mustafa: sen benim yaşama kaynagımsın gül güzelim |  BEYTULLAH: seni benim kadar sevennleer sana benim kadar hesret kalsınlar... SENİ SEVİYORUM |  burak: ilan-ı aşk ediorum benimle ewlenirmsin ? burcu |  Burcu: sen benim nefesim sen benim hayalim sen benim rüyam sen benim herşeyimsin barış sen benim aşkım sen benim tek benimsin |  ezgi: seni cok sevmistim yunus cok ama sen serefsizlik yapip birakip gittin benim cektigimi sende cek aska sevgiye hasret yasaaa!!!! |  Ömer: AŞKIM SENİ ÇOOK SEVİYORUM |  RIDVAN: FENERBAHÇEM BENİM BİRİCİK SEVGİLİM |  Cetrik: Şemdinli de yitirdiğimiz Şehitlerimize Allahtan Rahmet..Ailelerine sabırlar dilerim.Kahrolsun bu vatanı ve Milleti bölmek isteyen hain ve şerefsizler!Vatan bir bütündür Bölünemez!Yüce türk Milletinin başı sağolsun. |  büşra: gülçin senı çok sevıyorum konsere gelın adana |  booys : sana tapıyorum ecee |  kübra: seni seviyorum gökan |  emre: nurcan seni çok seviyorum |  fatoş: hayatımın anlamı canım bitanem canım kocam benim ahmetim çok sewiyorum |  hasan: seni seviyorum gülüm |  gokhan: seni sewiyprum hanife |  ferhat : sewillllllllll seni sewiyorumyaşama sebebim |  memo: senı sevıorum gülçin |  sevda: SENİ SEVİYORUM EMRAH |  tempra : seni seviyoru bebeyim |  kubra: askım seni çok sevıom |  ceren: seni seviyorum yağızzz ama sen bnm çocukluk arkadaşımsın benden soğumanı istemiorum:'( |  sedef: sana deliler gibi aşığım kocacım herşeyim nefesimsin vee sadece benimsin osmannnnnnnnnnnnnnn |  basaga: seni sensizliğe kendimle birlikte hapsettim hatice |  fatoş: aşkım seni seviorum iyki benimlesin canım aşkım |  Mehtap: Seni seviyorum ahmettt |
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Aynanız Ağlıyor Mu?  (Okunma Sayısı 126 defa)
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
bicikzade
1 Kalp
*

Offline
  Mesaj Sayısı: 731
  Üye No: 58
  Cinsiyet: Bay
  Rep : +35/-1

Üyelik Bilgileri E-Posta Ödüller
« : 16 Temmuz 2008, 00:40:24 Çrş »

Duru bir sudan daha derindi ayna. Binlerce demir parçasının ateşte eritilip bir bütün demir parçası elde edildiği gibi onu da kim bilir kaç kum tanesinden elde etmişler, içine kim bilir daha neler katmışlardı.

İlk halini hatırlıyor, kendini göremiyordu... Yeni doğmuş bir çocuk gibi şuursuzdu.

Bir yanı siyah giyindiği gün içi gibi her yeri ışıldıyordu. Hele altın rengindeki çerçeveye sahip olduğu gün tacını giymiş kral gibi gülümsüyordu.

Beyaz bir duvara asıldı. Artık sırtını dayadığı duvara bir çivi ile bağlanarak onunla dost olmuştu.

Yaşamın bir penceresi olmuştu. Her şeyi olduğu gibi gerçek, tarafsız ve yorumsuz yansıtan bir pencere.

Ağlayanla ağlıyor, gülenle gülüyordu. Görmek istediği gibi bakanlar oluyordu aynaya. Onlara görmek istediklerini göstermenin, içinde açtığı yarayı anlayabilmek çok zordu.

Maskeli yüzlerin maskesiyle karşılaşmak, yüreklerindeki acımasızlığın riyanın vefasızlığın yüzlerine akseden yönleriyle karşılaşmak kolay değildi.

Özellikle geceleri, son ışık da terk edip gittiğinde, ayna sessiz sessiz ağlıyordu. Bazen kendi gözyaşlarını siliyor, bazen de yakalanıyordu. Neyse ki sıcaklık farkından oluştuğunu düşünerek siliyorlardı üstündeki damla damla yaşları. Oysa ayna ağlıyordu.

Kimi zaman yalnız başına kaldığında, bir gün dilinin çözülüp kendisine bakanlarla konuşacaklarını karşısında birine söyler gibi kendi kendine konuşuyordu:

"Siz insanlar ne tuhafsınız. Olduğunuz başka, olmak istediğiniz başka. Aradığınız başka, bulduğunuzu sandığınız daha başka. Dört bucakta aradığınız huzurun yanı başınızda olduğunu inatla görmek istemeyen garip varlıklar.

Bir gün ellerinizi şakaklarına dayayıp karşıma geçseniz... Düşünseniz... Kendi gözlerinizin içine baksanız derin derin. Her şeyin çaresini bulacaksınız. Huzurun, başarının, dostluğun, sadakatin, samimiyetin ta kendisini...

Sorun da içinizde, çözüm de... Maskeyi yırtmanın yolu da bu...

Bir kalem alıp elinize kendinizi çizseniz yüzünüzü nasıl çizersiniz. Masum çocukluğunuzun kaybolan hüznüyle mi?

Ya benim halim?... Sizi her saniye görmek istediğiniz şekille resmetmek zorundayım. En zoru da; olmak istediğinizi anlamakta çekiyorum.

Nelerinizi görmüyorum ki... Benden ayrı olduğunuzda yaptıklarınızı bile okuyorum yüzlerinizde.

Bazen uyarmak istediğim oluyor sizi, olduğunuz gibi gösteriyorum. "Şimdi kötü görünüyorum" diyorsunuz. Yine de kötü olduğunuzu kabullenmiyorsunuz. Sizin üzdüklerinizi unutup, sizi üzmekten korkarak eski halime çekiniyorum.

Az da olsa gözlerinizin içinin güldüğü oluyor. Bazen ilahi bir lütuf gibi samimice gözlerinizin yaşardığında sizi, ne çok seviyorum.

Gerçek hayatta yaptıklarınızı romanlarda, hikayelerde, filmlerde bir başkasının yaptığını gördüğünüzde; sanki onları siz yapmamışçasına mağdur olandan yana olup sizi temsil edene kızıyorsunuz. Ne büyük çelişki?.

Ben aynalığımdan utanıyorum. Ama siz...

Kendinize böyle yabancı olmasanız... Biraz olsun ruhunuzu dinleseniz karşımda. Kendinizi sorgulasanız...

İçinizden birinin dediği gibi Suçlarınız yüzünüzde görünseydi biz aynaları satın almazdınız' Yüzünüzde maske var. Yaşlanınca maskeyi bir parça çıkarıyorsunuz. Bu kez de, aynalar yalan söylüyor diye yalancılıkla suçluyorsunuz.

Görmeyi bilseniz, görmek isteseniz, her biriniz bir ayna. Ama siyah gözlüklerle gizliyorsunuz gözlerinizi. Cenazelerde ağlamadığınız bilinmesin, dışarıda nereye baktığınız fark edilmesin diye.

Merhametin yokluğu, kıskançlığın hakimiyeti belli olmasın diye.

Yalan söyleyen dudaklarınızı boyalarla kapatıyor, kirlenen yüzünüzü fondötenlerle kremlerle örtüyorsunuz.

İmrenilecek halinizde yok değil. Siz, yanlışlarınızı bana göre çok kısa hayatınızda kolayca taşırken, ben doğruluğu sonsuza yakın taşımak zorundayım.

Fanilik bazen, ne güzel diyorum.

Bir tırtılın kelebeğe dönüştükten sonraki ömrü, gül bahçesinde de geçse en fazla bir gün.. Sizlerin de atmış, yetmiş, nihayet yüz yıl... Bu süreler içinde yer, içer çoğalır; dilediğiniz gibi yaşarsınız. Her gün üzerime konan karasinekler bile 3 gün yaşar.

Oysa ben büyüyemem, çoğalamam. Sekiz bin yıl önce Çatalhöyük'te var olan en eski atam bile sizin elinizde. Rahat bırakmamışsınız...

Sizin toprak olma hakkınız var. Biz aynaların kuma dönüşme hakkımız yok nedense?"

Ayna böyle söylüyor, kırılgan bir yürekle hayata tutunmaya çalışan insanlar gibi, beyaz duvara ufacık bir çiviyle tutunuyordu.

Duvar bir gün "yeter" dedi.
Çivinin prangasını çözdü.
Ayna yere düştü.
Kırıldı.

Şimdi ayna bir köşede özellikle geceleri, son ışık da terk edip gittiğinde, sessiz sessiz ağlıyor. Her şeye rağmen kendi doğrularıyla var olmanın mutluluk gözyaşları bir yandan; eğilenlerin, bükülenlerin açması haline yönelik hüzün bulutları diğer yandan. Sahi sizin de aynanız var mı? Aynanız ağlıyor mu?

 
ismail ürken....
Logged

SENİ SENLE SEVDİM
Senin gözlerini sevdim
Bakışlarıyla
Senin saçlarnı sevdim
kokusuya
Senin dudaklarını sevdim
Tebessümüyle
Seni senle sevdim
Sana olan aşkımla
Etiketler : Aynanız Ağlıyor Mu?, Paylaşım, Oyun, Aynanız Ağlıyor Mu?, Film, Eğlence, Aynanız Ağlıyor Mu?, Dizi, komik, Aynanız Ağlıyor Mu?
« : 16 Temmuz 2008, 00:40:24 Çrş »
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer: