazi Osman Paşa'ya Plevne'yi tek başına müdafaa
etmek vazifesi düşmekteydi.



HURUC HAREKATI



Mezkur gelişmeler üzerine Gazi Osman Paşa
bir an evvel huruc hareketine girişmek maksadıyla son tedbirleri yerine
getirmeye yönelmişti. Bu babdan olarak evvela Plevne mevziini birbirine ve
merkeze bağlayan telgraf hatlarını birer birer kestirmişti . Daha sonra
Plevne Valisi Hüseyin Beyle bir çeyrek saat kadar görüşerek kendisine bazı
ihtar ve talimatlarda buluunmuştu....



Huruc gecesi ortalık oldukça karanlık ,
yerler kırağı nedeniyle kaygan ve hava soğuktu. Fakat daha önceden kararlaştırılan
şekil ve yerde 40.000 kişilik ordu, bargirler ve arabalarla birlikte toplanmıştı.



Gazi Osman Paşa 10 Aralık sabahı 40.000
neferden oluşan ordusunu iki eşit kısma ayırmıştı . Bunlardan 20.000 kişilik
birinci kuvvet Rus istihkamlarına taaruz ederek muhasara hattını yarıp geçmeye
çalışacak , diğer 20.000 kişilik kuvvet ise evvelkinin taaruzunu himaye
ederek onlar geçtikten iki saat sonra hücumda bulunacaktı.



Kıtalar yavaş yavaş Vid suyunu geçmeye
başlamıştı. Sabah saat on sularında Tahir Paşa'nın kumandasına verilen
birinci fırkanın hepsi nehrin sol sahiline varmış ve Gazi Osman Paşa nın
emrine göre nehirden yüz adım ileride yalnız bir hat üzerine yayılmaya başlamışlardı.



Gazi Osman Paşa birinci grubu bizzat
kumandasına alarak Vid Suyu nu geçmeye ve düşman bataryalarının süvari
ateşi altında Rus mevzilerine yaklaşmaya muvafak olmuştu. Kafile ise henüz
köprüden geçmeye başlamış şafak söktüğü sıralarda arabaların yalnızca
yarısı karşıya geçebilmişti. Fırkanın muharebe nizamına girmesi de
ancak öğle vakti saat 1:30 civarında gerçekleşebilmişti.



Ruslar huruc hareketinin o cihetlerden yapılacağını
haber aldıklarından askeri kıtalarının büyük bir bölümünü o tarafa yığmışlardı.
Daha sonra da Dolni-Dubnik cihetinden Plevne kuvetlerini top ateşine tabi tutmuşlardı.
Esasen Ruslar, Gazi Osman Paşa nın o günlerde huruc hareketini icra etmek üzere
olduğunu, kullandıkları Bulgar casusları vasıtasıyla, her gün muntazam
bir şekilde haber almaktaydılar.



Gazi Osman Paşa mezkur liva başında
umumi hareketi sevk ve idare etmeye çalışırken , diğer taraftan Totleben
muhasara ordusunun ricat hattını kesmek için derhal bir çevirme hareketine
girişmişti...



Muharebe az bir zamanda her tarafa sirayet
etmiş., Vid Suyu kenarlarından Plevne içlerine kadar her yer ateş içinde
kalmıştı.



Plevne kuvetleri 1.500 metre kadar
ilerledikten sonra düşmanın keşif ateşi önünde ister istemez biraz
duraklamak zorunda kalmıştı. Durumu sezen Gazi Osman Paşa avcı hattını
takviye etmek suretiyle bu duraklamayı önlemiş ve kıtaların tekrar
ilerlemeye başlamasını sağlamıştı.



Plevne ordusu neticede muhasara hatlarının
en yakın kısımlarına kadar ulaşmış ve Rusların bulunduğu ilk
istihkamlara saldırmıştı. Bu saldırı neticesi birinci fırka düşmanın müdafaa
hattını yarmaya başlayarak üç büyük istihkam ve on bir kadar topunu
zaptetmişti. Fakat Rusların birinci müdafaa hattının 1 km. gerisinde ikinci
bir müdafaa hattı yeralmaktaydı. Bu iki hat arasında durmak ise mümkün değildi.
İki kısma ayrılmış olan Plevne ordusunun bu iki kısmı tamamen muharebeye
iştirak etmiş, ama kafi derecede destek bulamamıştı.



Plevne ordusu Rus mevzilerine karşı büyük
bir şevk ve azimle hücum etmişti. Bizzat Gazi Osman Paşa tarafından kumanda
edilen askeri bir kıta cephe hattını yararak Sibirya ve Güney Rusya alaylarının
müdafaa etmekte bulunduğu tabyaları süngü hücumu ile zaptetmişti,. Fakat
huruc hareketini ikmal için ihtiyata bırakılmış olan 20.000 kişilik
kuvvete lüzum duyulmaktadı. Bu esnada bu kuvvetler Rumenlerin de muharebeye
katılmaları ile Rus kuvvetleri karşısında zayıf düşmüş, Gazi Osman Paşa
dan da herhangi bir destek alamamıştı. Bütün asker ve subaylar ellerinden
gelen tüm gayreti göstermelerine rağmen , kendilerinden çok daha fazla olan
düşman gücü karşısında geri çekilmek mecburiyetinde kalmıştı.



Öğleye doğru Ruslar, gelen takviye
kuvetlerinin de yardımıyle, Gazi Osman Paşa kuvetlerinin zaptetmiş olduğu
tabya ve topları tekrar istirdad etmişlerdi.Gazi Osman Paşa ordusunun diğer
yarısını bir müddet beklemiş, nihayet mağlub oldukları haberini alınca,
öğle üzeri vakitlerinde Vid Suyu 'ndan ricat karar vermişdi. Fakat bu sırada
Rus-Rumen topçularının ateşi sonucu isabet eden bir şarapnel parçasıyla
altındaki atı ölmüş ve kendisi de sol ayağından yaralanmıştı.
Logged

!!!Hatıraların Sitesi!!!


Ayrıcalıktır.



Fox
Successfull
1 Kalp
*

Rep : +1616/-122
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1851


?+! = ½


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #22 : 29 Mayıs 2006, 18:55:41 Pzt »

Gazi Osman Paşa yaralı vaziyette harekatı
idare edemeyeceğini anlayarak etrafındaki kumandanlara : " Ben bu halimle
tam bir isabetle adarede bulunamam . Binaenaleyh , kumandanlığı rızamla
kumandanlar arasında en kıdemli olan Adil Paşa ya bırakıyorum. Vaziyet neyi
icab ettirise onu yapsın". demiş : fakat Adil Paşa harb vahim ve nazik
bir safhaya gelmiş olduğundan , aczini ileri sürerek bu teklifi reddetmişti.
Bunun üzerine bazı erkanı harb zabitleri."Bu hal ve şerait dahilinde
mukavemet imkansızdır. Bizim için düşmana teslim olmaktan başka çare
yoktur", diyerek fikirlerini beyan etmişlerdi.



Bir türlü teslim olmayı , temsil ordu
ve devletin şeref ve haysiyetine yediremeyen Gazi Osman Paşa nın üzüntüsü
cidden büyüktü. Fakat kurtulmak için hiçbir ümit kalmamış, her taraftan
da sarılmıştı. Neticede içinde bulunulan halin nazikliği ve maiyetinde
bulunan kumandanların ısrarı sonucu teslim olmaya karar vermişti.



Gazi Osman Paşa yaralandıktan sonra Vid
Suyu'nun sağ sahilinde küçük ahşap bir eve nakledilerek burada gelişigüzel
yerleştirilmiş olan bir yatağa yatırılmış ve yarasının tedavisine çalışılmıştı.



**** Teslim Görüşmeleri ****



Ateş kesilir kesilmez Vid Köprüsü nden
giden yolda beyaz bir bayrak yükselmişti . Bu , teslim görüşmelerini başlatmak
amacıyla gelen bir Osmanlı zabitiydi. Bunun üzerine General Skobelef de
beraberinde kırk kadar subay ve gazetecilerle köprüye doğru ilerlemişti.
Osmanlı subayı Skobelefin tercümanıyla birkaç dakika konuştuktan sonra gözleri
bağlı olarak General Ganetski nin yanına götürülmüş , fakat General
subayın küçük rütbeli olduğunu öğrenince kendisiyle görüşmeyi
reddetmişti. Bunun üzerine Plevne Kıtasından bir başka subay gönderilmişti.
Türkçe den başka bir dil bilmeyen bu subaya Ruslar, Gazi Osman Paşa ya
hitaben yazılmış Fransızca bir mektup vermişlerdi. Bu mektupta:



"Ekselans, burada kumandanlık eden
General Ganetski, sizin yaralı olduğunuzu bildiğinden ancak sizi temsil
edebilecek bir parlamenteri kabul edeceğini söylememi emretti",



denilmekteydi, bu mesaj , ikinci gelen
subayla Gazi Osman Paşa 'ya iletilmiş ve mezkur subay da muhatab kabul olunmamıştı.



Birmüddet sonra, tümenin önünde
General Skobelef maiyetiyle beraber, köprüye varmıştı. Köprünün arkasında
gruplar halinde ve ellerinde silahları bulunan Plevne askerleri yeralmaktaydı.



Skobelef ve muhabir McGahan köprüye vardıklarında
kendilerine yaklaşan bir Osmanlı subayı Osman Paşa'nın bizzat geleceğini
haber vermişti. Bu haber üzerine Skobelef heyecan içinde." Osman Paşa
çağımızın en büyük generalidir. Memleketinin şerefini korumuştur.
kendisine elimi uzatarak bunu ifade edeceğim", diye hissiyatını dile
getirmişti.



Gazi Osman Paşa nın gelmesinin beklendiği
bir sırada Tevfik Paşa'nın bir at üzerinde yaklaştığı görülmüştü.
Tevfik Paşa Rus subaylarına doğru ilerleyerek Fransızca olarak:"Osman
Paşa yaralandı!" demiş, Skobelef de:"Ümit ederim ki yarası ağır
değildir , değil mi?" diye sormuştu. Tevfik Paşa buna:
"Bilmiyorum" karşılığını vermişti. Uzun bir sessizlikten sonra
Skobelef bu defa: "Görüşmek istediğiniz biri var mı? Kiminle konuşmak
istiyorsunuz?" sualinde bulunmuştu.



Tevfik Paşa bu dakikalarda sükur halinde
ve durgun bir vaziyette gözlerini ufka dikmişti. Ancak yanlarına Çarlık
karargahından General Strokolof geldiğinde Tevfik Paşa,Gazi Osman Paşa ve
ordusunun teslim olduğunu , ordusunu teslim etmek görevini başkasına
burakmak istemediğinden General Ganetski nin yatmakta olduğu küçük kulübeye
kadar gelmesini rica ettiğini belirtmişti. Bunun üzerine haberin General
Ganetski ye ulaştırılması için derhal bir subay yola çıkarılmıştı.
General Ganetski hemen köprüye gelmiş ve General Strokov a barakaya gitmesi
emrini vermişti.



Bu emir üzerine genç general, etrafında
birkaç subay, Gazi Osman Paşa'nın yaveri ve doktorlarının bulunduğu kırmızı
kiremitli barakaya gelmişti.



İçeriye giren Srokov , kendisini ,
ilkinin yaralılarla dolu bir ahıra , ikincisinin subayların bulunduğu küçük
bir hücreye açıldığı üç kapı önünde bulmuştu. Odanın sağında
bulunan bir ocak, odayı ısıtmaktan ziyade ortalığı dumanla kaplamıştı.
Gazi Osman Paşa yaralı bir vaziyette, tahta bir iskemble üzerinde oturmakta
ve doktoru Hasib Bey yarasını tedavi etmekteydi. Odanın duvarı boyunca, üzlerinden
teesür okunan , paşalar yeralmaktaydı.



General Strokov odaya girince Gazi Osman
Paşa güçlükle doğrularak elini uzatmıştı. Bunu gören Strıkov: "Paşam
yaralısınız, lütfen rahatsız olmayınız" diye ricada bulunmuştu.



Bir müddet sonra General Ganetski
barakaya gelmiş , şapkasını çıkararak elini bir dost rahatlığı ile
Osman Paşa'ya uzatmış ve :"Sizi tebrik ederim. Yapmış olduğunuz hücum
fevkaladeydi. Askerlerinize lütfen emrediniz silahlarını bıraksınlar",
diyerek Gazi Osman Paşa nın yanına oturmuştu... Saatler ilerledikçe ortalığı
derin bir sessizlik ve kasvet havası kaplamıştı.



Her iki Generalin odadan çıkması üzerine
Gazi Osman Paşa o güne kadar şerefle kullanmış olduğu kılıncını çıkartarak
General Ganetskiye uzatmıştı.



GAZİ OSMAN PAŞA NIN İSTANBULA DÖNÜŞÜ



Sultan II Abdülhamid , Serasker Müşir
Rauf Paşa'yı seraskerlik vazifesi uhdesinde kalmak üzere , yaveri ekremilik
ve fevkalade büyük elçilik payeleriyle hem Rusya 'da bazı görüşmelerde
bulunmak ve hem de Gazi Osman Paşa'yı alıp İstanbul'a getirmek üzere
Petersburg 'a göndermiştir.



Yapılan görüşmeler neticesinde Gazi
Osman Paşa 'nın İstanbul'a dönmesine müsaade olunmuştur. Yolculuk esnasında
mihmandarlık vazifesinde bulunmak üzere meşhur General Nemikof, Gazi Osman Paşa
nın maiyetine verilmiş ve ayrıca Rus Çarı tarafından Paşa'ya , kahramanlığını
takdir manasında, çifte nişan takılmıştır.



Gazi osman Paşa nın gelmekte olduğunu
haber alan İstanbul halkı sahile dökülerek tüm geceyi ayaküzerinde sabaha
kadar geçirmeye razu omuş ve büyük bir Çoşku ile kendisini beklemeye
koyulmuştur.



Kız Kulesi açıklarına gelen Rus
vapurunun bordasına , mevcut izdihamdan Gazi Osman Paşa yı kurtarmak için, süslü
ve ihtişamlı bir sürü saltanat kayığı yanaşmış ve kendisini buradan
alarak Paşa İskelesi ne götürmüşlerdi.



Gazi Osman Paşa , refakatinde Serasker
Rauf Paşa ile birlikte saltanat kayığından çıkarken, Padişahın Başyaveri
ve Sultan Aziz'in damadı Müşir Dağıstanlı Mehmet Paşa eline sarılmış
ve: "Namınamü akdesi padişahiye beyanı hoşamediye memur" olduğunu
belirterek heyecanla elini öpmüş Gazi Osman Paşa da kendisini hasretle
kucaklamıştı.



Bu sırada iskeleyi dolduran halk:
"Hoş geldin ey namuslu kahraman, çok yaşa Gazi Osman " nidaları
ile ortalığı inletmiştir.



Sultan Abdülhamid, koşumları altın ve
gümüşle işlenmiş bir çift iri yağız Rus katanası koşulu landosunu,
binmesi için Osman Paşa'ya tahsis etmişti. Bu ilk saltanat arabasına Gazi
Osman Paşa tek başına binerek sağ tarafa oturmuş, Serasker rauf Paşa ve
Gazi Osman Paşa nın yaveri Tevfik Paşa da ikinci arabada yeralmkış, mabeyn
erkanının da yerlerini almalarıyla , halkın heyecan içerisinde doldurduğu
ve kapladığı Beşiktaş Caddesi , Serencebey Yokuşu geçilerek Yıldız
Sarayı'na doğru hareket edilmişti.

Logged

!!!Hatıraların Sitesi!!!


Ayrıcalıktır.



Fox
Successfull
1 Kalp
*

Rep : +1616/-122
Offline Offline

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1851


?+! = ½


Üyelik Bilgileri WWW
« Yanıtla #23 : 29 Mayıs 2006, 18:55:59 Pzt »

Gazi Osman Paşa nın bulunduğu araba Yıldız
Sarayı'ndan içeri girince: "Gazii meduhul-efali bizzat kendim
istikbal edeceğim!" diyen Sultan Abdülhamid kendini tutamayarak teşrifat
ve merasim hudutlarını dinlemeyerek Divanı Hümayun merdivenlerinin ortasına
kadar kollarını açarak yürümüş ve Gazi osman Paşa'yı "Gel benim
kahraman Osmanım! Berhüdar ol! şanı milleti ancak sen muhafaza ettin. Vatan
uğurunda yaptığın gazaya bütün cihanı hayran eyledin. Osmanlı askerliğinin
şerefini sen göklere çıkardın. Senin gözlerini öpmek için hasretle
ahdetmiştim. Gel ahdımı yerine getireyim. Gözlerini öpeyim",
diyerek karşılamıştır.



Merdivenleri ağır ağır inmekte olan
Padişahın kendisine doğru gelmekte olduğunu gören Gazi Osman Paşa ileriye
doğru atılmış ve: "Şevketli Padişahım ! Sağ kaldığım için
gönlümde tek bir sevinç varsa o da zatı şahanelerinin ayak türabına yüzümü,
gözümü sürmek için nice yıllardır kalbimin en mahrem hücresinde cevheri
can gibi sakladığım bir emeli mukaddesenin husulü içindi. Allahu Teala
hazretlerine hamdolsun ki bugün o şerefe de kavuştum " demiştir.



Uhdesine taşıdığı vazifelerin ve II
Abdülhamid'e olan yakınlığının kendisine kazandırmış olduğu
avantajlardan yararlanarak siyasi çalışmalarda da bulunan Osman Paşa'nın en
büyük mücadelesi ordunun ıslahı konusunda olmuştur. Yapılması düşünülen
ıslahat hareketinin kendi değerlerimize dayanan ve dış bağımlılığı doğuracak
her türlü teşebüsten uzak bir program dahilinde yapılması gerektiği
fikrini savunmuş ve bu fikri benimseyenlerin temsilcissi durumunda olmuştur.
Onun bu davranışı İngiliz yanlısı bir politika izleyen başta Tunuslu
Hayredin Paşa olmak üzere Fuat ve Nusret Paşalarla anlaşmazlığa düşmesine
sebep olmuş, bu durum ise kendisini Sultan II Abdülhamid in gözünden düşürmek
ve İstanbul dan uzaklaştırmak için, aleyhinde birtakım suçlamalar ve
ithamlarda bulunulmasıyla neticelenmiştir.



Osman Paşa nın saray muhiti içerisindeki
önemli çalışmalarından biri de ülema sınıfı ile işbirliği içerisinde
olması ve dini sınıfın liderliğini yapmış bulunmasıdır.



Muhalifler tarafından her türlü girişimlere
rağmen Osman Paşa yirmi üç yıl süren (1877-1900) Saray hayatı esnasında
kendisi II Abdülhamid e sadakatle bağlı kaldığı gibi Abdülhamid'e de Ona
karşı güven beslemiş , iki oğlunu iki kızına damad etmiş, cuma ve sair<