
Mesaj Sayısı: 771
Üye No: 2761
Cinsiyet:
Rep : +6/-5
Pano: KaRaNLıKTaN SoNSuZ aYDıNLıĞa
|
 |
« : 06 Temmuz 2006, 21:04:04 Prş » |
|
Abâ Yünden yapılan kaba kumaş Abâdile Dört Abdullah (Abdullah bin Ömer, Adullah bin Abbâs, Abdullah bin Zübeyr, Abdullah bin Mes'ûd veya Abdullah bin Amr) Abdullah'ın çoğulu. Abdullah isminde olan çok kimseler. Abbâd Bkz. Âbid. Abd Kul, köle, hizmetçi, bende. Abes Boş þeylerle uğraþmak, Namazda, fâidesiz hareketler. Âb-ı hayât Hayat suyu. Tatlı su. Âbid İlmi olmayıp fazla ibâdet eden Acem İranlılar. Arab olmayanlar Âdâb Usûller, kâydeler, yollar. Terbiye, utanma. Adâlet Bir âmirin, bir hâkimin memleketi idâre için koyduğu kânun, kâide, çizdiği hudud içinde hareket etmektir. Adâvet Düşmanlık-hüsûmet, kin, buğz, garaz. Adem Yokluk. Âdetullah Âdet-i ilâhiyye. Allahü teâlânın sebepler âleminde yaratması. Âdil Doğruluk gösteren, adâletli, büyük günah işlemeyen, küçük günaha alışık olmayan. Âfâki Dereden, tepeden söz. (Tasavvufta, Allahü teâlâdan başka insanın dışında olan herşey.) Afif Temiz, güzel, lezih, iffetli ve nâmuslu olan, haramlardan sakınan, müstekim. Âfiyet Sağlık, sıhhatte olma, günah işlemediği zaman. Afv Suçunu bağışlama. Ahbâr Haberler. Sahâbeden bildirilen sözler. Ahd Söz vermek, yemin, devir, zaman. Ahd-i misâk Allahü teâlânın ezelde rûhlara; ''Ben sizin Rabbiniz değil miyim?'' diye suâl edince, onlarda; ''Evet, sen bizim Rabbimizsin'' diyerek verdikleri söz, yemin, anlaşma, sözleþme. Ahfâ Hafi, gizli. Âlem-i Emr'deki latifelerden. Âhiret Öbür dünyâ. Öldükten sonraki hayat. Ahkam-ı şer'iyye Dini hükümler. Ahlak İnsanda bulunan rûhi hâller. İyilik etmek, kötülükten kaçınmak için ta'kibi lâzım gelen usûl ve kâideleri öğreten ilim. Ahlâk-ı hamide Övülecek huylar, güzel huylar. Ahlak-ı zemime İslâmiyetin yasak ettiği kötü huylar. Ahvâl Durumlar, bulunuşlar, hâller. Ahvâl-i şahsiyye Şahsi hâller. Akâid İ'tikâda dâir hükümler, esâslar. Akçe Gümüşten yapılmıþ Osmanlı parası. Akd Sözleşme, bağ, düğümleme. Akıncı Osmanlı hudut boylarında bulunan ve düşman illerine saldıran mücâhid. Âkıbet Bir şeyin sonu, nihâyet, netice. Akide İmân, inanılan ve ,'tikad edilen bilgilerin esâsı. Akika Doðan çocuk için kesilen kurban. Âkıl ve bâliğ Evlenecek çaða gelen, mükellef olan kimse. Akim Güdük, sonu olmayan, kısır. Aktâb Evliyâlarýn en üst derecede olanları. Alâka İlgi,münâsebet. Âlem Mahlûkların, yaratılmışların hepsi. Âlem-i emr Madde olmayan ve ölçülemiyen âlem. Âlem-i halk Madde olup ölçülebilen âlem. Yerler, dağlar, gökler. Âlem-i melekût Melekler, rûhlar âlemi. Âlem-i misâl Ruh âlemi ile, madde,varlık âlemindeki şekillerin ayna gibi görüntüsünü yansıtan âlemdir.Varlık âlemi olmayıp, görünen bir âlemdir. Ayna gibid,r. Âlem-işühûd Görünen madde âlemi. Âlem-i halk da denir. Âl-i Nebevi Peygamber efendimizin (sallallâhü aleyhi ve sellem) müslüman olan akrabâları. Âli himmet Himmeti yüksek olan. Allâme Çok büyük âlim. A'mâl-i sâliha Güzel ameller. A'mâl-i şer'iyye Namaz, oruç gibi dini ibâdetler. Amden Kasden, bile bile. Amel İş, çalışma. Bir emri yerine getirme. Dini bir emri ifâ etme. İtâat, ibâdet etmek. Âmentü İnanılması, imân edilmesi lâzım olan altı şarta ya'ni Allahü teâlâya, Meleklere, Kitâblara, Peygamberlere Âhiret gününe, Kazâ ve Kadere inanmaya verilen isim. Âmil İşleyen. Zekât tahsiline me'mur kimse. Mütevelli. Amel eden, ibâdet eden. Anâsır-ı erbeâ Dört unsur: Toprak, ateş, hava, su. A'raf Cennet ile Cehennem arasındaki yer. Âdetler, usûller. Sırt, tepe. Arafat Mekke'de hacıların Kurban bayramı arefesinde vakfeye durduğu ve Hazreti Âdem ve Hazreti Havvâ'nın buluştukları dağ. Arasat Mahşer yeri, haşr ve neşr yeri. A'râz İþâretler, alâmetler. Var oluşu, ancak kendisini taşıyan başka bir varlıkla hissedilebilen, kendi başına boşlukta yer tutamıyan şey. A'rec Anadan doğma topal. Arefe Kurban bayramının birinci gününden evvelki güne verilen isim. Ârif Bilgili, bilen, irfân sâhibi, veli. Ârif-i billah Allahü teâlâyı tanıyan, âhiret âlimi. Âriyet Bir malın menfeatini ya'ni kullanılmasını hibe etmek. Arş-ı a'lâ Âlem-i emr ile Alem-i halk arası olan büyük âlem. Yere ve göke benzemez. Mahlûkların en şereflisidir. Daha saf ve daha nûrludur. Onun için Arşullah da denir. Arşın Osmanlılarda kullanılan uzunluk ölçü birimi. (68) Arûz Arab, Türk, Fars, Hind şiirlerinde hece kalıpları. Asabe Ölenin erkek cihetinden olan akrabâları. Âsâr Eserler. Sehâbeden bildirilen haberler. Âsâ-i Mûsâ Mûsâ aleyhisselâmın âsâsı ki; mu'cize olarak yılan, ejderha olurdu. Asfiyâ Takvâ sâhipleri, sufiler, kemâlât sâhibleri. Doğru yolda olanlar. Âsi İsyân eden, karşý gelen. Günahkâr. Haydut. Ahlâkı bozuk. Âsitâne Eşik. Pâyitaht (başşehir) Büyük tekke. İstanbul. Asr-ı seâdet Peygamber efendimizin (sallallâhü aleyhi ve sellem) Eshâb-ı kirâmın ve Tâbiinin zamânı. Aşere-i mübeşşere Cennetle müjdelenen on kişi. Âşir Öşr denilen zekâtı toplayan. Ateist Allahü teâlânın varığına inanmayan, dinsiz. Âti Gelecek zaman, istikbâl. Atiyye Hediyye, bahşiş, lütuf ve ihsân. Attâr Güzel koku satan. Avâm İlmi, irfânı kıt olan kimse. Halk. Avdet Aslına dönme, geri gelme, rücû. A'yân Bir yerin ileri gelenleri. Âyet-i kerime Kur'ân-ı kerimde sûrelerin kısımları. Ayn Aslı, kendisi. Birşeyin eşi, tıpkısı. Mevcut olan varlık.Göz. Ayn-ı sâbite Varlıkların Allahü teâlânın ilminde sâbit olan ezli hakikatları, var olmadan evvel varlıklar hakkındaki Allahü teâlânın ilmi. Azamet Cenâb-ı Hakkın büyüklüğü. Azâzil İblisin (şeytanın) diğer adı. Azimet Gitme, gidiş. Dini emirlerini yapma ve yasaklarından sakınma husûsunda ruhsatları terketme. Aziz Muhterem, sevgili. Azm Karar, kasıt, niyet. Azrâil Allahü teâlânın emriyle canlıların rûhunu alan melek.
|