rana: meraba | Sedef: seni seviyorum aşkımmmm|

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Dini terimler -- D --  (Okunma Sayısı 260 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Offline
  Mesaj Sayısı: 771
  Üye No: 2761
  Cinsiyet: Bay
  Rep : +6/-5
  Pano: KaRaNLıKTaN SoNSuZ aYDıNLıĞa

Üyelik Bilgileri E-Posta
« : 06 Temmuz 2006, 21:24:34 Prş »



Dabbe:      Kapıya koyulan yassı enli demir. Kabile ismi.
Dabbet-ül erd:      Kıyâmet kopmadan önce ortaya çıkacak olan dehşetli bir mahlûk. Mü'min ve kâfirleri ayırıp, alınlarına Cennetlik ve Cehennemlik mührünü vurur.
Dalâlet :     İmân ve İslâmiyetten ayrılmak. Azmak. Hak ve hakikattan ayrılmak.
Danik:      Bir dirhemin dörtte biri. Mangır.
Danişmend:       Bilgili. İlim sâhibi. Kadıların ve müderrislerin yanında stajyer olarak çalışan.
Darb-ı mesel :        Misâl olarak söylenen meşhûr söz. Atasözü.
Dâr-ı gurûr :      Gurur evi. Dünyâ.
Dâr-ül fünûn:       Osmanlı Devletinde yüksek ilimlerin öğretildiği yer. Bugünkü üniversite karşılığıdır.
Dâr-ül harb :      Harp meydanı. Kâfir memleketi. İslÂmi hükümlerin uygulanmadığı yer.
Dâr-ül hadis:       Hadis-i şerif ilimleri okutulan medreseler.
Dâr-ül hilâfe:       Hilâfet merkezi, İstanbul.
Dâr-ül İslâm:       İslâm memleketi. Müslümanların hâkim olduğu yer.
Dâr-ül Kur'ân :     Kur'ân-ı kerim okutulan yer. Medrese
Dâr-ün nedve :      Münâfıkların toplanıp, Peygamberimizin (sallallâhü aleyhi ve sellem) aleyhinde karar aldıkları yer.
Dâr-üs-selâm
 Cennet. Bağdat'ın eski adı. Selâmet yeri.
 
 Dâr-üş-şifâ:      Şifâ yurdu. Sağlık yurdu. Tımarhâne.
Da'vâ:      Bir kimsenin hakkını aramak üzere mahkemeye mürâcaatı.
Da'vet:       Ziyâfet. Çağırma. Duâ. Bir fikri kâbul ettirmek için delil getirme, gayret gösterme.
Deccâl :     Hakkı bâtıl, bâtılı hak olarak gösteren. Cennet dediği Cehennem, Cehennem dediği cennet. Kıyâmet kopmadan önce çıkacak ve Hazreti İsâ (aleyhisselâm)ile Hazreti Mehdi tarafından öldürülecek.
Defterdâr:      Bir vilâyetin mâliye işlerine bakan kimse. Osmanlı Devletinde mâli işlerin başındaki me'mur.
Defterhâne:       Malların tasarruf muâmelelerinin yapıldığı ve kayıtlarının muhâfaza edildiği yer.
Dehâ:      Öok akıllılık. Zekiliğin ve anlayışlılığın son derecesi. İleri görüşlülük.
Dehri:       Kıyâmetin kopmıyacağına ve âhireti inkâr eden, rûhun cesetle birlikte öldüğüne inanan sapık kimse.
Delil ve delâil :      Deliller. Bürhânlar. İsbat vâsıtaları.
Denâet:       Alçaklık. Çok fenâ.Âdilik.
Ders:      vekili Bâyezid Medresesi'nde şeyhülislâma vekâleten ders vermek üzere müderrisler içinden seçilen âlim. Sonraları medreselerde tedrisatla mükellef olan me'murlar için de kullanılmıştır.
Derk-i esfel:      Cehennemin en dibi.
Desise :    Hile.
Deyn:       Zimmetinde bulunan şey. Satış ve ödünç verme veyâ başka sebeblerle ödenmesi lâzım olan borçtur. Alış-verişte, hazır olmayıp ayrı olarak bulunduğu yeri bildirilmeyen her türlü mala; veye hazır olup da, ayrı olarak gösterilmeyen kıyemi mala denir.
Dil :     Lisan. Tat alma duygusu ve konuşma uzvu, gönül, kalb.
Din :     İnsanları, dünyâda ve âhirette seâdete götürmek için, Allahü teâlâ tarafından peygamberler vâsıtasıyla gösterilen yol.
Dirhem :      Osmanlılar zamânında kullanılan 4.8 gram olan ağırlık.
Divân-ü hümâyun:       Sadrâzam, Şeyhülislâm, kadıasker, Defterdâr gibi devletin ileri gelenlerinin huzûrunda, halkın şikâyet ve davâlarının dinlenip hâl olduğu yer, meclis. Pâdişâh huzûru.
Divân:      Büyük meclis. Şâirlerin şiirlerini topladıkları kitab.
Diyânet:     Allahü teâlâ ile kul arasında olan işler. Dindarlık. Dinin emirlerine uygun hareket etmek. Din işleri.
Diyet:      Kan bedeli.Öldürülen bir kimse için en yakın vârisine kâtilin ödemesi dinen emrolunan para veyâ mal.
Dönüm:      Şimdiki ölçülere göre bin metrekarelik alan.
Duâ :     Allahü teâlâ'ya yalvarma, niyâz tazarru. O'ndan hayır va rahmet dilemek, istemek.
Dürr :     İnci tânesi.
Dürr-i beyzâ:       Parlak, büyük inci.
Dürzi:       Suriye'nin güneyi ile Ürdün ve İsrâil'de yaşıyan bir kavimdir. Dalâlet fırkalarından en bâtıl yola sapmışlardır. Tenâsühe inanırlar. Tanrılık insandan insana geçer derler.
Düstûr :     Umûmi kâide. Kânun, nizâm. Nümûne. İzin, müsâade.
Logged

eĞeR eLiNDeYSeM Ne oLuR ÇaL KaPıMı,
eĞeR  YüReĞiNDeYSeM  SiL GöZYaŞıMı.
Etiketler : Dini terimler -- D --, Paylaşım, Oyun, Dini terimler -- D --, Film, Eğlence, Dini terimler -- D --, Dizi, komik, Dini terimler -- D --
« : 06 Temmuz 2006, 21:24:34 Prş »
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: